sıra ile cümle
sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, ölümü sırasında, acı çekiyor.At the time of her death, she suffers agony.
O sıradan bir kişi olarak kalmaya çalışıyor.He's trying to remain an ordinary person.
Sırada sen olacaksın.You'll be next.
Ben ara sıra sadece bazı kelimeleri anlarım.I only understand some words now and then.
Tom, kefaletle çıktığı sırada ayak bileği monitör bileziği takmak zorundadır.Tom has to wear an ankle monitor bracelet while he's out on bail.
Sırada bekleyen adamlardan biri çok gergin görünüyordu.One of the men waiting in line seemed very nervous.
Bence Tom'un sırası.I think it's Tom's turn.
Tom, neden bunu yapmamız gerektiğinin pek çok nedenini sıraladı.Tom listed a lot of reasons why we should do that.
Tom o sırada Boston'da olmadığını söyledi.Tom said he wasn't in Boston at that time.
Sıranın sonunda durduk.We stood at the end of the line.
Tom o sırada sadece on üç yaşındaydı.Tom was just thirteen at the time.
Adım listede üçüncü sıradaydı.My name was third on the list.
Sıraya girmek istemiyorum.I don't want to stand in line.
Tom film sırasında uyuyakaldı.Tom fell asleep during the movie.
Tom ve ben Mary'ye sırayla baktık.Tom and I took turns taking care of Mary.
Ben sıramı beklemedim.I didn't wait for my turn.
Tom sırasını beklemedi.Tom didn't wait for his turn.
Tom ve ben işe giderken sırayla araba kullandık.Tom and I carpool to work.
Tom ve Mary üçüncü sırada yer aldı.Tom and Mary tied for third place.
Tom, listede üçüncü sırada.Tom is third on the list.
Sıradaki olmalıyım.I should be next.
Sanırım sıra sizde.I think you're next.
İki oğlu savaş sırasında öldü.His two sons died during the war.
Tom, onun sırası geldiğinde bunu yapacak.Tom is going to do that when his turn comes.
Biz ara sıra hepimiz yalan söyledik.We've all lied at one time or another.
Konser sırasında uyuyakaldım.I fell asleep during the concert.
Tom o sırada görevde değildi.Tom wasn't on duty at that time.
O sırada Tom Boston'daydı.Tom was in Boston at the time.
Tom o sırada evliydi.Tom was married at the time.
Tom o sırada meşguldü.Tom was busy at that time.
Tom o sırada buradaydı.Tom was here at the time.
Sami sıradan bir Müslüman'dı.Sami was an ordinary Muslim.
Tom, Boston'da olduğu sırada birçok başka sanatçı ile karşılaştı.Tom met many other artists when he was in Boston.
Toplantılar sırasında uyanık kalma sorunum var.I have trouble staying awake during meetings.
O sırada Tom ve Mary evli değildi.Tom and Mary weren't married at that time.
Tom'un sırada beklemesine gerek yoktu.Tom didn't need to stand in line.
Tom sırada durmak zorunda değildi.Tom didn't have to stand in line.
Tom sırada beklemek istemiyordu.Tom didn't want to wait in line.
Film sırasında uyuyakalmışım.I fell asleep during the movie.
Tom ve Mary sırayla yapıyorlar.Tom and Mary are taking turns.
Tom üçüncü sırada.Tom is in third place.
Ödeme sırası sende.It's your turn to pay.
Ödeme sırası bende.It's my turn to pay.
Fırtına sırasında mahallede birkaç ağaç patladı.Several trees blew down in our neighborhood during the storm.
Tom sırada beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait in line.
Umarım sıradaki değilimdir.I hope I'm not next.
O sırada, Tom ve ben hâlâ uyanıktık.At that time, Tom and I were still awake.
Tom, Lyon'daki savaş sırasında yaşıyordu.Tom lived during the war in Lyon.
Sami, suç sırasında giydiği kıyafetleri attı.Sami dumped the clothes he had worn during the crime.
Ön sırada oturmak hoşuma gider.I like to sit in the front row.
Sami o gece Leyla hakkında sıradışı bir şey fark etmedi.Sami didn't notice anything unsual about Layla that night.
Tom sıradan giyinmişti.Tom dressed casually.
Sırası gelmişken Tom'un bir Kanadalı olduğunu söylediğini söyleyebilirim.I can tell by the way Tom speaks that he's a Canadian.
Sami'nin arada sırada nöbet geçiriyor.Sami still has occasional seizures.
Sami'nin dedesi Meksika Devrimi sırasında yakalandı.Sami's grandfather was captured during the Mexican Revolution.
Sami sıradan hayata geri döndü.Sami went back to ordinary life.
Sami çok sıradışı bir şey gördü.Sami saw something very unusual.
Tom o sırada bir güvenlik görevlisiydi.Tom was a security guard at that time.
Sami, telefon çaldığı sırada Leyla'nın annesiyle akşam yemeği yiyordu.Sami was having dinner with Layla's mother when his phone rang.
Tom filmin korkunç kısımları sırasında gözlerini kapadı.Tom closed his eyes during the scary parts of the movie.