O, her zaman saçını temiz tutar.She always keeps her hair clean.
O her zaman saçını ünlü bir kuaföre yaptırır.She always has her hair done by a famous hairdresser.
O, saçını yapma tarzını değiştirdi.She has altered the way she does her hair.
Saç kurutma makinesinin nasıl kullanılacağını bana açıkladı.She explained to me how to use the hair drier.
Bir saç fırçası ve bir diş fırçası aldı.She bought a hair brush and a tooth brush.
Yıllardır saçını siyaha boyuyor.She has been dyeing her hair black for years.
Yaz tatilinde saç stilini değiştirdi.She changed her hairstyle during summer vacation.
Bir aynanın önünde saçını fırçalıyordu.She was brushing her hair in front of a mirror.
O altın saçlı bir kızdı.She was a girl with golden hair.
Çile çekmekten saçı ağardı.Her hair grayed with suffering.
Saçı dertten ağardı.Her hair grayed with suffering.
O saçını yapmakla meşguldü.She was busy doing her hair.
Artık o tek başına saçını yıkamak için yeterince iyi.She is now well enough to wash her hair by herself.
O, çocuklarını eğitmek için saçını süpürge etti.She took pains to educate her children.
O bazen annesine saçını kestirir.She sometimes has her mother cut her hair.
Onun açık teni ve saçı var.She has fair skin and hair.
Onun uzun sarı saçları vardı.She had long blond hair.
O uzun saçlı.She has long hair.
Kafesi saçaklardan asmıştı.She hung the cage from the eaves.
O, okula gitmeden önce saçını yıkardı.She used to wash her hair before going to school.
O uzun, yumuşak kahverengi saçlı, uzun boylu, zayıf bir kızdı.She was a tall, thin girl with long, soft brown hair.
O saçını fırçalıyor.She is brushing her hair.
O, saçlarını bukleleli tutar.She keeps her hair in curls.
Saçını taradı ve bir kurdele ile bağladı.She combed her hair and bound it with a ribbon.
O bir havlu ile saçlarını ovuşturdu.She rubbed her hair with a towel.
O, saçını topuz yapar.She wears her hair in a bun.
Saçını yaptırmak için kuaföre gitti.She went to the hairdresser's to have her hair done.
Saçlarını yaptırmak için kuaföre gitti.She went to the hairdresser's to have her hair done.
O, saçını kestirmek istedi ama annesi ona izin vermedi.She wanted to have her hair cut, but her mother wouldn't let her.
Kısa saçı ile sevimli görünüyor.She looks cute with her hair short.
Onun saç sitili onu yaşından daha genç gösteriyor.Her hair style makes her look younger than her age.
Onun çok saçı var.She has abundant hair.
Babamın saçı grileşti.Father's hair has turned gray.
Babamın saçı beyazladı.My father's hair has grown white.
Babamın saçları ağarıyor.My father is becoming gray.
Annem saçımı çok kısa kesti.My mother cut my hair too short.
Saçım çok uzadı.My hair has grown too long.
Saçımın kısa kesilmesini istedim.I wanted my hair cut short.
Kız kardeşimin saçı omuzlarına ulaşıyor.My sister's hair reaches to her shoulders.
Şu genç çocukların polislerden daha hızlı koşabileceğine inanmak saçmadır.It is absurd to believe that young children can run faster than policemen.
Berber erkeklerin saçını tıraş eden ve kesen bir adamdır.A barber is a man who shaves and cuts men's hair.
Açıkçası, saç kesimini sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like your haircut.
Yolculuğa çıkmadan önce saç tıraşı olmak istiyorum.I want to get a haircut before I go on the trip.
Paul eli saçının arasında koştu.Paul ran his hand through his hair.
Paul kuru saça sahiptir.Paul has dry hair.
Dürüst olmak gerekirse, bu komplo teorisi bana çok saçma geliyor.To be frank, I think this 'conspiracy theory' is nonsense.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Saçma sapan konuşma.Don't talk rubbish.
Onun söylediği saçma.What he says is nonsense.
Kız, ne güzel saçın var.Girl, what beautiful hair you have.
Yakında saçımı kestirmeye gitmek zorundayım.Soon I have to go get a haircut.
Kısa saç stilini severim.I like the short hairstyle.
Onun yeşil gözleri ve açık kahverengi saçı var.She has green eyes and light brown hair.
Kızıl saçlıyım.I am a redhead.
Dişlerimi fırçalarım; Saçımı tararım.I brush my teeth; I comb my hair.
Kahverengi saçım var.I have brown hair.
Saçımı taramak için bir aynaya ihtiyacım var.I need a mirror to comb my hair.
Kız arkadaşım sık sık saçlarımı keser.My girlfriend often cuts my hair.
Saçını taramamı ister misin?Do you want me to comb your hair?
Onun sarı saçı var.He has blond hair.