sınırlar ile cümle

sınırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Niğde ili sınırları içerisinde bulunan Melendiz dağı eteklerinden göç suretiyle gelip yerleşmişlerdir.Van den Heuvel, duidend op een heuvel of verhoging waaraan gewoond wordt.
Beyyazı Kasabası sınırları içerisinde tarihi kalıntı bulunmamaktadır.Binnen een burgerlijke gemeente worden niet altijd de oude grenzen gehandhaafd.
İlçenin sınırları içinden Dokuzsele(Ulubey) ve Banaz Çayı geçmektedir.Ninive had hangende tuinen en tempels van onder meer Isjtar (Venus) en Nabu.
Görülmektedir ki ekstra bilgi, verilen sınırları daha da sıkılaştırmaktadır.Hierdoor wordt de extra data die moet worden gedownload beperkt.
Adı, birkaç yıl içinde Amerika sınırları dışında da duyuldu.Al snel werd ze ook buiten de landsgrenzen bekend.
Almanya, Fransa ve Lüksemburg sınırlarının birleştiği bölgeye yakındır.Deze club ligt in Frankrijk vlak bij de grens van Duitsland en Luxemburg.
Bugünkü sınırları Dayton Antlaşması ile 1995'te çizildi.De munteenheid is ontstaan bij het Dayton akkoord van 1995.
Köy belediye sınırları içine alınmıştır.Affoltern omvat de volgende gemeenten:
Başlangıçta iki ilçe (Kocasinan ve Melikgazi) Kayseri Büyükşehir Belediyesinin sınırlarına dâhil edildi.Hij was een slaaf van de oorspronkelijke bewoners, die door de twee invallende stammen verslagen werden.
İznik, doğu sınırlarını yüzyılın geri kalanı için birleştirmeyi başardı.De Tamils slaagden erin de Singalezen in de loop der eeuwen naar het zuiden van het eiland te drijven.
ABD eyaletleri Indiana, Illinois, Wisconsin ve Michigan sınırlarındadır.Het meer ligt tussen de staten Illinois, Indiana, Michigan en Wisconsin.
Belediye sınırları içinde 4 mahallesi bulunmaktadır.Op het grondgebied van de gemeente liggen vier stations.
"Kara Şövalye'nin türün sınırlarını aştığı bir gerçek.Zeer herkenbaar in het wapen zijn de zwarte kruisen van de ridders van de Duitse Orde.
Popüler olan çalışmalarından biri 1972'de Büyümenin Sınırları adıyla yayınladıkları kitaptır.Ze is bekend als auteur van Grenzen aan de groei uit 1972.
Kuzey sınırlarını Tuna, Sava ve Kupa nehirleri oluşturur.De noordgrens wordt gevormd door drie rivieren, de Sava, de Donau en de Kupa.
Valiliğin sınırları ilk yıllarda kesin olarak belirlenmemişti.De naam van het orkest lag in de eerste jaren overigens nog niet duidelijk vast.
Genel olarak etnik farklılık gözetilerek sınırlar belirlenmiştir.Internationaal worden verschillende ondergrenzen van de zwangerschapsduur gebruikt.
Ambardaki Kömür macerasında bugün anılan ülkenin sınırları içinde yer alan Petra açık bir şekilde görülür.Petrus, die het paleis binnen geglipt is, wordt opgemerkt.
Dağın büyük bir kısmı Mavroro Ulusal Parkı sınırları içerisinde yer almaktadır.Een groot deel van de bergen valt onder het Santa Monica Mountains National Recreation Area.
İmparatorluğu döneminde Çin topraklarını çok geniş sınırlara ulaştı.In zijn periode had het Chinese keizerrijk de grootste omvang ooit bereikt.
Baruthane Caddesi bu mahallenin de sınırları içinde yer almaktadır.Het oude raadhuis van Baarle-Nassau staat ook in deze straat.
Ayrıca sınırlarının korunmasında da Makedonya'ya destek olmuştur.Libanon op diens vraag helpen met het beveiligen van haar grenzen.
Hacıkadın semti sınırları içerisinde bulunmaktadır.Het dier behoort tot het geslacht Frontiphantes.
Andorra bazen iç saha maçlarını ülke sınırlarının dışında oynadı.Hij maakt af en toe kleine tours buiten de eigen landsgrenzen.
Osaka Uluslararası Havalimanı'nın büyük bir kısmı Itami sınırları içerisinde yer almaktadır.Het grootste gedeelte van de Internationale luchthaven van Osaka hoort bij Itami.
Aynı sınırlar, daha önce bir İsrail Şekel’inde de (madeni para) gösterilmekteydi .Przykładowo spośród wariantów israhele, srahele, czy israele zastosowano ten pierwszy.
Bu talimatlardan dolayı birliklerimiz Sina’da doğu sınırlarımızda zaten hazır.Z powodu tego rozkazu nasze wojsko już jest skoncentrowane na Synaju na naszej wschodniej granicy.
Milliyetler ve Sınırlar.Granice i ograniczenia.
Sınırları muğlak, kuralları esnekti.Kochanie, wiesz, złamaliśmy zasady.
Ancak bu alan Beşiktaş ilçesi sınırları içindedir ve Nisbetiye mahallesi'ne bağlıdır.Wtedy ciąg ten ma (skończoną) granicę wtedy i tylko wtedy, gdy jest ograniczony.
Rijit cisim için, sınırları sürekli çevirme ve dönmeden dolayı zaman içerisinde değişikliğe uğrayabilir.On je może zmieniać – anulować – użyć tak jak sam woli!”.
Vilayetin sınırları bugünkü gibidir.Północny odcinek granicy był podobny do dzisiejszego.
Mihalgazi (eski adıyla Gümele) sınırları içerisindedir.Cel mnichów upatruje w modlitwie pokoju (hesychii).
1929'da komşu Sterkrade ve Osterfeld şehirleri Oberhausen sınırları içine katıldı.W 1929 roku przyłączono miasta Osterfeld i Sterkrade.
Kara sınırları, Antarktika Yarımadası ile Kraliçe Maud Toprakları arasındadır.Jest ono ograniczone przez Półwysep Antarktyczny i Ziemię Królowej Maud.
Ayrıca yeni sınırların güvencesi için uluslararası bir garantiye katılacakları kararındadırlar.Zażyczył sobie również od areny międzynarodowej nowych gwarancji bezpieczeństwa.
Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı.Konrad stopniowo poszerzał granice swej marchii.
Antlaşma, Fransa'nın 1792'deki sınırlarına geri dönmesini zorunlu kılmıştır.Granice Francji zostały przywrócone do stanu z roku 1792.
Kent sınırları 1954'ten bu yana değişmedi.Granice prowincji pozostały niezmienione od 1953 roku.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe był zafascynowany nowymi możliwościami, jakie stwarzała nowoczesna nauka, ale i obawiał się ich.
Zaman içersinde bu sınırlar değişebilir.Na tej wysokości pogoda może być zmienna.
Çoğu ülkele sınırları arasında yaşar.Najczęściej odnosi się do granic państw.
Sınırları aşmak yasalara göre suç sayılmaktadır.Przekroczenie uprawnień jest przestępstwem.
İl sınırlarını birbirine bağlamaktadır.Powyższe comarki graniczą ze sobą.
Bugünkü sınırları Dayton Antlaşması ile 1995'te çizildi.Granica została potwierdzona w 1995 roku porozumieniem w Dayton.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Udało mu się zmniejszyć francuski nacisk na granice.
20. Avrupa- Forumun konusu, "Avrupa sınırlarını mı zorluyor?, Avrupa'nın dünyadaki rolü".Temat dwudziestego Europejskiego Forum Wachau brzmiał: „Czy Europa wyczerpuje swoje granice?
Öğren insan hayatı hangi sınırlar ,içinde akar.Jakie są granice odpowiedzialności człowieka w obliczu zagrożenia przychodzącego z zewnątrz?
Dünyada bir şehir sınırları içinde yer alan en büyük ormandır.Jeden z największych kompleksów leśnych znajdującym się w granicach miasta w Europie.
İznik, doğu sınırlarını yüzyılın geri kalanı için birleştirmeyi başardı.Dzięki temu zdołano utrzymać granice przez cały IV wiek.
Mîkāt: İhramsız geçilemeyecek sınırlara verilen addır.Słowo to oznacza granicę, której nie można przekroczyć.
1998 Yılında köy sınırlarının içi betonlanmıştır.W 1998 r. zmieniono granice osiedla.
Ayrıca Ovacık isimli mahallesi altın madeni sınırları içinde kaldığından yok olmuştur.Należy pamiętać, że powiedział też, że ukrył wydobyte złoto niedaleko kopalni.
Narlıdere ilçesinin sınırları içinde ayrıca olimpik yüzme havuzu vardır.Dodatkowo na otwartej przestrzeni jest boisko oraz olimpijski basen pływacki.
Park sınırları içinde çok sayıda mağara vardır.Na terenie parku znajdują się liczne jaskinie.
Windsor şatosu bölge sınırları içinde yer almaktadır.Na terenie okręgu znajduje się Zamek Windsor.
Aegina Adası sınırları içerisinde Nisida adlı küçük bir adayıda barındırır.Na mniejszej wyspie leży Oneeke.
Uzun süre takımyıldızların sınırları belirsiz kaldı.Od tamtego czasu granice gminy pozostają nienaruszone.
Pittsylvania ilinin (county) sınırları içinde kalmakla birlikte, yönetim bakımından bağımsızdır.Pomimo że miasto leży w granicach hrabstwa Peterborough, jest od niego administracyjnie odrębne.
Fiziksel sınırların kalkışı.Znam granice swojej wytrzymałości fizycznej.

İlgili Sayfalar