saçmalık ile cümle
saçmalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bunu ciddi saçmalık olarak tanımlıyorum; çünkü ciddi tarafta,I called it "Serious Nonsense" because on the serious side,
Bankalar para oluşturursanız, bu mutlak saçmalık.It's absolute nonsense, if the banks can create money.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.So in America, it was kind of ridiculous that they said I should go to high school.
Saçmalıkların karşısında sussun mu insanlar? Sen alay edince kimse seni utandırmasın mı?Should your boastings make men hold their peace? When you mock, shall no man make you ashamed?
Hakkı bâtılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.Do not confuse truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.
Orada ne bir saçmalık, ne de günaha sokan bir söz işitmezler.They will hear no nonsense there or talk of sin,
Orada bir saçmalık işitmezler.Never hearing idle talk.
Rusya'nın Olağanüstü Hal Bakanı Sergei Shoigu söylentilerin "tamamen saçmalık" olduğunu söyledi.Russian Minister for Emergency Situations Sergei Shoigu said the rumours were "complete nonsense".
O tür bir huzursuzluk kolaylıkla radikal milliyetçiliğe ya da benzer saçmalıklara dönüşebilir.That discontent will easily transform into radical nationalism and similar nonsense.
Joviç davayı "hukuki bir saçmalık" olarak nitelendirerek itiraz edeceğini söyledi.Jovic described the case as a "legal absurdity" and said he would file an appeal.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.It's those little stupid things.
Blue Book tarafından kullanılan istatistiksel yöntemler, saçmalıktan başka bir şey değildir.The statistical methods employed by Blue Book are nothing less than a travesty.
Çalışma, yazma ve performansta, Armin aptalı rustik saçmalıktan eğitimli rengarenk hale getirdi.In study, writing, and performance, Armin moved the fool from rustic zany to trained motley.
Bu saçmalık.It’s ridiculous.
Secret Wars saçmalıktı, değil mi?Secret Wars was crap, right?
Ve aralıksız blog yazarı PZ Myers benden 'bilgisiz bir saçmalık' olarak bahsetti."And non-stop blogger P. Z. Myers has referred to me as a 'clueless gobshite.'"
Hep böyle bir saçmalık yaparsın.Immer machst du so einen Unsinn!
Bu mutlak saçmalık.Das ist vollkommener Blödsinn.
İslam, Kur'an'da küfre giren saçmalıklar olarak görülen bu hikâyeleri reddeder.Es richtet sich, wie in einem einleitenden Hinweis vermerkt wird, an den ungläubigen Leser.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Alles über die Dummheit.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Das Mädchen lacht über die Frechheiten des Bruders.
Bütün olup bitenleri bir rastlantı ile izâha çalışmak saçmalıktır.Es ist schlimm genug, zufällig einen Mord aufzudecken.
Bu adama tapıyorum ve o böyle sıkıştırılmış saçmalıkları hak etmiyor.J'adore cet homme et il ne mérite pas ces bobards dans les tabloïds.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Mais les invités de la fête se moquent de sa témérité.
Evrensel bir saçmalıktır bu.C'est une mondaine exubérante.
Evrensel bir saçmalıktır.Un scoop mondial.
Saçmalık ne kadar çok tekrarlanırsa, o kadar zekice bir şey görünümüne bürünür.Cuanto más se repite una tontería, más toma la apariencia de algo inteligente.
Evrensel bir saçmalıktır.Un fenómeno aberrante .
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Sus descendientes todavía se ríen con dichos relatos.
Salı gecesi saçmalık için son geceydi....El martes es el penúltimo día del Entroido.
Kafka'nın çalışmalarında yaygın olan umutsuzluk ve saçmalık, varoluşçuluğun simgesi olarak görülür.La disperazione e l'assurdità, comuni nelle sue opere, sono considerati come l'emblema dell'esistenzialismo.
Evrensel bir saçmalıktır.È una storia universale.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Le sue apparizioni consistono nel ridere alle sfortune di suo fratello.
Ted "Bu saçmalık." der.Ted.: "A proposito di talento" ^ Trad.
Saçmalıklarından bıktım.Я сыт по горло твоими глупостями.
Ne tür saçmalıkdan bahsediyorsun?Что за бред ты несёшь?
Salı gecesi saçmalık için son geceydi....Жирный вторник подразумевает собой последнюю ночь до начала поста.
Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler.Другие генералы смеются над его причёской.
Diğer çocuklardan fazla zekiydim, bize öğrettikleri bu saçmalık beni sıkıyordu...أنا أذكى من أغلب الطلاب، وهذه التفاهات التي يعلمونا إياها تُشعرني بالملل...
İslam, Kur'an'da küfre giren saçmalıklar olarak görülen bu hikâyeleri reddeder.1 ٱلقول (ناسخ ومنسوخ في القرآن) هو تحريف للكلم عن مواضعه ولغو كافرين في القرءان.
Bu adama tapıyorum ve o böyle sıkıştırılmış saçmalıkları hak etmiyor.كان إخوته يحبونه ويجدون فيه ملامح في السلوك غير معهودة في أمثاله.
Salı gecesi saçmalık için son geceydi....Terça à noite foi a última noite para esta besteira ...
Kafka'nın çalışmalarında yaygın olan umutsuzluk ve saçmalık, varoluşçuluğun simgesi olarak görülür.A desesperança e o absurdo comuns em suas obras são vistos como simbolismos existencialistas.
Bu adama tapıyorum ve o böyle sıkıştırılmış saçmalıkları hak etmiyor.Adoro este cara e ele não merece este falso tabloide.
Bu ne saçmalık.Que completo sem noção.
Evrensel bir saçmalıktır bu.Dit is een universele standaard.
İslam, Kur'an'da küfre giren saçmalıklar olarak görülen bu hikâyeleri reddeder.Soera De Ongelovigen is een soera van de Koran.
O saçmalık.Dat is onzin.
Bu saçmalık.Dat is onzin.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Również wszystkie odznaczają się głupotą.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Hvad allting är obetydligt mot detta.
Ted "Bu saçmalık." der.Стен говорить: «Чувак, це якесь лайно».
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.У цьому вся розгадка.
Evrensel bir saçmalıktır bu.Це вже світова тенденція.
Salı gecesi saçmalık için son geceydi....Відзначається щорічно в останню суботу травня.
Bu adama tapıyorum ve o böyle sıkıştırılmış saçmalıkları hak etmiyor.Марк залицявся до неї, але вона ненавидить такого типу зарозумілих, егоцентричних чоловіків.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Všechno je to holý nesmysl.
Diğer çocuklardan fazla zekiydim, bize öğrettikleri bu saçmalık beni sıkıyordu..."Bývala jsem 'šprt' školy a děti mi záviděly, protože jsem na tom byla lépe než všichni ostatní.
Ted "Bu saçmalık." der.Je to nesmysl, říkají europoslanci.
Evrensel bir saçmalıktır bu.Este o regulă universală.