Dereyi görmeden paçaları sıvama.Don't cross a bridge till you come to it.
Kollarını sıva ve işe giriş.Roll up your sleeves and get busy.
Senin kollarını sıva ve çalışmaya başla.Roll up your sleeves and get to work.
Onların işi duvarları sıva ile örtmektir.Their job is to coat the walls with plaster.
Tom onun paçalarını sıvadı.Tom rolled up his sleeves.
Tom kolları sıvadı.Tom rolled up his sleeves.
O onun sırtını sıvazladı.He patted her back.
O, kollarını sıvadı.He rolled up his sleeves.
Tom Mary'nin sırtını sıvazladı.Tom patted Mary on the back.
Kolunu sıva, lütfen.Roll up your sleeve, please.
Kollarınızı sıvayın.Roll up your sleeves.
Gömleğinin kollarını sıvadı.Tom rolled up his shirt sleeves.
İğrenç bir yara izini açığa çıkarmak için kolunu sıvadı.Tom rolled up his sleeve, exposing a hideous scar.
Tom sakalını sıvazladı.Tom stroked his beard.
Tom kolunu sıvadı.Tom rolled up his sleeve.
Duvarlar beyaz sıvalıdır.The walls are white plaster.
O gömlek kollarını sıvadı.He rolled up his shirt sleeves.
Yaşlı adam nazik bir şekilde sakalını sıvazladı.The old man stroked his beard thoughtfully.
Tom pantolonunu sıvadı ve ayak parmaklarını suya daldırdı.Tom rolled up his pants and dipped his toes in the water.
Tom ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı ve pantolon paçalarını sıvadı.Tom took off his shoes and socks and rolled up his pant legs.
Tom, paçaları ıslanmasın diye onları sıvadı.Tom rolled up his pant legs so they wouldn't get wet.
Dereyi görmeden paçayı sıvama.Never fry a fish till it's caught.
Kollarımı sıvamaya hazırım.I'm ready to roll up my sleeves.
Tom kollarını sıvadı ve çalışmaya başladı.Tom rolled up his sleeves and started working.
Tom bulaşıkları yıkamadan önce kollarını sıvadı.Tom rolled up his sleeves before he started washing the dishes.
2002 yılında, Carlos Santana için kolları sıvadı.In 2002, he opened for Carlos Santana across Europe.
Yapıların taban ve duvarlarının özenli bir biçimde sıvandığı görülmüştür.They are particularly distinguished by the shape and size of their stroma.
Kapının arkasındaki sıva çıkarıldıktan sonra, bombası için tuğlada bir odayı boşalttı.After removing the plaster behind the door, he hollowed out a chamber in the brickwork for his bomb.
"Kolları sıvayalım.Her arm was bitten.
Sıvacı kuşlarda pek rastlanmasa da, bu beş tür kendi yuvalarını oyarak yapar.Unusually for nuthatches, all five species excavate their own nests.
Girişimciler elektrikli otomobil üretmek için kolları sıvadı, ancak büyük ölçüde başarısız olmuştur.Attempts were made to produce electric cars, but they were largely unsuccessful.
Dış sıvası ve bahçesi yoktu.There was no garden or sanctuary inside.
Halbuki kaya sıvacı kuşlarının iki türü de ormanlar ile bağlantılı değildir.He elaborated saying there is no beef between the two rappers.
Sıvacı kuşları tekeşlidir ve yaşam boyu için eşleşir.These birds are monogamous and remain in a pair for life.
Dış yüzey bağdadi sıva ya da ahşap kaplamadır.Alter substrate or ligand binding.
Dondurma hava kadar sıva vermedi.I did not plaster till it was freezing weather.
Yani insanlar kollarını sıvayıp, ellerini taşın altına koyuyorlar.So, people are getting their hands dirty. They are rolling up their sleeves.
Aynı zamanda ağlamayayım diye omzumu sıvazlıyor, dik durduruyordu.lifting me up, for not crying.
Yani 20'li yaşlarındaki birinin sırtını sıvazlayıpSo what do you think happens when you pat a twentysomething on the head and you say,
Bu elin ardındaki tüm dünya vazelinle sıvanmış.Beyond this hand is a world of Vaseline.
Gerektiğine kendi sırtımı bile sıvazlayabiliyorum, yani kimseden bir şey istememe gerek yok.I can even pat myself on the back when necessary, all so I don't have to ask anyone for anything.
Mükemmel bir fikir fakat kolları sıvayıp... ...bu konuyu enine boyuna düşünmeniz gerekir.Look!" "So-and-so is really interested in investing in our company. What a great idea!"
çok kullanışsızdır, ancak işte kollarınızı sıvayıpis very impractical, you know you can just go about
Aynı zamanda öpüşür, el ele tutar, birbirlerinin sırtlarını sıvazlarlar.They also kiss, hold hands, pat one another on the back.
Ve hepsi gülüştüler ve arkadaşlarının sırtını sıvazladılar.And they all kind of laughed and they patted him on the back.
Otuz Yıl Savaşları ve yapışmasını sıva gömlek ile kaçtı.Thirty Years' War, and just escaped from it with a sticking-plaster shirt.
Duvar kağıtları sökülüp, duvarlar sıvanacak.The wallpaper will be removed, and the walls will be plastered.
Giyinip kollarını sıvar, Canla başla çalışır.She arms her waist with strength, and makes her arms strong.
Seni pislikle sıvayıp rezil edeceğim. Dehşetle seyredecek herkes seni.I will throw abominable filth on you, and make you vile, and will set you a spectacle.
Billur döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
"Geri getirin bana onları!" dedi. Bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya başladı."Bring them back to me," and he began to rub and stroke their shanks and necks.
Sarayın salonunu görünce, su havuzu sanarak bacaklarını sıvadı.When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs.
Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.(To be used in holy war.)
Köşkü görünce zemini su sandı ve bacaklarını sıvadı.But when she saw it, she supposed it was a spreading water, and she bared her legs.
Bacaklarını, boyunlarını sıvazlamaya başladı.And he began to stroke their shanks and necks.
Sonra: “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.And he began to stroke their shanks and necks.
Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.And when the horses disappeared,
Verna ve müsteşarının ... sıvaması yüzünden ödeme yapmak zorunda olmak beni delirtiyor.Truly annoyed that we had to pay for Verna and her Perm Sec fucking up.
İstanbul ve Atina, az bilinen eserleri kamuoyuna tanıtmak için kolları sıvadı.Istanbul and Athens are working to ramp up public recognition of lesser known monuments.
Papademos ve yeni koalisyon Yunan kriziyle ilgili kolları sıvadıPapademos, new coalition government, tackle Greek crisis