Kasırga yuvasından kopar, Soğuk saçılan rüzgarlardan.Out of its room comes the storm, and cold out of the north.
Nerede ışığın dağıtıldığı, Doğu rüzgarının yeryüzüne saçıldığı yere giden yol?By what way is the lightning distributed, or the east wind scattered on the earth?
Sen misin onu çekirge gibi sıçratan, Gururlu kişnemesiyle korku saçtıran?Have you made him to leap as a locust? The glory of his snorting is awesome.
Gazabının ateşini saç, Gururluya bakıp onu alçalt.Pour out the fury of your anger. Look at everyone who is proud, and bring him low.
Aksırması ışık saçar, Gözleri şafak gibi parıldar.His sneezing flashes out light. His eyes are like the eyelids of the morning.
Ağzından alevler fışkırır, Kıvılcımlar saçılır.Out of his mouth go burning torches. Sparks of fire leap forth.
Ardında parlak bir iz bırakır, İnsan enginin saçları ağarmış sanır.He makes a path shine after him. One would think the deep had white hair.
Tanrı adil bir yargıçtır, Öyle bir Tanrı ki, her gün öfke saçar.God is a righteous judge, yes, a God who has indignation every day.
Onlara dehşet saç, ya RAB! Sadece insan olduklarını bilsin uluslar. _iSelaPut them in fear, Yahweh. Let the nations know that they are only men. Selah.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.to judge the fatherless and the oppressed, that man who is of the earth may terrify no more.
Hayır! Hep haksızlık tasarlarsınız içinizde, Zorbalık saçar elleriniz yeryüzüne.No, in your heart you plot injustice. You measure out the violence of your hands in the earth.
Şiddetli gazabın üzerimden geçti, Saçtığın dehşet beni yedi bitirdi.Your fierce wrath has gone over me. Your terrors have cut me off.
Ya RAB, öç alıcı Tanrı, Saç ışığını, ey öç alıcı Tanrı!Yahweh, you God to whom vengeance belongs, you God to whom vengeance belongs, shine forth.
Doğrulara ışık, Temiz yüreklilere sevinç saçar.Light is sown for the righteous, and gladness for the upright in heart.
RAB rezalet saçtı soylular üzerine, Yolu izi belirsiz bir çölde dolaştırdı onları.He pours contempt on princes, and causes them to wander in a trackless waste.
Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar, Saf insanlara akıl verir.The entrance of your words gives light. It gives understanding to the simple.
Yüzün aydınlık saçsın kulunun üzerine, Kurallarını öğret bana.Make your face shine on your servant. Teach me your statutes.
Sabanla sürülüp yarılmış toprak gibi, Saçılmış kemiklerimiz ölüler diyarının ağzına."As when one plows and breaks up the earth, our bones are scattered at the mouth of Sheol ."
Onların ağzı yalan saçar, Sağ ellerini kaldırır, yalan yere ant içerler.whose mouths speak deceit, Whose right hand is a right hand of falsehood.
Yapağı gibi kar yağdırır, Kırağıyı kül gibi saçar.He gives snow like wool, and scatters frost like ashes.
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.The heart of the righteous weighs answers, but the mouth of the wicked gushes out evil.
Ağarmış saçlar onur tacıdır, Doğru yaşayışla kazanılır.Gray hair is a crown of glory. It is attained by a life of righteousness.
Gençlerin görkemi güçleri, Yaşlıların onuru ağarmış saçlardır.The glory of young men is their strength. The splendor of old men is their gray hair.
Güneş gibi parıldıyor, Elleri ışık saçıyor. Gücünün gizi ellerinde.His splendor is like the sunrise. Rays shine from his hand, where his power is hidden.
Başınızın üzerine de ant içmeyin. Çünkü saçınızın tek telini ak ya da kara edemezsiniz.Neither shall you swear by your head, for you can't make one hair white or black.
Size gelince, başınızdaki bütün saçlar bile sayılıdır.but the very hairs of your head are all numbered.
Sonra İsa şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliği, toprağa tohum saçan adama benzer.He said, "The Kingdom of God is as if a man should cast seed on the earth,
Ne var ki, başınızdaki saçlardan bir tel bile yok olmayacaktır.And not a hair of your head will perish.
Ne var ki, bu sözler elçilere saçma geldi ve kadınlara inanmadılar.These words seemed to them to be nonsense, and they didn't believe them.
Saçma, cahilce tartışmalara girmeyi reddet. Bunların kavga doğurduğunu bilirsin.But refuse foolish and ignorant questionings, knowing that they generate strife.
Saçları kadın saçına, dişleri aslan dişine benziyordu.They had hair like women's hair, and their teeth were like those of lions.
Başınızın yan tarafındaki saçları kesmeyecek, sakalınızın kenarlarına dokunmayacaksınız.Ye shall not round the corners of your heads, neither shalt thou mar the corners of thy beard.
Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."You follow nothing but conjecture, and are nothing but liars."
Biz O'ndan başkasına Tanrı demeyiz. Yoksa saçma söylemiş oluruz."We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.
Ayetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz.Insolently, treating them like tales told at night."
Yaptıkları her işin önüne geçmişiz de onu (etrafa) saçılmış toz zerreleri haline getirmişizdir.We shall turn to their deeds and scatter them like particles of dust.
Onlar sadece saçmalıyorlar.They only make up lies.
Orada bir kadeh kapışırlar ki içinde ne saçmalama var, ne de günaha sokma.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kafirleri) Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.It will throw out sparks as logs of wood
(Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.So like golden camels."
Yıldızlar saçıldığı zaman,And the stars dispersed,
Ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım.So, I warn you of the blazing Fire.
De ki: "Allah." Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik).And to call (men) to God by His leave, and as a lamp resplendent.
Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan-oyalananlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?Does their reasoning prompt them to this, or they are a people rebellious?
Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma.They will hear no nonsense there or talk of sin,
"Doğrusu şu: Bizim beyinsizlerimiz, Allah'a karşı 'bir sürü saçma şeyler' söylemişler."Certainly the foolish among us say preposterous things of God.
Gerçekten o, sanki her biri saray olan bir kıvılcım saçar.It will throw out sparks as logs of wood
İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.They will hear no blasphemies there or disavowals:
(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara,Then those striking sparks of fire,
Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün),The mountains like the tufts of carded wool.
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.They will exchange cups of wine free of (incitement to) pleasantry or sin.
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.The sinners will be recognised by their marks, and seized by the forelock and their feet.
"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."And has placed the moon therein, an illumination, and has placed the sun, a lighted lamp?
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.It will throw out sparks as logs of wood
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;So, I warn you of the blazing Fire.
And olsun kıvılcımlar saçanlara;Then those striking sparks of fire,
Ve levihleri atıp kardeşinin saçından, sakalından tutarak kendisine doğru çekmeye başladı.And he cast aside the tablets, and pulled his brother by the hair.