Ana içeriğe geç
Sözlük

sırt ile cümle

sırt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım.As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.
Onun seni sırtından ne zaman bıçaklayacağı hiç belli olmaz.There's no telling when she'll stab you in the back.
Bütün gündür balık avlıyor olduğum için sırtım ağrıyor.My back hurts because I've been fishing all day.
Sırtımda bir ağrı hissediyorum.I feel a pain in my back.
Sırtım ağrıyor.I have a backache.
O sırt üstü uzandı.He laid on his back.
Şu anda sırtımın ortası kaşınıyor ve ben oraya ulaşamıyorum. Arrgghh!I have an itch right in the middle of my back and I can't reach it. Arrgghh!
Sırtınızı dik tutun.Straighten your back!
Bir lastik sırtını kaybederse, yeni bir tane alma zamanıdır.When a tire loses its tread, it's time to buy a new one.
Mary tenis oynarken sırtını yaraladı.Mary injured her back playing tennis.
Mary sırtını bize döner.Mary has her back to us.
Birçok öğrenci okula sırt çantası taşır.Most students carry backpacks to school.
Tom sırt ağrısından şikâyet ediyordu.Tom was complaining of back pain.
Mary'nin sırt ağrısı ona işkence yapıyordu.Mary's back pain was torturing her.
Doktor hastayı bir sırt yaralanması için tedavi ediyor.The therapist is treating the patient for a back injury.
Sırtlanın havlaması kahkaha gibi ses çıkarıyor.The hyena's bark sounds like laughter.
Sırtında ve bacaklarında şiddetli ağrı hissetti.He felt severe pain in his back and legs.
Bir doktor, onun sırtındaki mermiyi çıkarmaya çalıştı.A doctor tried to remove the bullet from his back.
O at sırtında çıkmaktan hoşlanıyor.He likes to go out on horseback.
O, onu sırtından bıçakladı.She stabbed him in the back.
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Keşke sırtım her zaman öyle çok ağrımasa.I wish my back didn't always hurt so much.
Üç sırtlan birbirlerini ikna etmeye çalışarak bir daire içinde oturdu.The three hyenas sat in a circle, reasoning with one another.
Ayılar sık ​​sık sırtlarını ağaçların kabuğunda kaşırlar.Bears often scratch their backs on the bark of trees.
O, eski geleneklere sırtını döndü.He turned his back on the old traditions.
Tom sırtından bir ameliyat olmak zorunda.Tom has to have an operation on his back.
Tom'un sırt ağrısı var.Tom has a backache.
Tom sırtında bir ağrı hissetti.Tom felt a pain in his back.
Tom, sırtında bir bıçakla öldü.Tom died with a knife in his back.
Tom sırtı ağrıdığı için piyanoyu taşımaya yardım edemiyor.Tom can't help move the piano because he has a bad back.
Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.Tom always has a backpack slung over his shoulder.
Tom Mary'yi sırtından bıçakladı.Tom stabbed Mary in the back.
Tom Mary'yi sırtında taşıdı.Tom carried Mary on his back.
Deniz samuru, sırtüstü yüzerken istiridye yemeyi seviyor.Sea otters love to eat clams while swimming on their backs.
Tom sırtından vuruldu.Tom got shot in the back.
Tom sırtına yavaşça vurulmayı hakediyor.Tom deserves a pat on the back.
Tom sırt ağrısından yakındı.Tom complained that his back hurt.
Ona sırtımı kaşıyıp kaşımayacağını sordum.I asked him if he would scratch my back.
Sırtımda kırk sekiz yılım var.I have forty-eight years on my back.
Eğer hayat sırtını sana dönerse...If life turns its back on you...
Tom'un sırtı ağrıyor.Tom has a sore back.
Tom ve Mary sırt çantalı gezginlerdir.Tom and Mary are backpackers.
Tom sık sık sırt ağrısından şikayet eder mi?Does Tom complain about back pain often?
Bu sırt çantası mavimsidir.This backpack is blue-ish.
Sen sırt çantanı unuttun!You forgot your backpack!
Tek başıma sırtıma masaj yapamam.I cannot massage my back by myself.
Seç hiç sırtını Japonya'da yapılmış bir sırt kaşıyıcı ile kaşıdın mı?Have you ever scratched your back with a backscratcher made in Japan?
Ellerini sırtımdan çek.Take your hand off my back.
Sırtımda bir ağrım var.I have a pain in my back.
Sırt çantan nerede?Where's your backpack?
Sırt problemlerim var.I have back problems.
Tom'a sırtımı çeviremem.I can't just turn my back on Tom.
Tom'u sırtından vuramazsın.You can't shoot Tom in the back.
Tom artık Mary'ye sırt çeviremez.Tom can't turn his back on Mary now.
Sırtüstü yatmanı ve dinlenmeni istiyorum.I want you to lay back and relax.
Mary Tom'un onun sırtına güneş losyonu çalmasını istedi.Mary wanted Tom to put suntan lotion on her back.
Onun sırtına masaj yaptı.He massaged her back.
Sırtımdaki ağrıyla yaşamayı öğrendim.I've learned to live with the pain in my back.
O sırtüstü uzandı.He lay down on his back.
Sırt üstü yat.Lie back down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod