sırasında ile cümle

sırasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Mary 16 saatlik bir kıtalararası uçuş sırasında, zamanından önce doğdu.Mary was born prematurely during a 16 hour transcontinental flight.
Tecavüzcü, yargılanması sırasında hiçbir pişmanlık işareti göstermedi.The rapist showed no signs of remorse during his trial.
Rönesans sırasında, Floransa dünyadaki en büyük kentlerden biriydi.During the Renaissance, Florence was one of the greatest cities in the world.
Tom ameliyat sırasında öldü.Tom died during surgery.
Tom toplantı sırasında sessiz kaldı.Tom remained silent during the meeting.
Tom yemek sırasında görünmedi.Tom didn't appear during the meal.
Devrim sırasında hapsedilip öldürüldü.He was imprisoned and killed during the revolution.
Cinayet sırasında nerede olduğunuzu bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me where you were at the time of the murder?
Tom film sırasında Mary'yi öptü.Tom kissed Mary during the movie.
Kiralık arabamız yolculuk sırasında bozuldu.Our rented car broke drown during the journey.
Bu yer savaş sırasında bombalandı.This place was bombed during the war.
Öpüşme sırasında bulaşan bakteriler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur.The bacteria that are transferred during a kiss help improve your immune system.
Tom nihayet öğle yemeği sırasında buraya geldi.Tom finally got here around lunch time.
Tom akşam yemeği sırasında asla telefonuna cevap vermez.Tom never answers his phone during dinner.
Noel tatili sırasında giriş ücretsizdir.Admission is free during Christmas break.
Tom sırasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk.
Tom iş çıkış saatleri sırasında metroya binmeyi sevmez.Tom doesn't like to ride the subway during rush hour.
Tom oyun sırasında Tom sağ dizini yaraladı.Tom injured his right knee during the game.
Tom, savaş sırasındaki eylemleri için pişmanlık duymaya başladı.Tom began to experience remorse for his actions during the war.
Tutukluluğu sırasında Tom hücrede birkaç ay geçirdi.During his detention, Tom spent several months in the hole.
Shepard Dünya Savaşı sırasında bir destroyerde görev yaptı.Shepard served on a destroyer during World War II.
Toplam tutulma sırasında ay tamamen güneş görüşümüzü örter.During a total eclipse, the Moon completely covers our view of the Sun.
Tom Dünya Kupası finali sırasında TV'sine yapıştı.Tom was glued to his TV during the World Cup final.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına büzüldü.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Tom'un köpeği fırtına sırasında mutfak masasının altına sindi.Tom's dog cowered under the kitchen table during the storm.
Şehir savaş sırasında tahrip edildi.The city was destroyed during the war.
Şehir savaş sırasında hasar gördü.The city was damaged during the war.
Ben altmışıncı boşanma krizim sırasında Vancouver'da yaşadım.I lived in Vancouver during my sixty divorce crisis.
Winston Churchill İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'nin başbakanıydı.Winston Churchil was the Prime Minister of Britain during the Second World War.
Sınav sırasında konuşmak yok millet.No talking during the test, people.
İş görüşmesi sırasında sinirli miydin?Were you nervous during the job interview?
Sorgulama sırasında suçunu itiraf etti.During the interrogation he admitted his guilt.
Boş zamanım sırasında arkadaşlarımla takılmak istiyorum.During my free time I like to hang out with my friends.
Filmin yapımı sırasında aktör yanlışlıkla vurularak öldürüldü.The actor was accidentally shot dead during the making of the movie.
Film sırasında, güvensizliğimi askıya almaya çalıştım, ama başaramadım.During the movie, I tried to suspend my disbelief, but failed.
Hanuka bayramı sırasında dört taraflı dönen top ile oynamak gelenekseldir.During the feast of Hanukkah it is customary to play with a four sided dreidel.
Biz yaz tatilimiz sırasında yaptığımız hakkında konuştuk.We talked about what we had done during the summer break.
Lütfen iş saatleri sırasında Facebook'u kullanma.Please don't use Facebook during business hours.
Mağazanın sahibi soygun sırasında öldürüldü.The owner of the store was killed during the robbery.
Birçok Japon Amerikalılar 2.Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarına gönderildi.Many Japanese-Americans were sent off to concentration camps during World War II.
Savaş sırasında, fabrikalar gece gündüz çalıştı.During the war, factories ran around the clock.
İlişkimiz sırasında ikimiz de istemeden bazı sözler ve davranışlarda bulunduk.During our relationship we both said and did things we didn't mean.
Fransız Devrimi 16.Louis dönemi sırasında başladı.The French Revolution began during Louis XVI's reign.
Matzo, mayasız ekmek, hamursuz bayramı sırasında yenir.Matzo, an unleavened bread, is eaten during Passover.
Grev sırasında trenlerin % 35'i çalışacak.During the strike, 35% of the trains will operate.
Kral savaş sırasında esir edildi ve kafası kesildi.The king was captured during the battle and beheaded.
Şu anda meşgulüm ancak öğle yemeği sırasında konuşabiliriz.I'm busy now, but we can talk during lunch.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.They had to compromise during the trip.
Babam yemek zamanı sırasında tek söz söylemedi.My father didn't say a word during dinnertime.
Bir fırtına sırasında dağlara tırmanmak tehlikelidir.It's dangerous to climb mountains during a storm.
Bir fırtına sırasında bir dağa tırmanmak tehlikelidir.It's dangerous to climb a mountain during a storm.
Tatilim sırasında hiçbir şey yapmadım.I didn't do anything during my vacation.
Onun ölümü sırasında ne yapıyordun?What were you doing at the time of his death?
Yağma, tecavüz ve talan, savaş sırasında yaygındır.Looting, raping, and plundering are common during wartime.
Bir uçuş sırasında uçak yakıt tüketirken uçağın ağırlığı sürekli değişir.During a flight, an airplane's weight constantly changes as the aircraft consumes fuel.
Olimpik atletler, oyunlar sırasında Olimpiyat köyünde yaşarlar.Olympic athletes live in the Olympic village for the duration of the games.
Konuşma sırasında, o benim bilmediğim beni cezbeden bazı sözler kullandı.During the talk, he used some words I didn't know that fascinated me.
Tom yürüyüş sırasında ayak bileğini burktu.Tom sprained his ankle while hiking.
Operasyon sırasında ciddi biçimde yaralandım.I was severely wounded during the operation.
Kavga sırasında birlikte oturmamız gerekiyordu.We were supposed to sit together during the fight.

İlgili Sayfalar