fakat tokaları saçın içine saklamayı unutmayın. 4'ten fazla gerekmez büyük ihtimal.tokaları saçın altına saklamayı unutmuyoruz, muhtemelen 4'ten az kullanmazsınız.
ufak bir topuz yapacağız, alt kısmın ortasında saçı topluyoruzBu lastikle arkaya at kuyruğu yapacağız.
Yağmurlu havalar için çok hızlı bir saç modeliYağmurlu bir günde 3 dakikada yapabileceğiniz bir model.
Kantocu kısmı değil de -- saçımı kimse için kesmiyorum -- gay kısmı için.Not the drag queen part -- I am not shaving my hair for anyone -- but the gay part.
Saçları görebiliyorsunuz.You can see the hair.
Burada, dişlerde X-ışını saçılımlarını görebilirsiniz, bunlar dişlerdeki metaller.You can see that there is [a] scattering of X-rays on the teeth, the metal in the teeth.
Saç onu, Saç onuThrow it, throw it up
Saçmalamayın... evlilik söz konusu bile olamaz.Come on... marriage is out of the question!
Hey, saçını boyamanı kim söyledi?Hey, who told you to dye your hair?
Ne dehşet verici bir saç şekli!What a funky hairstyle!
Bu ne saçma iş?!What the hell?!
Bu saçmalıklara yıllardır inanmakla ne kazandığımızı anlayabilmiş değilim.I don't know what we're doing, believing in all this nonsense over all these years.
Utanmadan bu tip saçmalıkları destekliyorlar, çünkü bu sponsorların hoşuna gidiyor.They shamelessly promote all kinds of nonsense of this sort because it pleases the sponsors.
Sürekli o kızsı saçı ile beyaz kapşonunda saklanıyor.He's always hiding in his white hood with his girly hair and crap
Dalgalalı saçlarım, bazı keskin bıçaklarım... ...ve hatta belki biraz iskorbütüm bile var.Got flowing hair, some sharp-ass blades And maybe a little scurvy.
Goldman Sachs 2027'yi öngörüyor.Goldman Sachs projected 2027.
Babası kızının yanmasını seyrederken saçını başını yoluyor.The father pulls his hair out as he watches his daughter burn.
Saçları başının arkasında dalgalanıyor.Her arms lifted. her hair streams behind her.
Gösterdiğim küme aslında oldukça bilinen bir örnek: Saç kümesi.And this is an example of a very, actually, famous cluster, the Coma cluster.
Saçımızı kaptırmıyoruz, ama olduğumuz yerin ilkellik derecesi bu.We don't get our hair caught in it, but that's the level of primitiveness of where we are.
Bu tam Sachin Tendulkar'a layık.This is worthy of Sachin Tendulkar.
Lauren, bu çok saçma.Lauren, this is ridiculous.
Şimdi bu durumun şaçmalığını düşünün.Now think of the absurdity of this situation.
Kor bir kadin bizim isimizi gormez igneye ipligi geciremiyordum veya sacimdaki biti goremiyordumI couldn't thread a needle or see the lice in my hair.
Ve bu aslında Prusya için saçma bir durum.And it was kind of silly on the part of Prussia.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Like the hair and the beard, like the wings themselves.
Saçımı atkuyruğu yapmıştım; askısız elbisem ve yüksek topuklu ayakkabılarım vardı.I had a pony tail, a strapless dress, and high heel shoes.
Ağzıma saç girdi.I'm swallowing hair.
Saçım çok karışmışMy hair's so tangled.
Saçımı tekrar yıkamalıyım.I need to wash my hair again.
Biraz saç kremi...A little conditioner...
Saç kremi çıkmıyor.The conditioner won't rinse out.
Havayla kuruttuğumda saçım böyle oluyor.This is how my hair dries when I let it air dry.
Mesela Goldman Lynch veya Lehman Sachs firması.Whatever we call it, Goldman Lynch or Lehman Sachs.
İlk başlarda saçları taa omuzlarına kadar geliyordu.At first, his hair was pretty long. Maybe up to his shoulders?
Her gün geliyor ve saçlarını biraz daha kısaltmamı istiyor.He comes everyday and tells me to cut it little by little.
Mercutio Sen bana saç karşı masal durdurmak için desirest.MERCUTlO Thou desirest me to stop in my tale against the hair.
PARIS Tatlı çiçek, çiçek senin gelin yatak saçmak:PARlS Sweet flower, with flowers thy bridal bed I strew:
Ben seni tutmak için bu cenaze töreni, Gecelik Senin mezar saçmak ve ağlamaya olacaktır.The obsequies that I for thee will keep, Nightly shall be to strew thy grave and weep.
Sacrific'd olun, onun zaman önce birkaç saat, ağır hukuk titizlik Unto.Be sacrific'd, some hour before his time, Unto the rigour of severest law.
BOY O onun bayan mezarı saçmak için çiçekler ile geldi;BOY He came with flowers to strew his lady's grave;
Berbere gidip saçlarını, o zamanlar moda olan biçimde kısacık kestirmişti.She went to a barber and had her hair cut. It was the fashion then.
Oysa saçları inanılmaz güzellikteydi.Her hair was unbelievably lovely.
Tanrım, ne büyük saçmalık?My God, what is all that nonsense about?
Avustralya'ymış! Ne saçma!It's absurd!
Bu çok saçma.Bu kesinlikle bir tuzak.That's kind of ridiculous. It's a total decoy.
Bu çok saçma.It's absurd.
Kendi argümanımı saçma bir öneriyle çürütmeye karar verdim.I decided I would destroy my own argument by creating an absurd proposition.
Saçlarım, sesim... Tamam Gitgide yaşlanıyorsun dostum.Hair, voice, ok you're an older man
Şimdi saçlarım grileşti ve saygın oldum.Now I'm gray and august.
Bu yüzden, siz bizden bir B aldığınızda, B, makalenizin saçmalık olduğu anlamına gelmiyor.So when you get a B from us, B doesn't mean what a piece of crap.
Nereye koşacağını bilmemesine rağmen, nereye giderse gitsin ışık saçıyor.You don't know where she'll go, but every spot she visits, she makes the place brighter.
Şimdi bu düşünce, iki nedenle şaçmalık derecesinde kırılgan.Now, that's absurdly naive for two reasons.
Örneğin saçma sebepler oluşturmak Her şeye rağmen yaşlanmak niçin bu kadar güzeldirLike, for example, making up these ridiculous reasons why aging is actually a good thing after all.
Çok saçma olduğunu söyleyebilirim.I say that's nonsense.
Bu nasıl mümkün olabilir bilmiyorum ... ama sanki daha çok saçın var.I don't know how it's possible ... but you seem to have more hair.
Bu saç şekli de ne böyle?What's with this hairstyle?
Kısa saç yakışmış sana.You Iook good with short hair.
Saçların bayağı uzamış.Your hair grew a Iot.
Uzun saçla daha yaşlı görünüyorsun.You Iook older with Iong hair.