Ana içeriğe geç
Sözlük

sırt ile cümle

sırt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Multe femei aveau copii legați în spate în timp ce săpau pentru aur, mergând în apă otrăvită cu mercur.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Nhiều phụ nữ địu con trên lưng trong khi đãi vàng, và lội qua dòng nước nhiễm độc thủy ngân.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Veel vrouwen met kinderen vastgebonden op hun rug op zoek naar goud, wadend in door kwik vergiftigd water.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Wiele kobiet nosiło dzieci przywiązane do pleców, podczas wypłukania złota, brodząc w wodzie zatrutej rtęcią.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.Много жени имаха деца, привързани на гърбовете си, като промиваха златоносен пясък, ходейки във вода с живак.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.נשים רבות החזיקו תינוקות קשורים לגביהן בעודן מחפשות זהב ומשכשכות במים רעילים מכספית.
Altın elerken ve civayla zehirlenmiş suyun içinde dolaşırken kadınların sırtında bağlanmış çocukları vardı.金を選鉱していました 足が浸かっている水は水銀で汚染されています 採取工程で水銀が使われるのです
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.(88:34) милости же Моей не отниму от него, и не изменю истины Моей.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.(89:34) Mais je ne lui retirerai point ma bonté Et je ne trahirai pas ma fidélité,
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.aber meine Gnade will ich nicht von ihm wenden und meine Wahrheit nicht lassen trügen.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Akkor vesszõvel látogatom meg az õ bûnöket, és vereségekkel az õ álnokságukat;
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.dar nu-Mi voi îndepărta deloc bunătatea dela ei, şi nu-Mi voi face credincioşia de minciună;
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.då skall jag väl hemsöka deras överträdelse med ris och deras missgärning med plågor,
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.da vil jeg hjemsøke deres synd med ris og deres misgjerning med plager.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.그러나 나의 인자함을 그에게서 다 거두지 아니하며 나의 성실함도 폐하지 아니하며
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Mas não lhe retirarei totalmente a minha benignidade, nem faltarei com a minha fidelidade.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.men min Nåde tager jeg ikke fra ham, min Trofasthed svigter jeg ikke;
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Nhưng ta sẽ chẳng cất lấy sự nhơn từ ta khỏi người , Và sẽ thành tín ta cũng sẽ chẳng hết .
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Nhưng ta sẽ chẳng cất lấy sự nhơn từ ta khỏi người, Và sẽ thành tín ta cũng sẽ chẳng hết.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.niin minä rankaisen vitsalla heidän rikoksensa ja heidän pahat tekonsa vitsauksilla;
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Pero no retiraré de él mi misericordia, ni falsearé mi fidelidad
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.punirò con la verga il loro peccato e con flagelli la loro colpa
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Tedy navštívím metlou přestoupení jejich, a trestáním nepravost jejich,
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Tedy nawiedzę rózgą przestępstwo ich, a karaniem nieprawość ich.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Tetapi Aku akan tetap mengasihi Daud, dan tak akan mengingkari kesetiaan-Ku
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Toda milosti svoje mu ne odtegnem in lagal ne bom zoper zvestobo svojo.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.vtedy navštívim ich prestúpenie prútom a údermi ich neprávosť;
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.zal Ik hen straffen en allerlei plagen sturen.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Το ελεος μου ομως δεν θελω αφαιρεσει απ' αυτου, ουδε θελω ψευσθη κατα της αληθειας μου.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.Но милостта Си не ще оттегля от него, Нито ще изневеря на верността Си.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.וחסדי לא אפיר מעמו ולא אשקר באמונתי׃
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.‎اما رحمتي فلا انزعها عنه ولا اكذب من جهة امانتي‎.
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.只 是 我 必 不 將 我 的 慈 愛 、 全 然 收 回 、 也 必 不 叫 我 的 信 實 廢 棄
Ama onu sevmekten vazgeçmeyecek, Sadakatime sırt çevirmeyeceğim.只是 我 必不 將 我 的 慈愛 、 全然 收回 、 也 必 不 叫 我 的 信實廢棄
Ama sayende... ...sırtımdan büyük bir yük kalktı.De a te segítségeddel minden teher lekerült a vállamról.
Ama sayende... ...sırtımdan büyük bir yük kalktı.Χάρη σε σένα, μπορώ τώρα να διώξω ένα μεγάλο βάρος από την καρδιά μου.
Ama sayende... ...sırtımdan büyük bir yük kalktı.بفضل ازحت كل ما كان يتقل قلبي
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.(88:39) Но ныне Ты отринул и презрел, прогневался на помазанника Твоего;
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.(89:39) Et pourtant, tu as rejeté, tu as repoussé! Tu t`es irrité contre ton oint!
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Aber nun verstößest du und verwirfst und zürnest mit deinem Gesalbten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod