sıra ile cümle
sıra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu gece akşam yemeği yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to make dinner tonight?
Kahve yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to make the coffee?
Köpeğe banyo yaptırmak için kimin sırası?Whose turn is it to give the dog a bath?
Hiçbir hayvan bu cümlenin yapımı sırasında zarar görmemiştir.No animals were harmed during the making of this sentence.
Ben sıramı bekliyorum.I am waiting my turn.
Sıramı bekliyorum.I am waiting my turn.
Bu sıra dışı bir şey.This is something out of the ordinary.
Çöpü çıkarmak için benim sıram.It's my turn to take out the trash.
Nerede yemek yiyeceğimizi seçmek için benim sıram.It's my turn to choose where we eat.
Akşam yemeğini ödemek için benim sıram.It's my turn to pay for dinner.
Zar atma sırası benim.It's my turn to roll the dice.
Benim dini gün sırasında bir füg besteledim ve bir narbülbülü evcilleştirdim.During my sabbatical, I composed a fugue and domesticated a robin.
Kurs sırasında sessiz olun.Be quiet during the course.
Sürüş sırasında elde tutulan bir cep telefonu ile konuşmanın büyük cezaları vardır.There are big fines for talking on a hand-held mobile phone while driving.
Lise sırasında hoşnutlukla yurt dışına gitmek isterdim ama ebeveynlerim gitmemi istemezdi.I would have gladly gone abroad during high school, but my parents didn't want me to.
Sayısız insan kasabın önünde sırasını bekliyor.Countless people wait their turn in front of the butcher's.
Kalem sıranın üstündedir.The pen is on the desk.
Tatilim sırasında her gün golf oynadım.I played golf every day during my vacation.
O ders sırasında akıllılığını göstermek istedi ama o başarısız oldu.She wanted to show off her cleverness during class, but she failed.
Şimdi konuşma sırası benim.Now the floor is mine.
Parkta yapılan yürüyüş sırasında o, kazara eski arkadaşıyla karşılaştı.During a walk in the park she accidentally met her old friend.
Oyunculardan biri oyun sırasında sakatlandı.One of the players was hurt during the game.
O kadar sıradışı değil.It's not so unusual.
Sıra başkasında.It's somebody else's turn.
Ara sıra beklemek zorundasın.You have to expect that once in a while.
Ara sıra bunun olmasını beklemek zorundasın.You have to expect that to happen once in a while.
Ara sıra beni ara.Call me now and then.
Bir saattir bekliyoruz ve sıra çok az ilerledi.We've been waiting for an hour and the line has barely moved.
Vay, bu sıra çok büyük!Wow, that line is huge!
Sırada beklemekten nefret ederim.I hate waiting in line.
Sıra büyüktü ve blok etrafındaki bütün yolda uzanıyordu.The line was huge and stretched all the way around the block.
Düşünmek ve etrafa bakınmak için çocukluğum sırasında buraya sıklıkla gelirdim.During my childhood, I used to come here frequently, look around and think.
Lisedeki zamanı sırasında, Tom anoreksik oldu.During his time in high school, Tom became anorexic.
Sıra dışı hiçbir şey olmadı.Nothing out of the ordinary happened.
Laura ve Sarah, sırasıyla 12 ve 8 yaşındaki iki kız kardeştir.Laura and Sarah are sisters of twelve and eight years respectively.
Bunun yanı sıra, nasıl dans edilir bilmiyorum.Besides that, I don't know how to dance.
Antoine Lavoisier Fransız devrimi sırasında başı kesilerek idam edildi.Antoine Lavoisier was beheaded during the French revolution.
O sıralarda Tom Boston'daydı.At that time, Tom was in Boston.
Çöpü çıkarma sırası sende.It's your turn to take out the garbage.
Evi temizleme sırası sende.It's your turn to vacuum the house.
Tom her zaman ön sırada oturur.Tom always sits in the front row.
Tom ve ben ara sıra süpermarkette birbirimize rastlıyoruz.Tom and I run into each other at the supermarket every once in a while.
Tom ve ben çocuklarınıza sırayla bakacağız.Tom and I'll take turns watching your kids.
Tom ve Mary sırayla çöpü çıkarırlar.Tom and Mary take turns taking out the garbage.
Tom ve Mary bulaşıkları sırayla yıkarlar.Tom and Mary take turns washing the dishes.
Tom ve Mary arabayı sırayla sürerler.Tom and Mary took turns driving the car.
Tom oturma sırasında Mary'ye bitişik bir koltuk aldı.Tom took a seat next to Mary on the bench.
Tom savaş sırasında büyük para kazandı.Tom raked in money during the war.
Konuşma sırasında sessizlik hüküm sürdü.Silence reigned during the speech.
O sıradan oyuncularla sıradan bir filmdi.That was a mediocre movie with mediocre actors.
Robert ara sıra beni ziyaret eder.Robert occasionally visits me.
Tom üçüncü sırada oturdu.Tom sat in the third row.
Tom sadece sıradan bir adam.Tom is just an ordinary guy.
Savaş sırasında birçok çan erittiler.During the war, they melted down a lot of bells.
Gezimiz sırasında olağandışı bir şey olmadı.Nothing unusual happened during our trip.
Tom sırada bekliyor.Tom is waiting in line.
Tom ve ben arabayı sırayla sürdük.Tom and I took turns driving.
Onlar konferans sırasında greve gitmeyeceklerine söz verdiler.They promised not to go on strike during the conference.
Bu yılın havası oldukça sıradışıdır.This year's weather is rather unusual.
Tom sadece sıradan bir Joe.Tom is just an average Joe.