Ve şüphe yok ki aklı olmayanımız, Allah hakkında saçma ve boş laflar ediyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Ve yıldızlar dökülüp saçılınca.And the stars dispersed,
Tırnaklarıyle bastıkça taştan kıvılcım saçanlara.Then those striking sparks of fire,
Hakkı bâtılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.Do not confuse truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.
Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler.All praise be to Him.
Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
O'ndan başka hiçbir ilaha yakarmayız. Aksini yaparsak saçma söz söylemiş oluruz."We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak...And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
Sadece saçmalıyorlar.They only make up lies.
"Doğrusu, bizim beyinsiz, Allah hakkında saçma lakırdı ediyormuş."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.In fact every one of them wants to be given open books (like the prophets).
Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.It will throw out sparks as logs of wood
Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman,And the stars dispersed,
Onlar saçma düşüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrılar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır.They also say: "These cattle and these crops are consecrated.
Biz, O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma!"O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak (gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
O, saray gibi kocaman kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
(Nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara,Then those striking sparks of fire,
Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl!Stand up for the service of prayer at the two ends of day and the first watch of night.
Biz, O'ndan başkasına ilâh deyip tapmayız, yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz.We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma."O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
Onların yaptıkları her bir iyi işi dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz.We shall turn to their deeds and scatter them like particles of dust.
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.And he drew forth his hand, and lo, it looked white to the beholders.
Ve hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil (olarak gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
Orada bir kadeh kapışırlar ki, onda ne bir saçmalama vardır, ne de günaha sokma.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.And placed a lamp therein brightly burning.
“Ey anamın oğlu!” dedi Harun, “lütfen sakalımdan, saçımdan beni çekiştirip durma."O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
“Haydi, elini koynuna sok! Şimdi çıkar: İşte kusursuz, pırıl pırıl ışık saçıyor.Put your hand in the bosom of your shirt; it will come out white without any blemish.
Yıldızlar parçalanıp etrafa saçıldığı zaman...And the stars dispersed,
İşte Ben, sizi alev saçan bir ateşe karşı uyarıyorum.So, I warn you of the blazing Fire.
Koşarken tırnaklarıyla kıvılcımlar saçan,Then those striking sparks of fire,
Ona karşı büyüklük taslıyordunuz, saçmalayarak geceliyordunuz.Insolently, treating them like tales told at night."
Orada birbirlerinden kadeh kapışırlar, onda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Gözleri zillet içinde mezarlardan çıkarlar; tıpkı saçılmış çekirgeler gibi...They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Orada ne bir saçmalık, ne de günaha sokan bir söz işitmezler.They will hear no nonsense there or talk of sin,
"ALLAH hakkında saçma şeyler söyleyip duran bizim o beyinsizdi."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın.Looking at them you would think that they were pearls dispersed.
Kıvılcımlar saçar, saraylar gibi...It will throw out sparks as logs of wood
Gezegenler saçıldığı zaman,And the stars dispersed,
Orada bir saçmalık işitmezler.Never hearing idle talk.
Ateş saçarak gidenlere,Then those striking sparks of fire,
Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar.They do not know its truth at all; they only make guesses.
Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Eğer inkar edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?So how will you save yourselves, if you disbelieve, on a day that will turn children old?
Derken güneşin ışıklar saçarak doğduğunu görmüş, Rabbim bu demişti, bu daha büyük.Then when he saw the sun shining brightly, he said, “(You say that) this is my Lord?
Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun!Purity and Supremacy is to Him, from all what they ascribe.
Onlar sadece sanıya uyuyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece saçmalıyorlar.They do not know its truth at all; they only make guesses.
Onlar sadece tahmin yürütüyorlar ve sadece saçmalıyorlar.They do not follow anything except assumption, and they only make guesses.
Peki, inkar ederseniz, çocukların saçlarını ağartan bir günden nasıl korunursunuz?So how will you save yourselves, if you disbelieve, on a day that will turn children old?
Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.the squanderers are brothers of Satan, and Satan is unthankful to his Lord.
Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor?Or do their intellects bid them do this?
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.the squanderers are brothers of Satan, and Satan is unthankful to his Lord.