O pis pis sırıttı.He grinned sheepishly.
O sıradan oyuncularla sıradan bir filmdi.That was a mediocre movie with mediocre actors.
Robert ara sıra beni ziyaret eder.Robert occasionally visits me.
Tom çok kârlı bir şirkete sahiptir.Tom owns a very profitable company.
Şirketimizi bütünleştirmek için yeni bir müdüre ihtiyacımız var.We need a new director to unify our company.
Şirketimizi toplamak için yeni bir yöneticiye ihtiyacımız var.We need a new director to bring our company together.
Tom üçüncü sırada oturdu.Tom sat in the third row.
Tom'un sırtını alkol ile ovun.Rub Tom's back with alcohol.
Tom sadece sıradan bir adam.Tom is just an ordinary guy.
Tom ve Mary aynı şirkette çalışıyorlar.Tom and Mary work together at the same company.
O şirin sayılır.He's kinda cute.
Eğer ilgileniyorsan bizim şirkette açılacak bir iş olduğunu düşünüyorum.I think there's a job opening up at our company, if you're interested.
Tom bu şirkette bir işle ilgilenebilip ilgilenemeyeceğimi bilmek istiyordu.Tom wanted to know if I might be interested in a job at his company.
Tom dans şirketindeki tek erkek.Tom is the only male in the dance company.
Savaş sırasında birçok çan erittiler.During the war, they melted down a lot of bells.
Gezimiz sırasında olağandışı bir şey olmadı.Nothing unusual happened during our trip.
Tom sırada bekliyor.Tom is waiting in line.
Tom ve ben arabayı sırayla sürdük.Tom and I took turns driving.
Boston'da küçük bir şirket için çalışırdım.I used to work for a small company in Boston.
Bir hava yolu şirketinde uçuş görevlisi olarak çalışıyorum.I work for an airline company as a flight attendant.
Benim yastık gözyaşlarıyla sırılsıklam oldu.My pillow was drenched with tears.
Onlar konferans sırasında greve gitmeyeceklerine söz verdiler.They promised not to go on strike during the conference.
Bu yılın havası oldukça sıradışıdır.This year's weather is rather unusual.
Tom sırt çantasını açtı ve iPad'ini çıkardı.Tom opened his backpack and took out his iPad.
Tom üç yıldır şirketimizle birlikte.Tom has been with our company for three years.
Tom sır tutmakta iyi değildir.Tom isn't good at keeping secrets.
Tom sadece sıradan bir Joe.Tom is just an average Joe.
Biz ara sıra sinemaya gideriz.We go to the movies now and then.
Bu gazete geniş bir sirkülasyona sahip.This newspaper has a wide circulation.
Tom'un bilmesini istemiyorum. Bu, ikimizin sırrı olmalı.I don't want Tom to know. This has to be our secret.
Kağıt üretimi uzun bir süre için devlet sırrı olarak kaldı.Paper production remained a state secret for a long time.
Sırları severim.I love secrets.
Tom'a yazılan tüm mektuplar sıranın üzerinde.All the letters on the desk are addressed to Tom.
Din sıradan insanların metafiziğidir.Religion is the metaphysics of the common people.
Tom el feneri için sırt çantasına uzandı.Tom reached into his knapsack for a flashlight.
Onlar sıradan insanlar.They're normal people.
İtalya'nın iki dağ sırası vardır, Alpler ve Apeninler.Italy has two mountain ranges, the Alps and the Apennines.
Savaş sırasında birçok tarihi binanın tahrip edilmesi üzücü.It's sad that many historical buildings got destroyed during the war.
Bütün bebek hayvanlar şirin değil.Not all baby animals are cute.
Sen geçen gece sıradışı herhangi bir şey gördün mü veya duydun mu?Did you see or hear anything unusual last night?
Yanıma sırf bunu alıyorum.This is all I'm taking with me.
Mary bugün gerçekten şirin görünüyor.Mary looks really cute today.
Sen balla sirkeyle yakaladığından daha fazla sinekler yakalarsın.You catch more flies with honey than with vinegar.
Bugün okulda sıra dışı bir şey oldu mu?Did anything out of the ordinary happen at school today?
Uzaktaki sirenleri duyabiliyordum.I could hear sirens in the distance.
Sıra dışı bir şey oldu.Something extraordinary has happened.
Sıradışı bir şey oldu.Something extraordinary happened.
Bu tam olarak bir sır değil.It's not exactly a secret.
O ara sıra tuhaf şeyler anlatır.Once in a while she tells strange things.
O ara sıra bizi ziyarete gelir.She comes to visit us every now and then.
Sıradaki sorun ne?What's your next question?
Dağıtma sırası sende.It's your turn to deal.
Tom'un sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's back.
Sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his back.
Rusya, II. Dünya Savaşı sırasında 20 milyon insan kaybetti.Russia lost 20 million people during World War II.
Rusya, İkinci Dünya Savaşı sırasında 20 milyon insan kaybetti.Russia lost 20 million people during World War II.
İnsanlar bilet almak için sıraya girdiler.People were lined up to buy tickets.
Bana sırt çantasını ver.Give me the backpack.
Eşyanı sırt çantana koy.Put your stuff in your backpack.
Bu listeyi alfabetik sıraya koy.Put this list in alphabetical order.