Tom bile sırıttı.Even Tom grinned.
Ben bir çocukken Tom beni bir sirke götürdü.Tom took me to the circus when I was a kid.
Bu benim için tamamen bir sır.This is all a mystery to me.
Bu sıra dışı bir isim.That's an unusual name.
Tom nihayet öğle yemeği sırasında buraya geldi.Tom finally got here around lunch time.
Sırada beklemeyi sevmiyorum.I don't like waiting in line.
Tom ve Mary köpeği sırayla yürüyüşe götürdüler.Tom and Mary took turns taking the dog for a walk.
Bu Tom'un sırası olabilir.This might be Tom's desk.
Bu oldukça sıra dışı.This is rather unusual.
Bu epeyce sıra dışı.This is highly unusual.
Şimdi sıra bizde.Now it's our turn.
Tom akşam yemeği sırasında asla telefonuna cevap vermez.Tom never answers his phone during dinner.
Tom Mary'nin sırrınnın ne olduğunu biliyordu.Tom knew what Mary's secret was.
Tom ve Mary sıra ile yaptı.Tom and Mary took turns.
Tom Mary'nin sırrını biliyordu.Tom knew Mary's secret.
Tom sıra dışı bir kazada öldürüldü.Tom got killed in a freak accident.
Tom'un çalıştığı şirket zarar ediyor.The company where Tom works is losing money.
Tom şirketimizde bir iş için müracaat ettiğini söylediğinde şaşırdım.I was surprised when Tom said he was applying for a job at our company.
Bana bu şirkete başlayan kişinin sen olduğu söylendi.I was told you were the one who started this company.
Hayat bir sırdır.Life is a mystery.
Tom bir sırdır.Tom is a mystery.
Noel tatili sırasında giriş ücretsizdir.Admission is free during Christmas break.
Neden bu bir sırdı?Why was this a secret?
Tom sırasında oturuyordu.Tom was sitting at his desk.
Tom sırasının arkasına oturdu.Tom sat behind his desk.
O sıra dışı bir kadındı.She was an extraordinary woman.
Mary sıradışı bir kadındı.Mary was an extraordinary woman.
Bu şirketin bir müşteri sadakat programı var.This company has a customer loyalty program.
Tom'un bir sırrı var.Tom has a secret.
Ben Şiraz'da büyüdüm.I grew up in Shiraz.
Kelime sırası değiştirilmek zorunda.The word order has to be changed.
Kelime sırasını değiştirmek zorundasın.You have to change the word order.
Tom küçük bir şirket için çalışıyor.Tom works for a small company.
Uzun ömrün sırrı, anne ve babayı dikkatli bir biçimde seçmektir.The secret of longevity is to choose your parents carefully.
Şirketimde seni istihdam edebilirim.I can employ you in my company.
Seni şirketimde işe alabilirim.I can hire you in my company.
Tom Mary'nin çalıştığı şirkette bir müdür yardımcısı.Tom is an assistant manager at the company where Mary works.
Tom sırları bizden saklıyor.Tom has been keeping secrets from us.
Sıra ile yapabiliriz.We could take turns.
Galiba sıra bende.I think it's my turn.
Yarın bir sırt çantası alacağım.I'll buy a backpack tomorrow.
Ter içinde sırılsıklam oldum.I'm drenched in sweat.
Kağıtları karma sırası sende.It's your turn to shuffle.
Neden Tom'a bizim sırrımızı söyledin?Why did you tell Tom our secret?
Sırrımı keşfettin.You've discovered my secret.
Ben sırrı biliyorum.I know the secret.
Onu bir sır olarak tutsan iyi olur.You'd better keep that a secret.
Sanırım bunu bir sır olarak saklamalıyız.I think we should keep this a secret.
Bir sır tutamazsın.You can't keep a secret.
Tom ikinci sırada tamamladı.Tom ended up in second place.
Çok sırt ağrısı çekiyorum.I've been having a lot of back pain.
Dışarıda sirenler duyabiliriz.We could hear sirens outside.
Sırtım uyuşmuş.My back is numb.
Neden onu benden bir sır olarak saklıyordun?Why were you keeping it a secret from me?
Sırrını benimle paylaş.Share your secret with me.
Tom Mary'yi gördüğünde sırıttı.Tom grinned when he saw Mary.
Bu sırt çantası çok paraya mal oldu.This backpack cost a lot.
Sırtımı biraz incittim.I hurt my back a little.
Ben bir çocukken gerçekten şirindim.I was really cute when I was a kid.
Bir çocukken gerçekten şirindin.You were really cute when you were a kid.