Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Jag menar, KGB - och inte bara KGB - brukade tortera folk för att få fram den här informationen.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.KGB, a nejen KGB, měla ve zvyku týrat, aby tyto údaje získala.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.옛날에 KGB는, 아니 KGB뿐만 아니라 어디라도, 이런 데이터를 얻기 위해 고문을 했습니다.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.KGB-ul, si nu numai, obisnuia sa tortureze pentru a obtine aceste informatii.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Kiedyś KGB i nie tylko stosowało tortury, żeby uzyskać takie dane.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.La KGB, y no solo la KGB, torturaba a gente para conseguir esta información.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Ou seja, o KGB, e não apenas o KGB, costumava utilizar a tortura como modo de obtenção de dados.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Úgy értem a KGB, és nem csak ők, régebben kínzással jutott ezekhez az adatokhoz.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Voglio dire, il KGB, e non solo, usava la tortura per ottenere questi dati.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Ý tôi là KGB, và không chỉ KGB, đã phải tra tấn để lấy được thông tin này.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Η KGB, και όχι μόνο, συνήθιζε να βασανίζει για να αποκτήσει αυτά τα στοιχεία.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Искам да кажа, че КГБ - и не само КГБ - всъщност са прилагали мъчения, за да получат тези данни.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.Раньше в КГБ, и не только КГБ, применяли пытки, чтобы получить эти данные.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.הרי הק-ג-ב, ולא רק הוא, נהג השתמש בעינויים כדי לחלץ מידע כזה.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.أعني الكي جي بي، وليس فقط الكي جي بي، كانت تقوم بالتعذيب من أجل الحصول على هذه البيانات.
Yani, KGB, sırf o değil tabii ki, bu verilere ulaşmak için işkence yaparlardı.情報入手のために 拷問をしていましたが 今はオンラインで済むんです
Yani sırf su kalıyor.Anda berakhir dengan air saja.
Yani sırf su kalıyor.결국은 그냥 물만 남아요.
Yani sırf su kalıyor.Terminas sólo con agua.
Yani sırf su kalıyor.Zbude jen kyslík (pozn. řečeno voda).
Yani sırf su kalıyor.В крайна сметка ето какво се случва с водата.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor."É assim o Iémen". E isso não é justo.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.거기서 많은 고정관념이 생겼으며 마치 그게 다인냥 보여진다는 것입니다.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.Yemen es esto.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.Yemen tóm lại là như thế này.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.החושבים על תימן במסגרת אחת יחידה: זה כל מה שהיא תימן.
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.والتي تضع اليمن في اطار واحد وتصور اليمن ضمن ذلك الاطار فحسب
Yemen tek bir çerçevede düşünülüyor, sırf bundan ibaret olduğu zannediliyor.捉えてしまうことですが それは私や