Ortağımın yasal haklarını satın aldım ve artık şirket benim.I bought out my partner and now the company is mine.
O, şirin ve modaya uygun görünmek istiyor.She wants to look cute and trendy.
Şirket, kusurlu ürünleri geri çağırdı.The company recalled the defective products.
Tom'u ön sırada otururken gördüm.I saw Tom sitting in the first row.
Onun sırrını biliyorum.I know his secret.
Onlar sonu gelmiş şirketten, batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçtılar.They fled the doomed company like rats deserting a sinking ship.
Onlar yaz eğitimi sırasında çok yetenekli bir oyuncu keşfettiler.They discovered a very talented player during summer training.
Hangi şirketi temsil ediyorsun?What company do you represent?
Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.Extraordinary things never happen in simple and ordinary ways.
O, sırt çantasını açtı.She opened her backpack.
Markku Liisa'ya sırılsıklam aşıktı.Markku was head over ears in love with Liisa.
Sıramızı bekleyelim.Let's wait for our turn.
Onlar arabayı sırayla sürdüler.They took turns driving the car.
Tom ve Mary, John'un üç sıra arkasına birlikte oturdular.Tom and Mary sat together three rows behind John.
Her şeyin sırayla olduğunu bulacağından eminim.I'm sure you'll find everything is in order.
Korkarım çok iyi bir şirket olmayacağım.I'm afraid I wouldn't be very good company.
Tom'dan sırlarının olmadığını düşündüm.I thought you didn't have secrets from Tom.
Tom Mary'ye sırılsıklam aşık olmuştu.Tom was head over heels in love with Mary.
Tom ve Mary o sırada arkadaş değildiler.Tom and Mary weren't friends at that time.
Maalesef ben çok iyi bir şirket değilim.I'm afraid I'm not very good company.
Tom konser sırasında uyuyakaldı.Tom fell asleep during the concert.
Sana kimsenin bilmediği küçük bir sır açıklayacağım.I'll let you in on a little secret.
Tom sırada üç saat durdu.Tom stood in line for three hours.
Tom Mary ile sirke gitti.Tom went to the circus with Mary.
Tom'un adı, listede ilk sırada.Tom's name is first on the list.
Tom telefon şirketi için çalışır.Tom works for the phone company.
Sırada beklemek zorunda değilsin.You don't have to wait in line.
Tom hiç bir sirke gitmedi.Tom has never been to a circus.
Tom bir petrol şirketi için çalışıyor.Tom works for an oil company.
Tom terden sırılsıklam oldu.Tom was drenched in sweat.
Tom sıraya oturdu.Tom sat down on the desk.
Sıranı alacaksın.You'll have your turn.
Tom bir sırıtışı bastırdı.Tom suppressed a grin.
Ben onu bir sır tutacağım.I'll keep it a secret.
Sır neydi?What was the secret?
Sır ne idi?What was the secret?
Tom çift sıra park etti.Tom's double-parked.
Sırrımı biliyorsun.You know my secret.
Sırrımı biliyorsunuz.You know my secret.
Tom bir siren duydu.Tom heard a siren.
Sıraya girdiler.They got in line.
O, bir sırdı.It was a secret.
Sıradaki sensin.You're next.
Sıradaki ne?What's next?
Şirketin hangi bölümünde çalışıyorsun?What division of the company do you work in?
Kendi sırtını göremezsin.You cannot see your own back.
Arkadaşlarım Güney Amerikan şirketleriyle iş yapmak istiyor.My friends want to do business with South American firms.
O büyük bir Alman şirketinin başkanıdır.He's the president of a large German company.
Bu açık bir sır.It's an open secret.
Samsung bir Kore şirketidir.Samsung is a Korean company.
Apple bir Amerikan şirketidir.Apple is an American company.
Çocuklar sirkin gelişiyle heyecanlandılar.The kids were excited about the arrival of the circus.
İsimler alfabetik olarak sıralanmıştır.The names are in alphabetical order.
Ara sıra hâlâ benim için ağladığını biliyorum.I know that you still cry for me sometimes.
Ara sıra, dışarıda yeriz.Once in a while, we eat out.
Mary, oğlunu sırtında taşıdı.Mary carried her son on her back.
Tom sırrı Mary'ye teşhir etti.Tom revealed the secret to Mary.
Tom bir ragbi maçı sırasında sol ayak bileğini kırdı.Tom broke his left ankle during a rugby match.
Bazı hasta adamlar develerin sırtında inliyordu.Some sick men moaned on the back of camels.
Savaş sırasında, onlar kırsal kesimde yaşadılar.During the war, they lived in the countryside.