İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Ik kan niet geloven dat wij iedereen deze onzin verkochten.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Nemùžu uvìøit že jsme všichni uvìøili tvým nesmyslùm.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.No sé cómo creímos en todas tus tonterías.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Nu-mi vine să cred că am crezut toate prostiile tale.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Tôi không thể tin rằng chúng tôi mua tại cho tất cả những chuyện vô lý của bạn.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Δεν το πιστεύω ότι φάγαμε όλα τα ψέματα σου.
İnatçı bir şeytan! Yani saçma kesik, bilmiyorum.난치의 악마! 그래서 터무니없는 점선, 당신은 몰라요.
İnatçı bir şeytan! Yani saçma kesik, bilmiyorum.الشيطان العنيد! متقطع حتى عبثي ، لا تعلمون.
İnatçı bir şeytan! Yani saçma kesik, bilmiyorum.その国のジェントルマンの帽子と何か問題があったかのようにそうではなかった。
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Figentræets Småfrugter svulmer, Vinstokken blomstrer, udspreder Duft. Stå op, min Veninde, du fagre, kom,
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Fík vypustil holičky své, a réví rozkvetlé vydalo vůni. Vstaniž, přítelkyně má, krásná má, a poď.
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››무화과 나무에는 푸른 열매가 익었고 포도나무는 꽃이 피어 향기를 토하는구나 나의 사랑 나의 어여쁜 자야 일어나서 함께가자
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Pohon ara mulai berbuah, pohon anggur semerbak bunganya. Datanglah manisku, marilah jelitaku
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››התאנה חנטה פגיה והגפנים סמדר נתנו ריח קומי לכי רעיתי יפתי ולכי לך׃
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››التينة اخرجت فجّها وقعال الكروم تفيح رائحتها. قومي يا حبيبتي يا جميلتي وتعالي.
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››無 花 果 樹 的 果 子 漸 漸 成 熟 、 葡 萄 樹 開 花 放 香 。 我 的 佳 偶 、 我 的 美 人 、 起 來 、 與 我 同 去
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››無花果 樹 的 果子 漸漸 成熟 、 葡萄 樹開 花 放香 。 我 的 佳偶 、 我 的 美人 、 起來 、 與 我 同去
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.Bylibyście zdumieni jak śmiesznie małe wydatki są planowane na tego typu innowacje.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.그리고 이런 혁신 적인 접근 방법에 얼마나 적은 금액을 투자하고 있는지 한 번 크게 놀라야합니다.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.Možná by vás překvapilo, jak absurdně malé peníze do výzkumu těchto inovací plynou.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.V-ar surprinde cât de ridicol de mici sunt cheltuielile pentru aceste cercetări inovatoare.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.Vocês ficariam abismados perante os níveis de custos ridiculamente baixos destas abordagens inovadoras.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.Вы будете поражены смехотворно низким уровнем расходов на новаторские подходы.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.Тоді ви будете приголомшені обурливо низькими рівнями витрат на інноваційні підходи.
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.ותהיו המומים מהרמה הנמוכה עד כדי גיחוך של ההוצאות על הגישות היצירתיות הללו
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.وستكونون مذهولين من إتجاه الإنفاق المتدني على صور تلك الإبتكارات .
İnovasyon yaklaşımlarına harcanan saçmasapan düşük bütçeyi duysanız dehşete düşerdiniz.支出があまりに低いことに愕然とすることでしょう 炭素税やキャップ=アンド=トレードのような市場に対するインセンティブが必要です
İnsanlar, bunu tanrı olarak tanımlıyor. Herkes bu din saçmalığından ötürü savaşıyor.Todo el mundo peleándose por esta mierda de la religión, ¿me entendéis?
İnsanlar, bunu tanrı olarak tanımlıyor. Herkes bu din saçmalığından ötürü savaşıyor.Всички спорят за тези религиозни глупости.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.As pessoas entravam na sala e quase que o ignoravam, pensando que se tratava de lixo que ali estava.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Beim Betreten des Raumes ignorierten die Leute es fast, und hielten es für herumliegenden Müll.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Ezért a szobába belépő emberek szinte figyelmen kívül is hagyták, arra gondolva, hogy csak valami szemét.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Jadi orang masuk ke ruangan dan mengacuhkannya, berpikir itu cuma tumpahan sesuatu saja.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.그래서 사람들이 방에 걸어들어오면 이를 거의 무시합니다. 그냥 널려 있는 쓰레기라고 생각하면서요.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Mensen kwamen de kamer in en sloegen er bijna geen acht op. Ze dachten dat het rondslingerende rommel was.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.När folk kom in i rummet lade de nästan inte märke till den och verkade uppfatta den som ett kvarglömt skräp.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Oamenii care intră în cameră aproape îl ignoră, gândindu-se că e, pur și simplu, ceva aruncat la întâmplare.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Quindi la gente girava per la stanza quasi senza notarlo, pensando che fosse una schifezza lasciata in giro.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Takže lidé vešli do místnosti a téměř ho ignorovali, mysleli si že je to nějaký binec, co se tam povaluje.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Thế là mọi người đi vào phòng và gần như bỏ qua nó, nghĩ rằng đó 1 thứ bỏ đi nằm ở đó.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Zwiedzający ledwie to zauważali, myśląc, że to jakiś śmieć.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Έτσι οι άνθρωποι που έμπαιναν μέσα στο δωμάτιο σχεδόν το αγνοούσαν, σκέφτονταν ότι ήταν κάποιο σκουπίδι.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Люди входили в комнату и практически игнорировали его, думая, что это какая-то ерунда, лежащая без дела.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Отож, люди заходять в кімнату і майже не помічають його, думають що це якась незрозуміла річ.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Така че хората влизайки в стаята почти щяха да го игнорират, мислейки че е някаква глупост лежаща наоколо.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.אז אנשים היו נכנסים לתוך החדר והם היו כמעט מתעלמים מזה, חושבים שזה סתם זבל ששוכב שם.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.لذلك فالناس يسيرون في الغرفة وقد يتجاهلونه تقريبا، معتقدين أنه فقط قمامة مرمية على الأرض.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.壁の汚れだと思っているのです しかし人が横切ると
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Alors aux Etats-Unis, c'était un peu ridicule qu'on me dise d'aller au lycée.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Así que en EE.UU., era un poco ridículo que me dijeran que debía ir a la escuela secundaria.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Daher war es in Amerika irgendwie lächerlich, dass mir gesagt wurde, ich sollte die Oberstufe besuchen.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Era ridicol că în America mi-au spus că trebuie să merg la liceu.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.In America, era piuttosto ridicolo che dicessero che dovevo andare alle superiori.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.In Amerika was het dus belachelijk dat ze zeiden dat ik naar de middelbare school moest.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Jadi menurut saya konyol juga mereka menyuruh saya masuk SMA di Amerika.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Takže v Amerike to bolo trochu komické, keď mi povedali, že mám ísť na strednú.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Tehát, Amerikában majdhogynem nevetséges volt, hogy középiskolába kellett járnom.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.V Americe to bylo trochu absurdní, když mi řekli, že bych měl jít na střední.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.Vì vậy, khi ở Mỹ, điều đó thật là buồn cười khi mà mọi người bảo rằng tôi nên đi học trường trung học.
İşte bu yüzden bana Amerika'da liseye gitmemi söylemeleri saçmalıktı.W Ameryce było to śmieszne, gdy kazali mi iść do liceum.