sınırlar ile cümle
sınırlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu mevkiinin sınırlarını “dişi beden” olarak belirleyen nedir?Que peut–on représenter avec des clauses de Horn ?
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Les rois de France, eux-mêmes, tentent d'en limiter la portée.
Mahallenin sınırlarından çeşitli IETT otobüsleri geçmektedir.Plusieurs lignes de bus desservent les quartiers.
Bir P kısmi sıralı kümesine ait S alt kümesinin sınırları S'nin elemanı olmayabilir.Un opérateur aussi simple que D peut ne pas avoir de norme d'opérateur.
Ancak kötü huylu (malign) tümörler, sınırları belirsiz ve çevre dokuya sıkıca yapışık halde bulunurlar.Et les Dieux devinrent maléfiques, à l'exception de Gaea et d'Oshtur.
Bu türün fosilleri Florida ve Meksika sınırlarında bulundu.Cette espèce se rencontre aux États-Unis en Floride et au Mexique.
Ama Osmanlı sınırları savunmasız kalmıştı.Les frontières étaient devenues indéfendables.
Kasaba sınırları içinde değişik birçok maden vardır.De nombreuses mines se trouvent dans les limites mêmes de la ville.
Londra sınırları içerisinde birçok oyunda rol almış ardından Broadway'e geçiş yapmıştır.Il participe à de très nombreuses tournées qui l'amènent jusqu'à Broadway.
İlçe sınırlarında 4 adet fabrika ve 5 adet toplu sanayi sitesi vardır.C : Sous la première fenêtre, 5 lignes formant 4 secteurs égaux.
Zaman içersinde bu sınırlar değişebilir.Les limites peuvent changer au cours du jeu.
Alemdağ Ormanı: Anadolu Yakası'nda, Çekmeköy ilçesi sınırları içinde bulunur.Canopée : étage supérieur de la forêt, en contact direct avec l'atmosphère libre.
17 Haz 1940 - Cherbourg'un güney sınırlarına vardı.17 juin 1940 - Rommel atteint la banlieue sud de Cherbourg.
Yasanın yasaklamadığını utanç sınırlar.La vergüenza puede limitar lo que la ley no prohíbe.
İznik, doğu sınırlarını yüzyılın geri kalanı için birleştirmeyi başardı.Nicea fue capaz de consolidar su frontera oriental por el resto del siglo.
Bu filmde Harry'nin söylemi "İnsan sınırlarını bilmeli."dir.En esta película Harry acuña la frase: "El hombre debe conocer sus limitaciones."
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe se sentía fascinado y aterrado por las nuevas fronteras que la ciencia moderna cruzaba.
Şu anki sınırlar astrofiziksel kaynakların beklentilerine yaklaşmaktadır.Los límites actuales se aproximan a los esperados para las fuentes astrofísicas.
Bugünkü sınırları Dayton Antlaşması ile 1995'te çizildi.Las fronteras actuales se definieron mediante los Acuerdos de Dayton en 1995.
Volgograd Oblast ve Saratov Oblastı sınırları içerisinde yer alır ve adı Volgograd şehrinden gelir.Queda dentro de los óblast de Volgogrado y el Saratov y recibe su nombre de la ciudad de Volgogrado.
Ancak bir tribünün yetkileri sadece Roma sınırları içerisinde geçerliydi.El poder del Tribuno sólo tenía efecto dentro de los límites de Roma.
1655'te İsveç ordusu Düklük sınırlarına girmiştir ve Kuzey Savaşları (1655–1660) başlamıştır.En 1655 el ejército sueco invadió territorio del ducado y comenzaron las Guerras del Norte (1655–1660).
Bu, Türkiye'nin Avrupa'daki mülklerini azalttı ve Doğu Trakya'daki (Rumeli) şimdiki sınırlarına döndürdü.Esto redujo las posesiones de Turquía en Europa (Rumelia) a sus fronteras actuales en Tracia Oriental.
8 Haz 1940 - Rouen sınırlarına ulaştı.8 de junio de 1940 - Llega a las afueras de Rouen.
Sınıflandırma konusunda katı kurallar yoktur, çünkü sınırlar muğlaktır.No hay reglas estrictas acerca de esta clasificación debido a que las fronteras son imprecisas.
4 yıl süren inşaat, planlanan bütçe sınırları ve takvimi içinde tamamlanmıştır.La renovación había durado cuatro años, ajustándose a los plazos y presupuestos planeados.
Milliyetler ve Sınırlar.Límites y Fronteras.
17 Haz 1940 - Cherbourg'un güney sınırlarına vardı.17 de junio de 1940 - Alcanza el sur de las afueras de Cherburgo.
JavaScript gömülü gadget sınırları veya HTML kutusu içinde kullanılabilir. .JavaScript puede utilizarse dentro de los confines de un gadget incrustado o del cuadro HTML.
Kotor Belediyesi sınırları içerisindedir.El sitio de las ruinas se encuentra dentro de los límites municipales.
Bu sınırlar da sadece yasalarla belirlenebilir.Estos límites solo pueden ser determinados por la ley.
Çok geçmeden kariyeri, Yunanistan ve Yunan diaspora sınırlarının ötesine taştı.En poco tiempo, su carrera se extendió más allá de los límites políticos de Grecia a la diáspora griega.
Varberg'in bir başka coğrafi özelliği, doğal sınırlara sahip olmasıdır.Otra característica importante de Varberg son sus alrededores naturales.
Sündiken Dağları, Eskişehir il sınırlarında bulunan sıra dağlardır.Averiguó que la especie era común en las montañas vecinas ( Hakkōda Mountains).
Büyütme kendini optik özelliklerle sınırlar.La ampliación misma está limitada por las características ópticas.
Sıradağların doğu kesiminin büyük bölümü Grand Teton Ulusal Parkı sınırları içinde yer almaktadır.La mayoría de la cordillera se encuentra el Parque nacional de Grand Teton.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.Minar el poder de Francia y detenerla en sus fronteras orientales.
Ulaşım özgürlüğü bu sınırlar içerisinde garanti altına alınır.La pesca comercial está prohibida dentro de estas reservas.
İkinci ırmağın adı Gihon’dur, Kûş sınırları boyunca akar.«El segundo río se llama Gihón; es el que rodea toda la tierra de Cus».
Ama belediye sınırları içinde yasayan şehir nüfusu küçülmektedir.La zona prohibida de la ciudad se reduce.
Polonya ve Litvanya sınırları, 1466.Confederación de Polonia y Lituania en 1648.
Dünyanın en yüksek dağı olan Everest, Çin ile birlikte Nepal sınırları içerisinde bulunmaktadır.El monte Everest, el punto más alto de la Tierra, está en la frontera entre China y Nepal.
Okyanusların sınırları, Dünya'da bulunan okyanus suların sınırlarıdır.Los límites de los océanos delimitan las aguas oceánicas de la Tierra.
Kasaba sınırları içinde değişik birçok maden vardır.Dentro de los límites de la ciudad se encuentran numerosas minas.
Köy büyükşehir sınırlarına dahil edilmiş olup, baraj havzası içindedir.Aquélla anida en el pueblo y alrededores; ésta, en los alcornocales.
Büyük Polonya'nın sınırları tarih boyunca kısmen değişmiştir.El territorio ocupado por Polonia ha variado enormemente durante su historia.
O yüzden kendi sınırlarımı çok zorlayarak yaşıyorum.En este sentido, todavía me siento muy cerca de mis raíces.
Bu bölge içinde, Valandova belediyesi sınırları dâhilinde 29 yerleşim yeri vardır.Hasta la fecha, el municipio tiene 29 barangayes dentro de sus límites jurídicos.
Svabya'nın sınırları da Avrupa'nın pek çok kültürel bölgesinin sınırları gibi açıkça tanımlanmış değildir.Como muchas regiones culturales de Europa, las fronteras de Suabia no están claramente definidas.
Columbia nehri kuzey, Snake nehri ise doğu sınırlarının büyük bir kısmını oluşturmaktadır.Los ríos Columbia y Snake forman la mayor parte de sus fronteras al norte y este, respectivamente.
Fiziksel sınırların kalkışı.Limitación por problemas físicos.
Sınırları belirgindir.Cabe los límites.
Şehrin bugünkü adı Korent olup, Yunanistan sınırları içinde kalmıştır.Hoy día la ciudad se llama Motovun y queda en Croacia.
Haydarpaşa Garı bu mahalle sınırları içinde bulunmaktadır.Las Prostitutas tiene bajo su dominio este barrio.
Madonna her zaman sınırları zorlamak istiyor."««Madonna usa el sexo para sacudir los estereotipos»».
Sonunda sınırlar manyetopoz olarak bilinmeye başladı .Finalmente deciden continuar como Tabletom.
Doğalgazı Almanya-Çek Cumhuriyeti, Avusturya-Almanya ve Fransa-Almanya sınırlarına taşır.Suponen una frontera natural entre Chequia y Alemania y Austria.
Hızla gelişen şehir yaşamı, şehrin sınırlarını da büyütmektedir.La ciudad se desarrolla rápidamente, gracias también a su situación fronteriza.
Abhaz Krallığı sınırlarını Megrel ve Kartveli topraklarına kadar genişletti.Heredaron el gran reino de Magadha y deseaban ampliarlo hacia fronteras más distantes.
Ayrıca valilik sınırlarında 100'den fazla arkeolojik sit alanı vardır.En el exterior dispone de hasta diez puntos de anclaje.