Bu penguen gerçekten şirin.This penguin is really cute.
Sirke gidebilir miyiz?Can we go to the circus?
Bu şirket, yüksek kaliteli üretimi ile ünlüdür.This company is famous for its high-quality production.
Şimdi konuşma sırası benim.Now the floor is mine.
Sonunda büyük sır çıktı.The big secret's finally out.
Parkta yapılan yürüyüş sırasında o, kazara eski arkadaşıyla karşılaştı.During a walk in the park she accidentally met her old friend.
Şirkette kimse beni sevmiyor. Bunu çok iyi biliyorum.No one likes me in the company; I know that well.
Oyunculardan biri oyun sırasında sakatlandı.One of the players was hurt during the game.
Tom ne kadar süredir şirketinizde?How long's Tom been at your company?
O kadar sıradışı değil.It's not so unusual.
Sıra başkasında.It's somebody else's turn.
Sırtında bir şey var.There's something on your back.
Ara sıra beklemek zorundasın.You have to expect that once in a while.
Ara sıra bunun olmasını beklemek zorundasın.You have to expect that to happen once in a while.
Senin yüzünü sevmiyorum ve ben artık şirketinize dayanamıyorum.I don't like your face and I can't bear your company any longer.
Ara sıra beni ara.Call me now and then.
Sirke yerine limon suyu kullan.Use lemon juice instead of vinegar.
Şirin görünmek için burada değilim.I'm not here to look cute.
Sırt çantasında birkaç kitap var.There are a few books in the backpack.
Bir saattir bekliyoruz ve sıra çok az ilerledi.We've been waiting for an hour and the line has barely moved.
Vay, bu sıra çok büyük!Wow, that line is huge!
Sırada beklemekten nefret ederim.I hate waiting in line.
Sıra büyüktü ve blok etrafındaki bütün yolda uzanıyordu.The line was huge and stretched all the way around the block.
Düşünmek ve etrafa bakınmak için çocukluğum sırasında buraya sıklıkla gelirdim.During my childhood, I used to come here frequently, look around and think.
Lisedeki zamanı sırasında, Tom anoreksik oldu.During his time in high school, Tom became anorexic.
Sıra dışı hiçbir şey olmadı.Nothing out of the ordinary happened.
Laura ve Sarah, sırasıyla 12 ve 8 yaşındaki iki kız kardeştir.Laura and Sarah are sisters of twelve and eight years respectively.
Onu sırtından vurdu.She backstabbed him.
O sırtından bıçaklandı.He was stabbed in the back.
Bunun yanı sıra, nasıl dans edilir bilmiyorum.Besides that, I don't know how to dance.
Antoine Lavoisier Fransız devrimi sırasında başı kesilerek idam edildi.Antoine Lavoisier was beheaded during the French revolution.
Sirius eliptik bir yörüngeye sahiptir.Sirius has an elliptical orbit.
Tom şirindir.Tom is cute.
O sıralarda Tom Boston'daydı.At that time, Tom was in Boston.
Tom'un şirketimize ne zaman katıldığını hatırlayabiliyor musun?Can you remember when Tom joined our company?
Kimseye söyleyemeyeceğim bir sırrım var.I have a secret I can't tell anyone.
Mary'nin gerçekten şirin olduğunu duydum.I heard Mary is really cute.
Çöpü çıkarma sırası sende.It's your turn to take out the garbage.
Evi temizleme sırası sende.It's your turn to vacuum the house.
Tom her zaman ön sırada oturur.Tom always sits in the front row.
Tom'un ve benim birbirimizden hiç sırrımız yok.Tom and I have no secrets from each other.
Tom ve ben ara sıra süpermarkette birbirimize rastlıyoruz.Tom and I run into each other at the supermarket every once in a while.
Tom ve ben çocuklarınıza sırayla bakacağız.Tom and I'll take turns watching your kids.
Tom ve Mary sırayla çöpü çıkarırlar.Tom and Mary take turns taking out the garbage.
Tom ve Mary bulaşıkları sırayla yıkarlar.Tom and Mary take turns washing the dishes.
Tom ve Mary arabayı sırayla sürerler.Tom and Mary took turns driving the car.
Tom şirketimizle ilgili bir işe başvurdu.Tom applied for a job with our company.
Tom üç yıl önce bizim şirket için çalışmaya başladı.Tom began to work for our company three years ago.
Tom sır saklayamaz.Tom can't keep a secret.
Tom sırtından aşağı inen bir ürperti hissetti.Tom felt a chill go down his back.
Tom sirenlerin yaklaştığını duydu ve kaçtı.Tom heard sirens approaching and ran off.
Tom bir yazılım şirketi için bölge satış müdürüdür.Tom is the district sales manager for a software company.
Tom şirketinde çalışan çok sayıda kadın olduğunu asla fark etmedi.Tom never realized there were so many women working at his company.
Tom'un küçük bir reklam şirketi var.Tom owns a small advertising company.
Tom oğlunun sırtını okşadı.Tom pat his son on the back.
Tom sırt çantasına bir şeyler sokuşturdu.Tom shoved his stuff into the backpack.
Tom Mary'nin sırtına şaplak attı.Tom slapped Mary on the back.
Tom oturma sırasında Mary'ye bitişik bir koltuk aldı.Tom took a seat next to Mary on the bench.
Tom savaş sırasında büyük para kazandı.Tom raked in money during the war.
Konuşma sırasında sessizlik hüküm sürdü.Silence reigned during the speech.