Şirketimizin adına bir konuşma yaptı.He made a speech on behalf of our company.
Onun erken kalkması sıra dışıdır.It's unusual for him to get up early.
Onun hasta olduğu aramızda sır olarak kalsın.Let's keep it secret that he is ill.
Onun şirketinde rahat hissediyorum.I feel comfortable in his company.
Onun şirketinde asla rahat hissetmiyorum.I never feel at ease in his company.
Bu sırrı ondan gizleyelim.Let's conceal this secret from him.
Onun hakkında sıra dışı bir şey var.There's something unusual about him.
Tatil sırasında onun nereye gitmeyi planladığını ona soracağım.I'll ask him where he is planning to go during the vacation.
Onun konuşması sırasında garip bir olay oldu.A strange incident happened during his speech.
Şirketi işini genişletiyor.His company is extending its business.
Onun şirketi, bölgedeki en başarılı küçük işletme olarak seçildi.His company was singled out as the most successful small business in the region.
Şirketi iflas etti ve daha da kötüsü o bir trafik kazası geçirdi.His company went bankrupt, and to make matters worse, he met with a traffic accident.
Onun şirketi, Japonya'daki en iyi yönetilen şirketlerden biridir.His company is one of the best managed companies in Japan.
Erkek kardeşi bir ticaret şirketinde çalışır.His brother works for a trading company.
Bazı yönetim kurulu üyeleri onun şirketi işletme yeteneğini sorguladı.Some board members questioned his ability to run the corporation.
Ben onun iş kaydı için şirkete başvurdum.I referred to the company for his work record.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.The cause of his death still remains a mystery.
Onun sırrı yakında ortaya çıkarılacak.His secret will be disclosed soon.
Onun konuşması sırasında öğrenciler istekli olarak dinlediler.The pupils listened eagerly during his speech.
İngilizcenin yanı sıra Tay dili de konuşabiliyor.He can speak Thai as well as English.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
Ara sıra plaja gitmeyi sever.He likes to go to the beach now and then.
Doğduğu ülkeyi ziyaret etmek için ara sıra tatillerden faydalandı.He availed himself of the 'off-and-on' holidays to visit his native country.
O, 30 yıllık hizmetten sonra şirketten emekli oldu.He retired from the company after 30 years' service.
60 yaşında şirketten emekli oldu.He retired from the company at the age of 60.
Önünde sonunda sırrı öğrenecek.He'll know the secret sooner or later.
O hâlâ babasının sırtından geçiniyor.He's still sponging off his father.
Büyük babasını sırtında taşıdı.He carried his grandfather on his back.
Hayatını şirketine adadı.He devoted his life to his company.
Arkadaşlarımız arasında Sırplar, Hırvatlar ve Müslümanlar var.Among our friends, there are Serbs and Croats and Muslims.
O sadece sıradan bir öğrencidir.He's just an ordinary student.
O, menkul kıymetlerini bu şirkette tutuyor.He holds stocks in this company.
Şirketin yasal sahibidir.He is the lawful owner of the company.
O, şirketin başkanı olarak babasının yerine geçti.He succeeded his father as president of the company.
O, istediği zaman bir sırrı saklayabilir.He is capable of keeping a secret when he wants to.
Kağıtları sıraya koymayı denemekten vazgeçti.He has given up trying to put the papers in order.
O, şirketini o yıl kurdu.He set up his company that year.
O, sırrı kendine sakladı.He kept the secret to himself.
O, sırrı biliyor gibi görünüyor.He seems to know the secret.
Bir şirkette bir yönetici olmalıdır.One must be an executive in some company.
O yatakta sırtüstü yatıyor.He lay on his back on the bed.
O, hâlâ şirketin kadrosunda.He is still on the payroll of the company.
O hâlâ ailesinin sırtından geçiniyor.He's still sponging off his parents.
Sanki sırrı biliyormuş gibi konuşur.He talks as if he knew the secret.
O, Mary'ye sırılsıklam âşık.He's head over heels in love with Mary.
Onunla Meksika'da kaldığım sırada tanıştım.I met her during my stay in Mexico.
O, şirketimi idare eder.He deals with my company.
Bir doktor olmasının yanı sıra o iyi bir piyanistti.In addition to being a physician, he was a master pianist.
Bir doktor olmanın yanı sıra, o bir yazardır.In addition to being a doctor, he is a writer.
Kişisel nedenlerden dolayı şirketten ayrıldı.He left the company on account of personal reasons.
Yağmurdan sırılsıklam oldu.He was drenched by the rain.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.He can speak German, not to mention English and French.
İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.He teaches mathematics as well as English.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
Müziğin yanı sıra o sporları da sever.He likes sports as well as music.
Ona sır vermek için erkek kardeşine yeterince güvenmiyordu.He didn't trust his brother enough to confide in him.
O yaz sıcağı sırasında bir kravat takmaktan nefret eder.He hates wearing a tie during the summer heat.
Konferans sırasında şirketimizi temsil etti.He represented our company at the conference.
O, ara sıra toplantılara katılır.He attends meetings off and on.