Ana içeriğe geç
Sözlük

sınırlı ile cümle

sınırlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yakın bir geçmişte yaşamış olmasına rağmen hayatı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır.Čeprav je večino svojih zrelih let preživela v Grčiji, je o njenem življenju znanega zelo malo.
Sınırlı sayıda tanksavar silahları vardı.Imela je lahko le nekaj avtomobilov z oklepi.
Aynı zamanda sınırlı kullanımı olan pasaport kartları aynı koşullar altında aynı örgüt tarafından verilir.Po dogovoru se stranske ploskve istega ranga prikažejo na istem navpičnem nivoju.
Bu cihazların sınırlı miktarda depolanmış enerjisi olduğundan üretilen akım düşük ve kısa sürelidir.Te naprave imajo količino shranjene energije, tako da proizvajajo nizki tok in običajno za kratek čas.
Ekim 2008'de, sınırlı üretim bonus DVD koleksiyonu ise perakende zinciri Best Buy'da yayınlanmıştır.Novembra 2008 so preko trgovine Best Buy izdali paket Rdeči klavir na DVD-ju/CD-ju.
Enzo Ferrari, Ferrari tarafından sınırlı sayıda üretilen bir süperspor otomobildir.Ferrari supercar je v Modeni ustanovil modni proizvajalec avtomobilov Enzo Ferrari.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Tudi arheološke najdbe v zvezi s križanjem so izredno redke.
Sezonun sona ermesiyle kontratı sebebiyle sınırlı free-agent oldu.Po koncu sezone je postal prosti igralec.
Dekonjestan ilaçların yan etkisi, kişide "sinirlilik hâli" yaratmalarıdır.Natančne simptomi od prevelikega odmerka so podobni tistim, ki jih je ti. živčni agent ustvaril.
3 (Aşırı sınırlı kullanıcı): Çok bilindik durumlarda sadece genel durumu anlayabilir ve anlatabilir.Ima zelo razvit šesti čut - v težkih situacijah ve, kaj je prav.
Bu tür faaliyetler yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü oldukça sınırlıdır.V večini primerov je prisotnih več od zgoraj navedenih vzrokov.
Anlamsız olaylar hiçbir şekilde Looniverse ile sınırlı değildir.Absurdiški įvykiai jokiu būdu neapsiriboja tik „Looney Tunes“ visata (Looniverse).
Sinirli bir şekilde Lily'ye karşı koyar ve ona sabah neden uyandırmadığını sorar.Nina pribėga prie Lili ir pradeda jai priekaištauti dėl to, kad toji nepažadino jos išeidama ryte.
Su kaynakları sınırlıdır.Vandens ištekliai labai riboti.
Ana ekonomik faaliyetler, askeriyeye hizmetlerin sağlanması ve sınırlı tarımdır.Pagrindinės ekonominės veiklos rūšys yra paslaugų teikimas karinėms pajėgoms ir ribotos apimties žemdirbystė.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.Taip pat kiekvienas erdvėlaivis turi ribotą raketų bei kuro kiekį.
Çizgi Film fiziği karikatürler veya fizik ile sınırlı değildir.Animacinė fizika neapsiriboja nei animaciniais filmais, nei fizika.
Nişancı'nın görevi sadece dış ilişkilerle sınırlı değildir.Priešų atakos neapsiribojo pasienio sritimis.
1818'de I. Johann, sınırlı haklar tanıyan bir anayasa ilan etti.1818 m. Johanas I įvedė konstituciją, kuri buvo ribota.
Sözleşme türleri sınırlı sayı ilkesi (numerus clausus) ile sınırlı değildir.Studijų vietų skaičius neribojamas (nėra numerus clausus).
U2 1976 yılında, grup üyeleri henüz lise çağındayken ve müzikle ilgili sınırlı yeteneklere sahipken kuruldu.Grupė susiformavo 1976 m., tuo metu jos nariai buvo paaugliai su ribotais muzikiniais sugebėjimais.
İşçi sınıfı ise birkaç büyük kentte çok sınırlı sayıda mevcuttu.Prekybinės faktorijos išliko keliuose miestuose.
Ödül, ABD vatandaşlarıyla sınırlı değildir.Apdovanojimas gali būti suteikiamas ir ne JAV piliečiams.
Giriş ücretsizdir, ancak altyapı hizmetleri sınırlıdır.Įėjimas nemokamas, bet už mašinų stovėjimą reikia susimokėti.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Vieni iš jų kelia žavesį, nuostabą, kiti – juoką.
Eric Theodore Cartman, South Park'ın ailesi Alman soylu, antipatik, sinirli, küfürbaz ve ırkçı kahramanı.Eric Theodore Cartman (Erikas Teodoras Kartmanas) – apkūnus, nervingas, sadistiškas ir grubus.
Bunun sonucu olarak bitki çeşitliliği dağılımı çok düşük ve sınırlıdır.Tai rodo, jog žvejybos mastai yra per dideli ir turi būti ribojami.
Bir kullanıcı günde 100 oyla sınırlıdır.Naudojant serverį kiekvienam žaidėjui 10-čiai ėjimų skiriama - 50 dienų.
Birçok masada kalecilerin oyun alanındaki hareket uzunluğu sınırlıdır.Tam tikruose žaidimo serveriuose klasių pasirinkimas yra ribotas.
Ancak oluşturulan standart İngiltere ile sınırlı kaldı.O riba, skirianti nuo likusios Anglijos, nėra griežtai nustatyta.
Ancak nüfus değişikliği sınırlıdır.Keitimų skaičius neribotas.
1000 kopya ile sınırlıdır.Tiražas 1000 egzempliorių.
Askeri kuruluş olduğu için ziyaret etme olanağı çok sınırlı.Lankymasis koplyčioje yra ribotas.
Her marinada olduğu gibi teknenin sınırlı hizmetleri vardır.Laivuose gardemarinai tarnaudavo kaip jūrininkai.
Henlein'ın siyasi etkisi sınırlıydı.Henleini poliitiline mõju oli piiratud.
Nihai durum için çok sınırlı sayıda olasılık vardır.Lõppseisundi jaoks on väga piiratud võimalused.
Bu albüm 666 kopyayla sınırlıydı ve her biri kan ile imzalanmıştı.Albumit anti välja ainult 666 eksemplari, mis kõik allkirjastati verega.
Ancak affın sonuçları bununla sınırlı kalmadı.Andestusel sellist piirangut ei ole.
Wernicke, Kussmaul ve Lissauer döneminde serebral korteks hakkında bilinenler oldukça sınırlıydı.Wernicke, Kussmaul´i ja Lissauer´i ajal ei teatud suurt midagi ajukoorest.
Ancak enfeksiyon düzeyi, kullanıcının sahip olduğu yetkiyle sınırlıdır.Ainukeseks piiranguks oli kasutaja poolt sisestatud temperatuuri limiit.
En sinirli ve en güçlü halidir.Kõige ohtlikum ja tugevam ruun.
Hamilelerde klinik deneyim sınırlıdır.Marburgi viirushaiguse kliiniline hinnang on ebausaldav.
Buna karşın devlet sübvansiyonları sınırlı miktardadır.Seevastu nende majanduslik tähtsus riigi jaoks on suhteliselt piiratud.
İlk altı ay DVD oynatıcılarının dağıtımı sadece yedi büyük şehir ile sınırlıydı.USA-s oli siiski pooleks aastaks mängijate levik piiratud, müügil olid need ainult seitsmes suuremas linnas.
Tüm liste aşağıdaki ile sınırlı değildir.Allalaaditav versioon ei ole piiratud.
Firmanın 75 ülkede 1.500'den fazla sınırlı ortağı vardır.IIA-l on enam kui 170 riigis üle 185 000 liikme.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.Kõik laevakompanii laevad on viietärnilised.
Not: Bazı ülkelerde hem erkekler hem de kadınlar sınırlı oy hakkına sahiptir.Liibanon – naistele kehtivad valimistel meestega võrreldes mõned piirangud ja erinevused.
En iyi sınırlı sayıdaki düğüm ile çalışır.Töötab kõige paremini väikse takistusega puurvedelikes.
Sınırlı sayıdaki radyolara ertesi gün gönderildi.Raadiotesse jõudis see järgmisel päeval.
Toplantı ve dernek kurma özgürlükleri sınırlıydı.Sõna- ja koosolekute vabaduse kitsendamise kavatsuse ümber.
Küçükbaş hayvancılık da sınırlı düzeyde yapılmaktadır.Ka liha tarbimine on piiratud.
Otizm tanılı bireyler yineleyici ve sınırlı davranışın birçok türünü gösterirler.Paljud vaatajad kritiseerivad Sasuket tema külma ja ükskõikse käitumise pärast.
Cinsel açıdan en sinirli olan o.Ta on kehaliselt kõige haavatavam poiss.
Her marinada olduğu gibi teknenin sınırlı hizmetleri vardır.Väikesel töölaeval peab olema kutselistest meremeestest laevapere.
Sınırlı sayıda uçak 1969'da modifiye edilmiştir.Ülejäänud lennukid moderniseeriti 1963. aastal.
Başka bir sınırlılığı da, bilgilerin sadece metin dosyaları şeklinde bulunmasıdır.Lihtsalt need maskeerivad registreeritavate faktide vormi.
Hastings Edition: 3000 kopyayla sınırlı.Ajakirja tiraaž on 3000 eksemplari.
Yazılar çok kısa tutulmuş, çoğunlukla resim altları ile sınırlı kalmıştır.Väga harva on näha tema nägu, pildid on põhiliselt kehast.
80-20 kabul edip etmeyeceğiniz bir yazı turadır. Neden böyledir? Bilirsiniz. çünkü sinirlisinizdir.Akceptują tak samo często jak odrzucają, ponieważ są wściekli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod