Saçım çok dağınık.My hair is so messy!
Saçları beline inen bir kız gördüm.I saw a girl whose hair came down to her waist.
Sadece saçınızı fırçalayın.Just brush your hair.
Saçım yağlı.My hair is greasy.
Uzun saçlı kıza bak.Look at the girl whose hair is long.
Saçımı omuz hizasında kestirdim.I have had my hair cut shoulder length.
Saçını kestirdiğinde diğer çocuklar onunla alay ettiler.The other boys teased him when he got his hair cut.
Saçımı taramalıyım.I have to comb my hair.
Saçımı taramak zorundayım.I have to comb my hair.
Saçlarımı at kuyruğu yapmak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Saçımı bir atkuyruğu bağlamak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Gitmelisin ve saçını kestirmelisin.You should go and have your hair cut.
Saçımı yaptırmak zorundayım.I've got to fix my hair.
Saçımı kesmeni istiyorum.I'd like you to cut my hair.
Kısa saçla hoş görünüyorsun.You look nice with your hair short.
Bir kız rüzgârda akan saçlarıyla koşarak geldi.A girl came running, with her hair streaming in the wind.
Saçımın çoğu döküldü.A lot of my hair has fallen out.
Onun denemesi saçmalık.His essay is rubbish.
Herkes onun yeni saç stilini fark etti.Everyone remarked on his new hairstyle.
Onun yeni saç stilini gördüğümde kahkahamı bastırmaya çalıştım.When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
Saçı gittikçe inceldi.His hair got thinner and thinner.
Onun saçları sarı ve o genç görünüyor.His hair is blond and he looks young.
Onun saçı omuzlarına geliyor.Her hair comes to her shoulders.
Saçları beyaza dönüştü.His hair has turned white.
Onun saç kesimine gülmemek için kendimi tutamadım.I could not help laughing at his haircut.
Onun saç tıraşına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his haircut.
Koyu kahverengi saçları vardı.He had dark brown hair.
Böyle saçma bir teklifi kabul etmeyi reddetti.He refused to accept such an absurd proposal.
Ayda bir kez saçını kestirir.He has his hair cut once a month.
Saçını tarama zahmetine katlanmaz.He doesn't bother to comb his hair.
Geçen yıl o uzun saça sahipti.He had long hair last year.
O, ayda üç kez saç tıraşı olur.He gets a haircut three times a month.
Onun uzun saçı var.He wears his hair long.
O, saçını dökmeye başlıyor.He is beginning to lose his hair.
O, saçını kısa kestirdi.He had his hair cut short.
Saç tıraşı olmak ona 3,000 yene mal oldu.It cost him 3,000 yen to get a haircut.
O saçını kestirdi.He had his hair cut.
Uzun saçı var ve pantolon giyer.He has long hair and wears jeans.
Onlar Jack'in saç kesimi ile alay ettiler.They made fun of Jack's haircut.
Onları ikna etmeye çalışmak saçma.It is absurd to try to persuade them.
Onu ikna etmeye çalışmak saçma.It is absurd trying to persuade him.
Saçını süpürge etti, bir teşekkür bile görmedi.All she got for her pains was ingratitude.
O sevgisini kaybettiği için değil, daha kısa saç sevdiği için saçını kestirdi.She had her hair cut because she liked shorter hair, not because she had lost her love.
Onun yeni saç modeli kulaklarını örtüyor.Her new hairstyle covers her ears.
Onun saçı şapkasının altından çıktı.Her hair came out from under her hat.
Kadının saçı oldukça kısadır.The woman's hair is quite short.
Onun saçlı uzun.Her hair is long.
Onun saçı uzun ve güzel.Her hair is long and beautiful.
Onun saçı çok kısa.Her hair is very short.
Onun saçı terden ıslanmıştı.Her hair is wet with sweat.
Saçları omzunun üzerinden düştü.Her hair fell over her shoulder.
Onun saçı omuzlarına indi.Her hair came down to her shoulders.
Saçı geri büyüdü.Her hair grew back.
Onun saçı tekrar uzadı.Her hair grew back.
Saçları yere ulaşacak kadar uzundu.Her hair was so long as to reach the floor.
Onun saçı renk olarak benimkine benziyordu.Her hair was similar in color to mine.
Onun kısa saçı vardır.She has short hair.
Onun saçı doğal olarak kıvırcık.Her hair is naturally curly.
Onun saçı ağarıyor.Her hair is turning gray.
Onun geçen yıl uzun saçı vardı.She had long hair last year.