Biz kasıtlı olarak onun sırasını atladık.We skipped his turn on purpose.
O, sırrı saklamamız gerektiğini söyledi.He said we must keep the secret.
Sağanakta sırılsıklam olduk.We were drenched in the shower.
Birbirimizi ara sıra süpermarkette görüyoruz.We see each other at the supermarket now and then.
Ara sıra ondan haber alıyorum.I hear from him every now and then.
Bir oğlum var, o bir ticaret şirketinde çalışır.I have a son, who works for a trading company.
Amcam ara sıra beni görmeye gelir.My uncle comes to see me from time to time.
Tom sırada bir sonraki.In my opinion, it would be difficult to solve this problem.
Şirketimizde emeklilik yaşı 60'tır.At our company, the retirement age is 60.
Büyük babam savaş sırasında bir askerdi.My grandfather was a soldier during the war.
Dedem 2. Dünya Savaşı sırasında öldürüldü.My grandfather was killed in World War II.
Bildiğim kadarıyla, ilk dönem sırasında hiçbir sorun yoktu.As far as I am aware, there were no problems during the first semester.
Sırtımdaki ağrı kötüleşiyor.The pain in my back is getting worse.
Annem yokluğum sırasında öldü.My mother died during my absence.
Senin sıranın geleceğinden eminim.I firmly believe that your time will come.
Arada sırada seni görüyorum.I see you every now and then.
İsmen o şirketin başkanını tanıyorum.I know the president of that company by name.
Bu şirkette çalışırım.I work at this company.
Sirk gösterisini izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching the circus parade.
Ben, bir kayak kazası sırasında iki yerden bacağımı kırdım.I broke my leg in two places during a skiing mishap.
Şirkette geçici bir işim var.I got a temporary job at the firm.
Ağır çantayı sırtımda taşıdım.I carried the heavy bag on my back.
Sırrı Bay Yoshida'dan aldım.I got the secret out of Mr Yoshida.
Ara sıra okula gitmem.I am absent from school on occasion.
Ara sıra canım işimden ayrılmak istiyor.At times I feel like quitting my job.
Onu ara sıra kütüphanede görürümI see him in the library now and then.
Onun sıradan bir adam olduğunu bir bakışta anladım.I saw at a glance that he was an ordinary man.
Londra'da kalışım sırasında onunla arkadaş oldum.I made friends with her during my stay in London.
Tek bir şirkete bağlanmak istemiyorum.I don't want to be tied to one company.
Tek bir şirkete bağlı olmak istemiyorum.I don't want to be tied to one company.
Sırtımda hareket eden bir şey hissettim.I felt something moving on my back.
Yaz tatili sırasında sabahleyin okudum.I studied in the morning during the summer vacation.
Yaz tatili sırasında köyüme geri döndüm.I went back to my village during the summer vacation.
Şirket için elimden gelenin en iyisini verdim.I've given my best for the company.
Şirketin en üst kademesinde olmak istiyorum.I want to be at the top of the company.
Şu sıralar çok fazla sorunum var.I have a lot of problems at the moment.
Ben asla muhtaçı olan bir arkadaşıma sırtımı dönmem.I never turn my back on a friend in need.
Bir sıradağ gördüm.I saw a chain of mountains.
Ara sıra tenis oynarım.I play tennis once in a while.
Midemde ara sıra olan ağrılar var.I have occasional pains in the stomach.
Ara sıra sinemaya giderim.I go to the movies once in a while.
Ara sıra ata binmeyi severim.I like to ride a horse now and then.
Ara sıra onunla okulda karşılaşırım.I meet her at school now and then.
Şirketin müdürüyle görüşmek istiyorum.I want to see the director of the company.
Ders sırasında uykuya daldım.I went to sleep during the lesson.
Bahar tatili sırasında tuhaf işler yapacağım.I am going to do odd jobs during the spring vacation.
Ben bir petrol şirketi için çalışıyorum.I work for an oil company.
Şırıngayı görene kadar sakindim.I was calm until I saw the syringe!
Onu sana sır olarak söyledim, öyleyse niçin Jane'e ondan bahsettin?I told you that in confidence, so why did you tell Jane about it?
Sırtımda kötü bir ağrım var.I have a bad pain in my back.
Sırtımda biraz ağrım var.I've got a bit of an ache in my back.
Onun şirketten niçin ayrıldığını bilmiyorum.I don't know why he quit the company.
Otururken sırtını duvara yasladığını fark ettim.I noticed him sitting with his back against the wall.
Onu sır olarak saklamak için ona söz verdim.I promised him to keep it secret.
Onun adresini biliyorum, ama bu bir sır.I know his address, but it's a secret.
Onun sırrını ortaya çıkarmakla tehdit ettim.I threatened to reveal his secret.
Şirin olduğunu biliyorum.I know that she is cute.
Ben ona sırrı anlatmak için sancı çekiyordum.I was aching to tell her the secret.
Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.I never felt at ease in my father's company.
Babamın şirketinde her zaman huzursuz hissettim.I always felt ill at ease in my father's company.