Maksimum bitcoin sayısı 21 milyonla sınırlıdır.Całkowita liczba bitmonet dąży asymptotycznie do granicy 21 milionów.
Ehl-i Sünnet: (Mâtûridîyye - Eş'ariyye): Sınırlı bir insan-tanrı benzerliğini kabul eder.Według niego Bóg zwalniał człowieka z moralnych rozterek (jeden z elementów kalwinizmu).
İrlanda'nın maden kaynakları sınırlıdır.Zasoby surowców naturalnych w Irlandii są niewielkie.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.W przypadku ich stosowania należy ograniczyć czas jednorazowej kąpieli do 15 minut.
1000 kopya ile sınırlıdır.Edycja limitowana do 1,000 kopii.
İki gemi de II. Dünya Savaşı'nda sınırlı sayıda görevde bulundular.Okręty wzięły bardzo ograniczony udział w II wojnie światowej.
Üretim, 100 adet ile sınırlıydı.Edycja była limitowana i ograniczona do 100 sztuk.
Çok sinirli bir insandır.Jest osobą nerwową.
Yayılma alanı, Asya'nın doğusundaki kıyı bölgeleriyle sınırlıdır.Zasięg występowania tego ptaka jest ograniczony do nadbrzeżnych obszarów Azji Wschodniej.
Yeniden basıma 1986 yılında altı basımlık bir sınırlı seri olarak The Man of Steel ile başlandı.Został przywrócony dopiero wraz z wydaniem w 1986 roku mini-serii Man of Steel.
Transdinyester sınırlı şekilde tanınan devlet olduğundan, paranın ISO 4217 kodu yok.Stanowi wyłącznie lokalną odmianę funta szterlinga i nie posiada kodu ISO 4217.
Toplantı ve dernek kurma özgürlükleri sınırlıydı.Wolność zgromadzania się i stowarzyszania się jest niezwykle ograniczona.
Bu olayın ardından, Weber artarak uyku problemine ve sinirliliğe düçar oldu.Po tym wydarzeniu Weber zaczął miewać nastroje depresyjne, stał się nerwowy i cierpiał na bezsenność.
Oyunun siyah ve beyaz olmak üzere iki sınırlı sürümü olacak.Do gry używa się dwóch kompletów bierek, białego i czarnego.
Bir bilgisayara aktarılan videolar maksimum 4GB boyutu ile sınırlıdır.Konstrukcja formatu ogranicza maksymalną długość pliku do 4 GB.
Sınırlı direniş bastırıldı ve Bulgaristan bir Bizans eyaleti oldu.Maroko wycofało się, a jego miejsce zajęła Bułgaria.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Wymogi formalne także i tutaj w żaden sposób nie ograniczały wyrazistych emocji.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Liczba archetypów jest ograniczona.
Liste 100 milyar ABD dolarını aşan yıllık geliri olan şirketler ile sınırlıdır.Na liście przedstawione są jedynie przedsiębiorstwa o przychodzie przekraczającym 100 mld dolarów rocznie.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Głupiec będzie się z was śmiał, ale mądry człowiek zrozumie.
Sınırlı sayıda üretilen araç Rus Ordusu hizmetinde kullanılmaktadır.W chwili obecnej niewielka liczba pojazdów jest na wyposażeniu Sił Zbrojnych Federacji Rosyjskiej.
Fakat onun geçerliliği sınırlıydı.Jego władza była ograniczona.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Jest bezwzględny nawet dla starych przyjaciół.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.Cieszył się niewielkim powodzeniem.
Çoğu oyun, rakiplerin oyun durumu hakkında sınırlı bilgi sahibi olmaya dayanır.Krytykowano głównie podejście twórców do kwestii technicznej gry.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.Przydatność fluorku radonu jest ograniczona radioaktywnością helowca.
Hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır.Dane na jego temat są bardzo skąpe.
Ancak bu dükkân maalesef sınırlı lezzet sunuyor.Płaz ten posiada bardzo ograniczony zasięg występowania.
Chamberlain Südet Almanlarının taleplerinin makul ve Hitler'in isteklerinin sınırlı olduğunu düşünüyordu.Powiedział także Wisemanowi, że morale narodu niemieckiego i wsparcie dla Hitlera są niskie.
Dünyanın kaynakları sınırlıdır.Zasoby Ziemi są ograniczone.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.Om de används bör de begränsas till 15 minuter åt gången.
Az miktardaki diğer kaynakların Nero hakkındaki bilgileri sınırlı ve değişik bakış açılarına sahiptir.En handfull andra källor ger också ett begränsat och varierat perspektiv på Nero.
Güneş Sistemi’nin insanlı araştırılması Dünya'nın yakın çevresi ile sınırlı kalmıştır.Bemannad utforskning av solsystemet är ännu begränsad till Jordens omedelbara omgivning.
Bu dans için "Boogie-Woogie" terimi kullanılması Avrupa'da sınırlı kalmıştır.Namnet boogie woogie används nästan bara i Europa.
Bu durum, özellikle çok sınırlı yayılışa sahip türleri daha çok etkilemektedir.Det gäller särskild för arter med begränsad utbredning.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.När hon kom blev hövdingen mycket upprörd.
Ama her zaman sinirli kalır.Han är alltid arg.
Bununla beraber, günümüzde bağcılık çok sınırlı olarak sürdürülür.Aktiviteten är dock under alla omständigheter numera mycket begränsad.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Som väntat med en sällsynt sjukdom är data om förekomsten av aHUS begränsade.
Maksimum bitcoin sayısı 21 milyonla sınırlıdır.På så vis kommer ett maximalt antal på ca 21 miljoner bitcoin skapas.
Bu türden çalışmalar Türkiye'de oldukça sınırlıdır.Emellertid tillämpas denna typ av behandling tämligen restriktivt i Sverige.
Ancak bu dükkân maalesef sınırlı lezzet sunuyor.Den här bönsorten har dock begränsad spridning.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Tyskarna var särskilt flitiga med detta.
Hünerleri sadece futbol ile sınırlı değildi.Kaufeldt spelade inte bara fotboll.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.Användningen fick dock begränsad framgång.
Tüm liste aşağıdaki ile sınırlı değildir.Nedanstående lista är inte fullständig.
Bu dönemlerde sınırlı bir iskan olduğu ifade edilmektedir.Rapporteringen om sådana incidenter var under denna tid begränsade.
Tüm karmaşık düzlemde holomorf olan sınırlı bir fonksiyon sabit olmalıdır.En begränsad funktion som är holomorf i hela det komplexa talplanet måste vara konstant.
Kitap sınırlı sayıda basılmakta ve dağıtılmaktadır.Tidningar finns i begränsad mängd och spridning.
20 Kasım 2015'te ABD'de sınırlı yayınla açılışını yaptı ve 27 Kasım 2015'te İngiltere'de gösterime girdi.I USA hade filmen biopremiär den 20 november 2015 och i Storbritannien den 27 november 2015.
Çünkü onların yük takip kapasiteleri sınırlıdır.Däremot är dess färgåtergivningsförmåga väldigt begränsad.
(Sınırlı bir fiildir ve infinitive değildir.)(Denna beskrivning är inte komplett utan förenklad.)
Lamborghini Reventón, Lamborghini tarafından sınırlı sayıda üretilen bir süperspor otomobildir.Lamboghini Reventón (uttalat Rebenton) är en supersportbil från Lamborghini.
Günümüzde Polonya siyasi hayatındaki etkisi eskisine göre çok sınırlıdır.Idag har alliansen mycket litet inflytande i polsk politik.
O zaman Çin'de belirli kayıtlı kullanıcılar ile sınırlıydı.Förut i Kina använde man räknestavar.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.Bränslen och smörjmedel för fartyg.
Tibet yazılı Türkçe metinler sınırlı sayıdadır.Den tibetanska spanielns huvud är litet jämfört med kroppen.
Sınırlı sayı ilkesi geçerlidir.Minimigränserna är fastställda i förväg.
Hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır.Kunskapen är begränsad.
Ellerindeki silahlar Makinalı tüfek, birkaç düzine silah ve molotof kokteyl ile sınırlıydı.Deras beväpning bestod av pistoler, hemmagjorda bomber och molotovcocktails.