Ben Tom'a sırtımı dönmeyeceğim.I'm not going to turn my back on Tom.
O beni sırtımdan bıçaklamaya çalıştı.She tried to stab me in the back.
Sırtımı ovar mısın, lütfen?Would you scrub my back, please.
Hey, sırtını bana dönme.Hey, don't turn your back on me.
Tom'un sırtında bir yılan dövmesi var.Tom has a tattoo of a snake on his back.
Tom'un sırt çantası kapının yanında.Tom's backpack is near the door.
Git sırt çantanı al.Go grab your backpack.
Birisi hançeri sırtımdan çıkardı.Someone withdrew the dagger from my back.
Bacaklarınla kaldır, sırtınla değil.Lift with the legs, not with the back.
Sanırım sadece sırtımı incittim.I think I just hurt my back.
Tom sırt çantasına bazı gerekli şeyleri doldurdu.Tom packed some essentials into his knapsack.
Beni sana sırtından ateş ettirmeye zorlama, Tom.Don't make me shoot you in the back, Tom.
Yarın bir sırt çantası alacağım.I'll buy a backpack tomorrow.
Çok sırt ağrısı çekiyorum.I've been having a lot of back pain.
Sırtım uyuşmuş.My back is numb.
Bu sırt çantası çok paraya mal oldu.This backpack cost a lot.
Sırtımı biraz incittim.I hurt my back a little.
Tom'un sırtında bir kazağı var.Tom has his sweater on backwards.
Sırtını incittin mi?Did you hurt your back?
Dikkatli ol yoksa o seni sırtından bıçaklar.Be careful or she'll stab you in the back.
Ben sana tekrar sırtımı dönmeyeceğim.I won't turn my back on you again.
Tom sırtüstü uyur.Tom sleeps on his back.
Tom sırtına hafifçe vurdu.Tom patted himself on the back.
Dan, Linda'nın sırt çantasını ormanda buldu.Dan discovered Linda's backpack in the woods.
Tom tenis oynarken sırtını incitti.Tom injured his back playing tennis.
Sırtını nasıl incittin?How did you hurt your back?
O sandalye sırtını acıtıyor mu?Does that chair hurt your back?
Sırtıma biraz güneş kremi sürer misin?Could you put a little sunscreen on my back?
Ben düştükten sonra sırtım incindi.After I fell, my back hurt.
Sırtınızı ovmamı ister misiniz?Do you want me to rub your back?
Bu mavi sırt çantası ağır.This blue backpack is heavy.
Tom, sırtında kendi ulaşamadığı yeri Meryem'e kaşıttı.Tom got Mary to scratch the part of his back he couldn't reach.
"Garson, bu sinek çorbamda ne yapıyor?" "Bana sırtüstü yüzecek gibi geliyor, bayım!""Waitress, what's this fly doing in my soup?" "Looks to me to be backstroke, sir!"
Sonunda sırtlanlar avdan gelen aslanları kovaladı.At last the hyenas chased the lions from their prey.
Birçok sırt ağrısı kendiliğinden iyi olur.Most back pain gets better on its own.
Sırt çantanı yere koy.Put down your backpack.
Onun sırtı kaşınıyor.His back itches.
Sırtlan güler.The hyena laughs.
Tom bir sırt çantası taşıyor.Tom is carrying a backpack.
Sırtına özen göster.Take care of your back.
Tom'un bir sırt yarası var.Tom has a back injury.
O sırt çantasını açıyor.She unzips her backpack.
Tom beni sırtımdan hançerledi.Tom stabbed me in the back.
Sırtım tekrar acıyor.My back is hurting again.
Sırtım sürekli ağrıyor.My back hurts all the time.
Mary bir hayalet ya da ruhu sırtına dokunmuş gibi hissetti.Mary felt as if a ghost or spirit had touched her back.
Tom sırt kaşıyıcısı ile sırtını kaşıdı.Tom scratched his back with a backscratcher.
Tom sırtında oğlunu taşıyordu.Tom was carrying his son on his back.
Mary sırtını Tom'a döndü.Mary turned her back on Tom.
O, sırtına bir sıcak su şişesi koydu.He laid a hot-water bottle on his back.
O sırtını Tom'a döndü.She turned her back on Tom.
Üst sırtın gerçekten sıkı.Your upper back is really tight.
Tom hâlâ babasının ona verdiği sırt çantasına sahip.Tom still has the knapsack his father gave him.
O beni sırtımdan bıçaklamayan tek kişi.She's the only one who's not stabbed me in the back.
Sırtlan insan sesi taklit eder.The hyena imitates the human voice.
Ben sırtımı incittim.I hurt my back.
Sırt üstü uzanıyordum.I was lying on my back.
Sırtıma biraz güneş losyonu sürer misin?Can you put some suntan lotion on my back?
Sırtıma biraz losyon sürer misin?Would you rub some lotion on my back?
O, yatakta sırtüstü yatıyordu.He was lying in bed on his back.