sınırlar ile cümle

sınırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ticaret var, silahsızlandırma var, sınırlar arası ilişkiler var.There is trade, there is disarmament, there is cross-border relations.
Sınırları sarı olsun.I could make the boundary yellow.
Sınırları baştan yazmak istemiyorum. -I don't want to have to rewrite the boundaries.
Kabiliyetimin sınırlarını geçmiş olmalıyım, baba.I must have reached beyond my abilities, Dad.
ROMEO ben aşk hafif kanatları ile bu duvarlar o'erperch; taşlı sınırlar için sevgi tutamaz:ROMEO With love's light wings did I o'erperch these walls; For stony limits cannot hold love out:
Ve tevazu sınırları o'er adım değil, ben olabilir seviyorum becomed ona verdi.And gave him what becomed love I might, Not stepping o'er the bounds of modesty.
Ellerimizdeki kaynakların sınırlarını biliyoruz.We know the limits of the resources we have.
Korsanlık, her zaman kapitalist sınırlar içerisindeki kontrole bir tepkidir.Acts of piracy have always been a response to the control of uncharted capitalist frontiers.
Bu nedenle, stüdyonun ilk kuralı... ...burada sınırlara ve korkuya yer yok.So, the premise in the studio was, there are no boundaries, there is no fear.
Sınırlar içinde olduğumuzu niçin söyleyeyim?Why do I say that we're in range?
Ve hatta, ürünün şekil manipulasyonuna bile belli sınırlar içinde dahil olabilirsiniz.And also, you can engage in shape manipulation of that product, but within boundaries that are safe.
Bu yazılım parçası bireyi olası sınırlar içinde tutacaktır.The piece of software will keep an individual within the bounds of the possible.
Unutma ki kanunlar, kabul ettiğin sınırlardan ibaret.Remember that laws are limitations that you have accepted.
Sınırlarımızı biraz zorladığımın farkındayım.I realize I'm already pushing.
Ve sınırları belirlememiz lazım, değil mi?And we have to specify bounds, right?
Sınırlar nereler?What are the bounds?
Tanım kümesinin sınırları nereler?You can almost view-- what are the bounds of the domain?
Başbakan ve Hükümet, Kraliyet Ailesinin... ...gücünün sınırları konusunda anlaşmazlığa düştü.[President and diplomat standoff Uprising or palace power check?]
Sınırları olmayan bir Kızıl Haç doktoru olmak istiyordum.I wanted to become that kind of Red Cross doctor, that doctor without borders.
Aslinda kurenin boyle belirli sinirlari yoktur.And actually the sphere has no strict boundary.
Sınırları duymazdım.I didn't hear the boundaries.
Sınırları yoktu.It had no limits.
Sınırların ötesinde bir mutluluğa kavuşurShe achieves off-scale happiness. [loud laughter]
İnsan kapasitesinin sınırlarını zorlayan... ...bir yolculuk oldu.It's a journey that is right at the limit of human capability.
O ülkenin sınırları içinde tadı gerçekten iyidir. ama başka yere götürürseniz tadı iğrençtir.It tastes great within the borders of that country, but absolute shite if you take it anywhere else.
Hikayeler sınırları yıkamaz ama mantık duvarlarımızda küçük delikler açabilir.Stories cannot demolish frontiers, but they can punch holes in our mental walls.
Biri sınırlar çiziyor.One draws boundaries.
Hikayeler sınırların ötesine geçer.Stories cut across all boundaries,
Bugün de dün olduğu gibi, hikayeler sınırları aşmaya devam ediyorlar.Today, stories continue to transcend borders.
Çünkü sınırlar korkular gibidir sıklıkla sadece bir ilizyondur.Because limits, like fears, are often just an illusion.
Boşnak bölgesi ile Boşnak-Sırp bölgesi arasındaki sınırlarda durum yatıştı.Borders between the Bosniak territory and the Bosnian-Serb territory have calmed down.
Başka bir sınır gezegeninin sınırlarını zorlayabilirdik.We could be pushing the boundaries of a new frontier world.
Demek istediğim, bu kadın için sınırları zorladılar.I mean, they went to the max for this woman.
Great Western gibi buyuk buluslarla, dengeyi mutlak sinirlarina kadar uzatabiliriz.With innovations like the Great Western, we can stretch that balance to the absolute limit.
Ambigramın sınırlarını zorlamayı seviyorum.I like pushing on what an ambigram can mean.
Daha fazla genişleyemeyiz, çünkü gezegenin sınırlarını erozyona uğratırız.We cannot expand anymore, because it erodes the planetary boundaries.
Bir çok açıdan, düş kurma cürretimiz imkan sınırlarını zorlamamıza yardım ediyor.In many ways, our audacity to imagine helps push the boundaries of possibility.
Ama bütün bunlar dünyayı anlamak, olanakların sınırlarını anlamak içindi.But it was all about trying to understand the world, understand the limits of possibility.
Bütün bu uluslar insanların işeyip, sınırlar oluşturmasından başka bir şey değildir:All these nations are nothing but people pissing and making a boundary:
İş birliği yaparken ihtiyacınız olan ilk şey kendi sınırlarınızı bilmenizdir.The very first thing you need to do when you are collaborating is know your constraints.
Üstelik yalnızca tek bir dokunuşla... Bırakın hayatınız sınırları zorlasın.Just one simple touch... and life gets a little bigger.
Bitkiler ve hayvanlar arasındaki sınırları... ...yıkmaya niyetli her tür yaratık.All manner of creatures that seem to violate... ...the boundaries between plants and animals.
Butun bu sinirlar bir ozgurlukler tabanini tanimlamaya yarar.Isaiah Berlin put it this way:
Bu sinirlar yikilmis durumda. Insanlar tum gun boyunca kanunlar icinde yuzuyorlar.People wade through law all day long.
Oyleyse simdi yapilmasi gereken bu sinirlari tekrar koymak.So, what's needed now is to rebuild these boundaries.
Cunku insanlarin dava edebilecekleri konular diger herkesin ozgurluk sinirlarini belirler.Because what people can sue for establishes the boundaries for everybody else's freedom.
Bu tarz şeylerin sınırları ile ilgilenmezsiniz.You're not interested in the limits of these things.
Buradaki iki hücre bize göstermektedir ki, ortamın sınırları bilhassa önemlidir.Well these two cells here show us that the boundaries of the environment are particularly important.
Fakat, bazı sınırlar diğerlerinden nettir.Still, some boundaries are larger than others.
Çoktan insan direncinin sınırlarının ötesine geçtik bile.We have already gone far beyond the limits of human endurance.
Bu işin güzelliği, matematiğin sınırlarının ne kadar geniş olduğunu göstermesi.And what's neat about this it kind of shows how broad mathematics can be.
Sınırlar çizdimI drew a line
Senin için sınırlar belirledimI drew a line for you
Kanunlarımız, genişleyen koruma sınırlarıyla ve muazzam ödüllerle bu eğilimimize boyun eğiyor.Our laws then indulge this bias with ever-broadening protections and massive rewards.
Sınırları da bunlar.And there's the prime.
Sınırları kaldırsam bile beyninizde artık model oluştuğundan bunu hala görebilirsiniz.So when I go back without the prime, your brain already has the model so you can see it again.
Cazibe tamamen dünyevi sınırları aşmak ve dünyayı daha ideal ve mükemmel bir hale getirmektir.Glamour is all about transcending this world and getting to an idealized, perfect place.
Ona olan tutkum mantık sınırlarının ötesinde.My passion for her goes beyond reasonable bounds.
Arathorn Arnor'un düşmüş şehirlerinin uzak sınırları boyunca yol aldı.Arathorn travelled far beyond the fallen cities of Arnor.
Tehlikeye çok fazla kalmadı sınırlarınızda hızla ilerliyorlar.It will not be long before danger presses once more on your borders.

İlgili Sayfalar