Kırsal alanda olduğu için tarlası sınırlıdır.Contudo são de acesso restrito, devido situarem em área militar.
Yakın bir geçmişte yaşamış olmasına rağmen hayatı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır.Quando se trata de tempos muito recuados da história, as limitações são muitas em termos de informação.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Como é expectável para uma doença rara, os dados sobre a incidência dessa síndrome são limitados.
Bu nedenle siyasal iktidar mutlak değildir, sınırlıdır.O poder político, mesmo não sendo absoluto, tende a corromper.
Çok sinirli ve gergindir.É muito ciumenta e ansiosa.
Bağcılık da sınırlı olarak yapılmaktadır.Realmente, a liberdade deve ter limite também.
Sınırlı tasarım ilkesi SimCity 3000den beri uygulanmakta.É o quarto título da série homônima, sendo precedido por SimCity 3000, lançado em 1999.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.A utilidade de compostos de radônio é limitada por causa da sua radioatividade.
Dağılımı genelde ılık, nemli tropikal iklime sahip bölgelerle sınırlıdır.A distribuição está limitada principalmente a áreas com clima tropical quente e húmido.
Burjuva sınıfına mensup kadınların sınırlı seçme hakkı alma durumu artmaya başladı.Integrou desde muito jovem as categorias de base da Seleção Croata.
Evcil hayvanlardan yararlanma biçimi, başlarda esas itibarıyla et üretimiyle sınırlıydı.Aparentemente, os animais foram domesticados pela primeira vez, puramente como fonte de carne.
Bu albüm 666 kopyayla sınırlıydı ve her biri kan ile imzalanmıştı.Er kwamen 666 exemplaren van het album uit, elk genummerd met bloed.
Transdinyester sınırlı şekilde tanınan devlet olduğundan, paranın ISO 4217 kodu yok.Aangezien Transnistrië internationaal niet erkend wordt is er geen ISO 4217-code voor de munt.
Başarıları sadece Utrecht'le sınırlı kalmadı.Deze draait echter niet alleen om Utrecht.
Sınırlı referans: textZie: voor integrale tekst
İstasyona sınırlı hizmet verilmektedir.Het station heeft een beperkte dienstregeling.
Üretim her zaman sınırlı kaldı.De productie bleef echter beperkt.
Ödül, ABD vatandaşlarıyla sınırlı değildir.Het lidmaatschap is niet beperkt tot Amerikanen.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Ze schrikt wanneer de werkster binnenkomt.
Günümüzde adada otel ve motel yoktur, sadece sınırlı sayıda pansiyon bulunmaktadır.Op het eiland zijn geen auto's en geen hotels en slechts een paar kleine winkels verkopen basisgoederen.
Nadir bir hastalıkta bekleneceği üzere, aHÜS görülme sıklığına ilişkin veriler sınırlıdır.Zoals verwacht bij een zeldzame ziekte, zijn gegevens over de incidentie van aHUS beperkt.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.Daar behaalde hij slechts beperkte successen mee.
Ancak bu şekillendirmeyi tek taraflı, öznesi belli bir ilişkiyle sınırlı görmek yanlış olacaktır.Het zou verkeerd zijn om dit deel van mijn persoonlijkheid te verbergen.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Uiteraard zullen de hetaeren zich niet enkel tot intellectueel hoogstaande gesprekken hebben beperkt.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Deze voorbeelden zijn echter niet limitatief.
Michael soğuk ve sinirli bir bakışla ona bakar.Weegee staat vooral bekend om zijn koude en starre blik.
Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı.De rol van de staat diende beperkt te zijn.
Ancak, bunların kullanımı sık sık sınırlıdır.De bruikbaarheid is daardoor vaak beperkt.
Sınırlı uzmanlık.Beperkte afdwingbaarheid.
Üçüncü bir Stratocaster ise bu kez 100 taneyle sınırlı olarak üretildi.Het beroemde paard verdrinkt pas de derde keer als hij ditmaal aan tien molenstenen is vastgebonden.
Ormanın İstanbul tarihinde yeri bunlarla sınırlı değildir.In dit verhaal is de connotatie van het woud niet enkel negatief.
Lamborghini Reventón, Lamborghini tarafından sınırlı sayıda üretilen bir süperspor otomobildir.De Lamborghini Reventón is een supercar gebouwd door Lamborghini.
Fakat onun geçerliliği sınırlıydı.Zijn invloed was echter beperkt.
Yakın moleküllerin sınırlı dönme açısı asimetrik gruplanmalarından kaynaklanır.De eindige draaiingshoek resulteert van de asymmetrische pakking van de moleculen.
Kitap sınırlı sayıda basılmakta ve dağıtılmaktadır.Toch werd het boek gedrukt en ruim verspreid.
Ömürleri birkaç nanosaniyeyle sınırlıdır.Een zeepbelwand is maar enkele nanometers dik.
Ancak su üstü gemilerinin olanakları sınırlıydı.De boorschepen hadden echter hun beperkingen.
İncil Hayvanat Bahçesi) sınırlı hizmet verilmektedir.Het is een beperkt beschikbaar huisdier.
Bu sebeple sürünün sınırlı sayıdaki üyelerinin her biri son derece kıymetlidir.Daarom is het belangrijk dat alle varkens even hard groeien.
Ancak, Shadow bu gücü sadece sınırlı bir sürede kullanabilir.Hij kan deze reusachtige gedaante maar een beperkte tijd vasthouden.
Toplantı ve dernek kurma özgürlükleri sınırlıydı.De vrijheid van vergadering was beperkt.
Faaliyetleri, Schleswig ile Helgoland adasıyla sınırlıdır.De lijn verbindt de plaatsen Eslöv en Helsingborg met elkaar.
İkinci mezar daha sınırlı buluntu vermektedir.Maar enkele graven verdienen een nadere uitleg.
Ekonomiye genel bakış: Ekonomik aktivitesi ticari balıkçılıkla sınırlıdır.De langsnuitpijlstaartrog is voor de visserij van beperkt commercieel belang.
1910 : Sınırlı ABD nüfus sayımı ajan (agent) L.L. Bales tarafından yapıldı.In 1926 werd de Midden Limburgse Schutters Bond (M.L.S.B.) opgericht.
Üç adım bulunmaktadır: 1: T0→0 limitinde denklem (4)teki integral sınırlıdır.Deze loopt van +4 (zeer aangenaam) via 0 (neutraal) tot -4 (zeer onaangenaam).
Maalesef kullanıcıların bu tür arka kapılardan korunmak için yapabileceği şeyler sınırlıdır.Deze directory's zijn bedoeld voor de gebruiker om deze soorten bestanden in te bewaren.
Böyle bir aynanın büyüklüğü sınırlıdır.Het heupgewricht heeft slechts een beperkte omvang.
Fakat bu karakter sadece Live Event’lerde sınırlı kalmıştır.De organisatie ligt in handen van No Limit Events.
Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır.Over de vroegste geschiedenis van Nauru is weinig bekend.
Çoğu oyun, rakiplerin oyun durumu hakkında sınırlı bilgi sahibi olmaya dayanır.De techniek wordt echter ook vaak bewust toegepast om de spelomgeving voor de speler af te grenzen.
Kuzey Kore'de İnternet erişimi de oldukça sınırlıdır.Het spoorwegnetwerk is in het noorden van Kroatië vrij uitgebreid.
Çünkü onların yük takip kapasiteleri sınırlıdır.De mogelijkheden van registratie zijn beperkt.
Veyron 16.4'ün bu özel modeli dört otomobil ile sınırlıydı.De W16-motor van de Bugatti Veyron EB16.4 is speciaal ontwikkeld voor deze wagen.
Neden sinirliler?Waarom zijn ze boos?
Sinirli mi? Ben mi? Hayır!Nerveus? Ik? Nee!
Klasik müzik, sinirli kimseler için en iyi terapidir.Klassieke muziek is de beste terapie voor zenuwachtige personen.
Eddie's Archive aslında bir sınırlı basımdı ve aile ağacı sayılıydı.Eddie's Archive pierwotnie zostało wydane w limitowanej edycji, a arkusze z drzewem były numerowane.
Cesàro, 1887'de (C, n) toplamasını tanımlamaya çok yaklaşmış ama sınırlı sayıda örnekler vermiştir.W 1887 roku Cesàro był bliski podania definicji sumowalności (C, n), lecz podał tylko kilka przykładów.
Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı.Ograniczone zostały kompetencje prezydenta.