sağır ile cümle
sağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Snälla hälsa henne med dundrande applåder.
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Vær sød at modtage hende med en tordende applaus!
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Παρακαλώ προσκαλέστε την με ένα δυνατό συγκρότημα.
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Моля поздравете я с бурни аплодисменти!
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.Пожалуйста, давайте все поаплодируем ей!
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.בבקשה תברכו אותה במחיאות כפיים סוערות.
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.الرجاء تحيتها بتصفيق حار
Lütfen onu kulakları sağır eden bir alkış ile karşılayalım.昨日あんな大変な目にあっても
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Có lẽ nó sẽ mãi mãi cho rằng chúng ta là những người đã tạo ra vụ nổ điếc tai đó."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik."com aquele barulho ensurdecedor." Não precisávamos de nos termos preocupado.
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik."Doamne, ce se va întâmpla cu acel mic pui? Probabil va asocia mereu acea prăbuşire asurzitoare cu noi."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.분명 우리만 보면 그 무서운 번개를 떠올릴거야."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Pewnie już zawsze będziemy jej się kojarzyć z tym ogłuszającym trzaskiem pioruna."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Pravdepodobne si navždy spojí ten ohlušujúci tresk s nami."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Probabilmente assocerà per sempre a noi quello schianto assordante".
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Valószínűleg örökre velünk fogja összekapcsolni ezt a fülsiketítő csattanást."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Ze zal ons waarschijnlijk altijd blijven associëren met die oorverdovende explosie."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Πιθανότατα να συνδέσει για πάντα αυτό τον εκκωφαντικό ήχο με εμάς".
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Вона, мабуть, до кінця свого життя асоціюватиме нас з цим оглушливим гуркотом."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.Она, возможно, вечно будет ассоциировать этот оглушающий треск с нами."
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.היא בטח תקשר לתמיד את המכה המחרישה איתנו".
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.لقد واجهت تماما نفس الصاعقة التي واجهناها سوية
Muhtemelen o bu sağır edici kazayı... ...sonsuza dek bizimle ilişkilendirecek." dedik.覚えてしまうのではないかと思ったのです それは要らない心配でした
Nefes al! Ben hastayım, sağır değil, Zelia.Jestem chory, nie głuchy, Zélia.
Nefes al! Ben hastayım, sağır değil, Zelia.Sono malato, non sordo, Zélia.
Nefes al! Ben hastayım, sağır değil, Zelia.Είμαι άρρωστος, όχι κουφός, Zelia.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.A toho dňa už počujú hluchí slová knihy, a oči slepých prezrú z mrákavy tmy.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.In tisti dan bodo glušci slišali besede pisma, in iz mraka in teme bodo videle slepcev oči.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.În ziua aceea, surzii vor auzi cuvintele cărţii, şi ochii orbilor, izbăviţi de negură şi întunerec, vor vedea.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.I uslyší v ten den hluší slova knihy, a z mrákoty a tmy oči slepých prohlédnou.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.I usłyszą dnia onego głusi słowa ksiąg, a z mroku i z ciemności oczy ślepych patrzać będą.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.그 날에 귀머거리가 책의 말을 들을 것이며 어둡고 캄캄한 데서 소경의 눈이 볼 것이며
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.Og på den dag skal de døve høre bokens ord, og ut fra mulm og mørke skal de blindes øine se,
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.På hin Dag hører de døve Skriftord, og friet fra Mulm og Mørke kan blindes Øjne se.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.Sinä päivänä kuurot kuulevat kirjan sanat, ja sokeiden silmät näkevät vapaina synkeästä pimeydestä.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.Trong ngày đó , kẻ điếc sẽ nghe những lời trong sách ; con mắt của kẻ đui sẽ xem thấy từ sự tối_tăm mù_mịt .
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.Trong ngày đó, kẻ điếc sẽ nghe những lời trong sách; con mắt của kẻ đui sẽ xem thấy từ sự tối tăm mù mịt.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.И в оня ден глухите ще чуят думи като се четат из книга, И очите на слепите ще прогледат из мрака и тъмнината.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.И в тот день глухие услышат слова книги, и прозрят из тьмы и мрака глаза слепых.
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.ושמעו ביום ההוא החרשים דברי ספר ומאפל ומחשך עיני עורים תראינה׃
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.ويسمع في ذلك اليوم الصم اقوال السفر وتنظر من القتام والظلمة عيون العمي
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.那 時 、 聾 子 必 聽 見 這 書 上 的 話 . 瞎 子 的 眼 、 必 從 迷 矇 黑 暗 中 得 以 看 見
O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, Körler koyu karanlıkta görecek.那時 、 聾子 必聽見這書 上 的 話 . 瞎子 的 眼 、 必從迷矇 黑暗 中 得以 看見
Okuma ve yazma bilmiyor. Sağır ve konuşamıyor." Onlara sadece şunu söyledim.Es will an den Familiengesprächen teilhaben.
Oldukça şaşırmıştım. Sağırlığın tamamen bir hastalık olduğunu düşüyordum. Bu zavallı insanlar duyamıyordu.Twintig jaar geleden, werd me door NY Times Magazine gevraagd te schrijven over de dovencultuur.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.A priviedli mu hluchého a zajakavého a prosili ho, žeby na neho vzložil ruku.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.E gli condussero un sordomuto, pregandolo di imporgli la mano
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Entonces le trajeron un sordo y tartamudo, y le rogaron que le pusiera la mano encima
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.És hozának néki egy nehezen szóló siketet, és kérik vala õt, hogy vesse reá kezét.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.E trouxeram-lhe um surdo, que falava dificilmente; e rogaram-lhe que pusesse a mão sobre ele.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.I-au adus un surd, care vorbea cu anevoie, şi L-au rugat să-Şi pună mînile peste el.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.In pripeljejo mu gluhega, ki je nerazločno govoril, ter ga prosijo, naj bi položil nanj roko.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.I přivedli jemu hluchého a němého, a prosili ho, aby na něj ruku vzložil.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.I przywiedli mu głuchego i z ciężkością mówiącego, a prosili go, aby na niego rękę włożył.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Ja hänen tykönsä tuotiin kuuro, joka oli melkein mykkä, ja he pyysivät häntä panemaan kätensä hänen päälleen.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.사람들이 귀먹고 어눌한 자를 데리고 예수께 나아와 안수하여 주시기를 간구하거늘
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Người ta đem một người điếc và ngọng đến cùng Ngài, xin Ngài đặt tay trên người.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Người_ta đem một người điếc và ngọng đến_cùng Ngài , xin Ngài đặt tay_trên người .
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Och man förde till honom en som var döv och nästan stum och bad honom att lägga handen på denne.
Ona sağır ve dili tutuk bir adam getirdiler, elini üzerine koyması için yalvardılar.Og de bringe ham en døv, som også vanskeligt kunde tale, og bede ham om, at han vilde lægge Hånden på ham.