Tom yıllardır aynı web sitesi tasarım şirketi için çalışmaktadır.Tom has been working for the same website design company for years.
Senin kedin şirin.Your cat is cute.
Sıraya girin.Get in line.
Tom'un şirketinin başı dertte.Tom's company is in trouble.
O bir sır olarak kalacak.That will remain a mystery.
Sadece bunu küçük sırrımız olarak saklayalım.Let's just keep this our little secret.
Bu küçük sırrımızı saklayalım.Let's keep this our little secret.
Sırtüstü yatmanı ve dinlenmeni istiyorum.I want you to lay back and relax.
Bunu sır olarak saklamak istediğini biliyorum.I know you want to keep it a secret.
O sıradan bir hayduttan başka bir şey değil.He's nothing more than a common thug.
O bir Amerikan şirketi.It's an American company.
O bir Çin şirketi.It's a Chinese company.
O bir Amerikan şirketi için çalışıyor.He works for an American company.
Neden bizim şirket için çalışmak istiyorsun?Why do you want to work for our company?
Ben senden herhangi bir sır sahibi olmak istemiyorum.I don't want to have any secrets from you.
Gelip şirketimizde çalışmanızı istiyorum.I want you to come work here at our company.
Olmak istediğinizde oldukça şirin olabilirsiniz.You can be pretty charming when you want to be.
Tom Mary'i şirkette tutmak istiyor.Tom wants Mary to keep him company.
Mary Tom'un onun sırtına güneş losyonu çalmasını istedi.Mary wanted Tom to put suntan lotion on her back.
Hiçbir şey sıra dışı gözükmüyordu.Nothing seemed out of the ordinary.
Onun sırtına masaj yaptı.He massaged her back.
Patatesleri sıradan bir bıçak yerine patates soyacağı ile soymayı tercih ederim.I'd rather peel potatoes with a potato peeler than with an ordinary knife.
Sıradaki sözcüklerinizi dikkatle seçin.Choose your next words carefully.
Sır seni öldürüyor.The secret is killing you.
Sırları saklamada berbatsın.You're awful at keeping secrets.
Şirketimiz bir limited şirkettir.Our company is a limited company.
Sırtımdaki ağrıyla yaşamayı öğrendim.I've learned to live with the pain in my back.
Ben kendi şirketimi tercih ederim.I prefer my own company.
Tom sıradışı bir şey gördü.Tom saw something unusual.
Tom sıra dışı bir şey fark ettiğini söylüyor.Tom says he's spotted something out of the ordinary.
Alpha Centauri Bb gezegeninin gerçek doğası hala bir sırdır.The true nature of the planet Alpha Centauri Bb is still a mystery.
Şirketimizde resmi dil Japoncadır.In our company the official language of business is Japanese.
Tom sırıtıyor.Tom's grinning.
Tom sırıttı.Tom grinned.
Onlar şirin.They're cute.
Ben iki sıra park ettim.I'm double-parked.
Sır saklayabilirim.I can keep a secret.
Bu, şehirde en iyi saklanan sırdır.It's the best-kept secret in town.
Sirk yarın şehre gelecek.The circus will come to town tomorrow.
Büyük şirketlerin bir ekonomi analistine ihtiyacı vardır.Big companies need an economy analyst.
Şirket yakında gerçekten iflas edecek.The company's going to go bankrupt really soon.
Ben İngilizcenin yaygın, sıradan bir dil olduğu Kanada'da yaşıyorum.I live in Canada, where English is a common, ordinary language.
Sır yayıldı.The secret was spread.
Elektrik enerjisi şirketleri kömür kullanımlarını azaltmaya çalışıyor.Electric power companies are seeking to reduce their use of coal.
Tom şirin.Tom is adorable.
Sen şirinsin.You're sweet.
Biz sıradışıyız.We're unusual.
Sen sıradışısın.You're unusual.
Tom sıradışı.Tom is unusual.
Ben sıradışıyım.I'm unusual.
Bir park ve bir hastanenin yanı sıra, üç sokak.Three streets, as well as a park and a hospital.
Tom Mary'nin sırasında yalnız oturduğunu gördü.Tom saw Mary sitting alone at her desk.
Kendini söz konusu şirketin sahibi olarak düşün.Think of yourself as the owner of the company mentioned.
Tom bana Mary'nin şirin olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thinks Mary is cute.
Sen yine sırıtıyorsun.You're smirking again.
O sırtüstü uzandı.He lay down on his back.
Artık konuşma sırası bende.Now it is my turn to speak.
Tom sırılsıklam.Tom is drenched.
Sıradaki Tom.Tom is next.
Tom sıra dışı görünüyor.Tom seems unusual.