Bu büyük bir karanlık sır değil.It's not a big dark secret.
Sana bir sır söylemek için benim sıram.It's my turn to tell you a secret.
Tom'dan sır saklamak zordur.It's hard to keep a secret from Tom.
Sır tutmak zordur.It's difficult to keep secrets.
Sır galiba.It's a secret, I guess.
İyi ki sizler sır tutamıyorsunuz.It's a good thing you guys can't keep a secret.
Çok şükür sizler sır tutamıyorsunuz.It's a good thing you guys can't keep a secret.
Bu sadece bizim küçük sırrımız olacak, tamam mı?It'll just be our little secret, OK?
Bizim küçük sırrımız olacak.It'll be our little secret.
O tam olarak bir sır değildi.It wasn't exactly a secret.
Sırrın yayılmış gibi görünüyor.It looks like your secret's out.
Bana söylediğin sır mı?Is what you told me secret?
Sana küçük bir sır vereceğim.I'll tell you a little secret.
Keşke tüm sırlarımı anlatacak birisine sahip olsam.I wish I had someone to tell all my secrets to.
Bir sırrın olduğunu biliyorum.I know you've got a secret.
Tom'un sırrını biliyorum.I know Tom's secret.
Sanırım o bu kadar büyük bir sır değil.I guess that's not such a big secret.
Hey, sırrının güvenliği benimle birlikte.Hey, your secret's safe with me.
İşte küçük bir sır.Here's a little secret.
Herkesin sırları var.Everybody's got secrets.
Merak etme. Sırrın benimle güvende.Don't worry. Your secret's safe with me.
Sana bir sır verebilir miyim?Can I tell you a secret?
Sana bir sır söyleyebilir miyim?Can I tell you a secret?
Sana küçük bir sır söyleyebilir miyim?Can I tell you a little secret?
Sıradakini alacağız.We'll get the next one.
Bu şirketten olsun.This one's on the house.
Sıradaki benden.The next one's on me.
Sıradaki senin için.The next one's for you.
Sıradaki sana.The next one's for you.
Senin sıran da gelecek.You'll get your turn.
Sıra sana da gelecek.You'll get your turn.
Tom sırrımızı öğrendi.Tom found out our secret.
Tom ders sırasında uyuyakaldı.Tom fell asleep during class.
Tom İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.Tom speaks French as well as English.
Tom akşam yemeği sırasında sessiz kaldı.Tom kept silent during dinner.
Sırtım gergin.My back is tense.
Sırtım yumrularla dolu.My back is full of knots.
Tom genellikle sırtüstü uyur.Tom usually sleeps on his back.
Tom deprem sırasında uyuyordu.Tom slept through the earthquake.
Tutulma sırasında, ay kan kırmızısı oldu.During the eclipse, the moon became blood red.
Bu şirket, Londra Borsasında işlem görüyor.This company is listed on the London Stock Exchange.
Bu şirket, New York Borsasında işlem görüyor.This company is listed on the New York Stock Exchange.
Bu şirket beş yıl içinde karbon nötr olmayı planlıyor.This company plans to become carbon neutral within five years.
Küçük bir şirket ister misin?Do you want a little company?
Ben şirketinizden hoşlandım.I've enjoyed your company.
Tom şirketinizi seviyor.Tom enjoys your company.
Bizim yine şirketimiz var.We've got company again.
Benim şirketim var.I've got company.
Ben bu şirkette bir hisse sahibiyim.I'm a stockholder in this company.
O büyük bir şirkettir.It's a big company.
Bu bir şirket için tuhaf bir isim.That's a strange name for a company.
Bu bir şirket arabası.This is a company car.
Bu bir şirket kentidir.This is a company town.
Bu çok iyi bir şirket değil.This isn't a very good company.
Tom'un işletilecek bir şirketi vardı.Tom had a company to run.
Tom şirkete birçok katkıda bulundu.Tom has contributed a lot to the company.
Tom şirketten ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave the company.
Tom babasının şirketini devraldı.Tom has taken over his father's company.
Tom bir petrol şirketinde yüksek bir konuma sahiptir.Tom holds a high position in an oil company.
Tom gelecekte bir şirket çalıştırmayı umuyor.Tom hopes to run a company in the future.