Tom sırt çantasını taktı.Tom put on his backpack.
Tom ayaklarını sırasının üstüne koydu.Tom put his feet up on his desk.
Tom sırt çantasını arabanın arka koltuğuna bıraktı.Tom put his backpack on the back seat of the car.
Şirkete annesiyle birlikte geldi.He came in company with his mother.
Beklendiği gibi ilk sırayı kazandı.As expected, he won first place.
Bu şirket çevresel kaplama alanını azaltmak için yeni teknolojiler kullanıyor.This company is using new technologies to reduce its environmental footprint.
Sırlarınız benimle güvencededir.Your secrets are safe with me.
Sırrın bizimle güvende.Your secret's safe with us.
Sırrın benimle güvende.Your secret's safe with me.
Sırlarını benden sakladın, değil mi?You've kept secrets from me, haven't you?
Bu sırrı saklamak zorundasın, tamam mı?You've got to keep this secret, OK?
Bunu bir sır olarak tutamayacaksın.You'll never be able to keep it a secret.
Bir sürü sırrı olan biri kişi gibi görünüyorsun.You seem to be a person with a lot of secrets.
Neden bu böylesine büyük bir sır?Why is it such a big secret?
Sen onu neden bir sır olarak tuttun?Why have you kept it a secret?
Neden bunu sır olarak saklamalıyız?Why do we need to keep it secret?
Neden bunu bir sır olarak saklamadın?Why didn't you keep it secret?
Gerçek sırrın nedir?What's your real secret?
Herhangi bir sırrım olduğunu sana düşündüren nedir?What makes you think I have any secrets?
Biz bunu Tom'dan bir sır olarak sakladık.We've kept it a secret from Tom.
Onu sır olarak saklamaya çalışıyoruz.We've been trying to keep it a secret.
Biz bunu bir sır olarak saklamaya çalıştık.We tried to keep it a secret.
Sırları birbirimizden saklamamalıyız.We shouldn't keep secrets from each other.
Onu bir sır olarak saklamak zorundayız.We have to keep it a secret.
Biz onu bir sır olarak saklamak zorundaydık.We had to keep it a secret.
Tom sırrı ile bana güvenmezdi.Tom wouldn't trust me with his secret.
Tom er ya da geç sırrı öğrenecek.Tom will learn the secret sooner or later.
Tom sana bütün sırlarımızı söyledi, değil mi?Tom told you all our secrets, didn't he?
Tom bana Mary'nin sırrını söyledi.Tom told me Mary's secret.
Tom bana bir sır söyledi.Tom told me a secret.
Tom bana Mary hakkında küçük bir sır söyledi.Tom told me a little secret about Mary.
Tom, Mary'ye sırrını anlattı.Tom told Mary his secret.
Tom sırrı biliyor gibi görünüyor.Tom seems to know the secret.
Tom sırrı saklamamız gerektiğini söyledi.Tom said we needed to keep the secret.
Tom sırrı açığa vurdu.Tom revealed the secret.
Tom onun sırrını açığa çıkardı.Tom revealed his secret.
Tom onun sırlarını bize açığa vurdu.Tom revealed his secret to us.
Tom sırrı biliyor.Tom knows the secret.
Tom sırları saklar.Tom keeps secrets.
Tom sır küpü, değil mi?Tom is secretive, isn't he?
Tom sırlarla dolu bir kişidir.Tom is a secretive person.
Tom'un karanlık bir sırrı var.Tom has a dark secret.
Tom'un sakladığı bir sırrı vardı.Tom had a secret he was hiding.
Tom'un birçok sırrı vardı.Tom had a lot of secrets.
Tom bana Mary'nin sırrını söylemedi.Tom didn't tell me Mary's secret.
Tom bana herkesin bilmediği sırrını açıklamadı.Tom didn't let me in on his secret.
Tom asla bir sır saklayamaz.Tom can never keep a secret.
Tom bunu sır olarak saklamamı tavsiye etti.Tom advised me to keep it secret.
O oldukça bir sır.That's quite a secret.
Bu, saklayacağım bir sır.That's one secret I'll keep.
O benim sırrım.That's my secret.
O sırrımız olarak kalacak.That'll remain our secret.
O her zaman bizim sırrımız olacak.That'll always be our secret.
O bir sırdı, değil mi?That was a secret, wasn't it?
O büyük bir sır gibi geliyor.That sounds like a big secret.
O artık bir sır değil.That isn't a secret anymore.
Herkes er veya geç senin bütün sırlarını öğrenecek.Sooner or later, everyone will know all your secrets.
Peki, sırrın ne?So, what's your secret?
Tamam, sır nedir?OK, what's the secret?
Bana bir sır anlatma sırası sende.It's your turn to tell me a secret.