sırılsıklam ile cümle

sırılsıklam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Yoğun yağmur nedeniyle sırılsıklam oldum.I was drenched to the skin because of the heavy rain.
Yağmur elbiselerimi sırılsıklam etti.The rain soaked through my clothes.
Hepimiz terden sırılsıklam olduk.We were all drenched with perspiration.
Bir sağanağa yakalandım ve sırılsıklam oldum.I was caught in a shower and was drenched to the skin.
Tom sırılsıklam oldu ve üşüttü.Tom got wet to the skin and caught cold.
Sağanakta sırılsıklam olduk.We were drenched in the shower.
Gemideki yük sırılsıklam oldu.The freight on the ship got soaked.
O, Mary'ye sırılsıklam âşık.He's head over heels in love with Mary.
Yağmurdan sırılsıklam oldu.He was drenched by the rain.
Ona sırılsıklam âşık olduğum doğrudur.It is true that I was head over heels in love with her.
Tepeden tırnağa sırılsıklam olmuştu.She was soaked from head to foot.
Tom Mary'ye sırılsıklam âşık.Tom is head over heels in love with Mary.
Tom ve Mary birbirlerine sırılsıklam âşık oldular.Tom and Mary fell head over heels in love with each other.
Japonlar uyumaya gitmeden önce sıcak suda sırılsıklam olmayı severler.Japanese like to soak in hot water before going to sleep.
Tom eve sırılsıklam ıslak vardı.Tom arrived home soaking wet.
Tom küvetin içinde sırılsıklam oldu.Tom soaked in the bathtub.
Tom sırılsıklam.Tom is drenched.
Onlar sırılsıklam.They're drenched.
Markku Liisa'ya sırılsıklam aşıktı.Markku was head over ears in love with Liisa.
Tom Mary'ye sırılsıklam aşık olmuştu.Tom was head over heels in love with Mary.
Tom terden sırılsıklam oldu.Tom was drenched in sweat.
Benim yastık gözyaşlarıyla sırılsıklam oldu.My pillow was drenched with tears.
Sırılsıklam oldum.I got soaked.
Tom Mary'ye sırılsıklam aşık oldu.Tom fell head over heels in love with Mary.
Ter içinde sırılsıklam oldum.I'm drenched in sweat.
Benim pantolonum sırılsıklamdı.My pants were soaked.
Tom eve sırılsıklam ve yorgun geldi.Tom came home soaking wet and exhausted.
Ona sırılsıklam aşık oldu.She was head over heels for him.
"Terden sırılsıklamım." "Öyleyse duş aldığından emin ol.""I'm dripping sweat." "Then make sure you take a shower!"
Ben sırılsıklam ıslandım.I got soaking wet.
Tom'un giysileri sırılsıklam.Tom's clothes are soaking wet.
Tom yağmur tarafından sırılsıklam edildi.Tom was drenched by the rain.
Bana bak. Sırılsıklam ıslandım.Look at me. I'm soaked to the skin.
"Sırılsıklam ıslandım." "Ben de.""I'm soaked to the skin." "So am I."
Tom sırılsıklam olmuştu.Tom was soaking wet.
Tom eve sırılsıklam geldi.Tom came home soaking wet.
Sırılsıklam olup üşüttü.He got wet to the skin and caught cold.
Eve gelirken yağmurda sırılsıklam oldum.The rain soaked me on my way home.
Ama sadece birkaç saniye sonra, onlar sırılsıklam kırık bir su hattı ile vardır.But only seconds later, they are drenched by a broken water line.
15 Mayıs 1998, tarihinde dördüncü albümü Sırılsıklam'ı yayınladı.On 15 May 1998, the fourth album was released on Sırılsıklam.
Susan Test'e sırılsıklam aşıktır.Susan is silently grateful.
Kuyudan çıktıklarında kendi terleriyle sırılsıklam haldeydiler.When they came out of the shaft, they were soaking wet from their own sweat.
-Terlemekten sırılsıklam oldum.-I'm soaking wet.
Sırılsıklam eden Müzik,Won Kang Hwi'nin gözyaşları Fanların kalplerini eritti"Drenched in Music, Won Kang Hwi's Tears Melt the Fans' Hearts!"
Nemlendirilecek veya sırılsıklam yapılacak bir şeyin var mı?Thanks, but... the League is watching.
Sen şimdi sırılsıklamsın.You're all wet.
Sırılsıklam oldum, ama paltoyu çıkarırsam üşürüm.I'm drenched, but I'll be cold if I take my coat off
Yemin olsun ki şu duvarın sırılsıklam olmasını dilerdim gözyaşlarımla...I wish, I swear the wall is soaked in my tears.
İnleye inleye bittim, Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan, Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan.I am weary with my groaning. Every night I flood my bed. I drench my couch with my tears.
Ardından muson mevsimi geldi ve kavurucu sıcağın yerini sırılsıklam ıslaklık aldı.Then the monsoon season hit and scorching hot became soaking wet.
Hayranlar sırılsıklam fakat heyecanlıydılar.Fans were soaked but excited.
Susan Test'e sırılsıklam aşıktır.Unter Mitarbeit von Susan Schädlich.
Yağmur yağdı ve o eve sırılsıklam geldi.Il plut et elle rentra trempée.
Yağmur yağdı ve o eve sırılsıklam geldi.Llovió y ella llegó a casa empapada.
Tepeden tırnağa sırılsıklam olmuştu.Era bagnata fradicia dalla testa ai piedi.
15 Mayıs 1998, tarihinde dördüncü albümü Sırılsıklam'ı yayınladı.15 мая 1998 года вышел четвертый альбом Sırılsıklam.
Anya, dördüncü sezonun başlarında, Xander'a hâlâ sırılsıklam aşık bir şekilde Sunnydale'e geri döner.Bij het begin van het regenseizoen wordt Tom toch verliefd op Fern.
Eğer yağmurluğunuz olmasaydı, iliklerime kadar sırılsıklam olacaktım.Zonder uw regenjas was ik door en door nat geweest.
Birinci bölüm sonu Çok geçmeden içeri sırılsıklam iki çocuk girer.Az első rész vége egy apró átmenettel olvad bele a második kezdetébe.
Mangada, Wakaouji’ye sırılsıklam aşıktır ve sonunda nişanlanırlar.Liam on syvästi rakastunut Hope Loganiin, ja he ovat kihloissa.

İlgili Sayfalar