Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır.Людей (кроме Шельги и Зои) он презирает.
Ancak, doğal ortamlarda besinler sınırlı miktradadır, bu yüzden bakteriler ilelebet üremeye devam edemez.Однако в естественных условиях питательные вещества ограничены, и бактерии не могут размножаться бесконечно.
Her ne kadar ilerlemeler kaydedildiyse de özel müdahelelerin etkinliğini kanıtlayan veriler sınırlıdır.Хотя был достигнут прогресс, данные, подтверждающие эффективность определённых вмешательств, ограничены.
Ancak, saldırı ağaçlarının kullanımı sadece bilgi sistemlerinin analizi ile sınırlı değildir.Однако их использование не ограничивается анализом обычных информационных систем.
Sezonun sona ermesiyle kontratı sebebiyle sınırlı free-agent oldu.По окончании сезона стал неограниченно свободным агентом.
Çin'e ise sınırlı sayıda satıldı.Значительное количество было поставлено в Китай.
Üstelik desitabin kemik iliği için toksiktir, bu yüzden tedavi amaçlı kullanımını sınırlıdır.К тому же, децитабин токсичен для костного мозга, что сужает область его терапевтического применения.
Giriş ücretsizdir, ancak altyapı hizmetleri sınırlıdır.Проект коммерческий, но есть бесплатные ограниченные возможности.
İstasyona sınırlı hizmet verilmektedir.Время работы на станции будет ограничено.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Но сюжет этим не ограничен.
Ekilebilen arazi sınırlıdır.Высадка на остров ограничена.
Su kaynakları sınırlıdır.Водные ресурсы ограниченны.
Buna karşın devlet sübvansiyonları sınırlı miktardadır.Но границы его державы известны лишь приблизительно.
Çocukların yaşları 4 ise ve pasaportunun geçerliliği iki yıl ile sınırlıdır.Для детей моложе 4 лет срок действия паспорта ограничен двумя годами.
Şurayla ve bedenimle sınırlı değilim.Я не хочу ограничивать себя этими рамками.
Bu hak görev süresi ile sınırlıdır.Право пользования, не ограниченное установлением срока.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.Его усилия имели ограниченный успех.
İmparatorluğun hâkimiyeti İtalya ve Galya'nın bir bölümü ile sınırlıydı.Императорская власть распространялась только на Италию и небольшую часть Южной Галлии.
Türkler Gediz bölgesine küçük bir karşı saldırı başlattı, ancak sınırlı bir başarısı oldu.Россия использовала кавалерийские силы на Восточном фронте, но с ограниченным успехом.
Roketler içinde göklerde gezinmelerine rağmen enerji kapasiteleri hâlâ bir gezegenle sınırlıdır.Их ракеты бороздят космос, но их источники энергии в основном ограничены родной планетой.
Englehart'ın sınırlı serisi Strange Apparitions'ta (ISBN 1-56389-500-5) benzer bir olay örgüsü izlendi.Подробный сюжет был описан Энглхартом в Strange Apparitions (ISBN 1-56389-500-5).
Ancak bu dükkân maalesef sınırlı lezzet sunuyor.Такие дисплеи имеют, однако, ограниченные возможности показа.
Sınırlı sorumluluk, belli mallarla veya belli miktarlarla sınırlandırılmış olabilir.Частные компании с ограниченной ответственностью могут быть ограничены акциями или гарантией.
Somurtkan ve sinirlidir.Трогательная и раздражающая.
Patriğin yetkileri sadece kendi patriklik bölgesiyle sınırlıdır.Власть домаћина носит чисто патриархальный характер.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Злиться начинает лейтенант.
Prolog gibi sınırlı sayıda koda sahiptir.Поддерживает малое количество кодеков.
Yazıt bilimi kaynaklar veya yazıtların kullanımı sınırlıdır.Эпиграфические источники или надписи имеют ограниченное применение.
Bu sırada Sun, Jin'i bulamadığı için sinirlidir ve bahçesine gider.Сун грустит о том, что никак не может найти Джина.
Yapılan her tanım dar, sınırlı ve bütünü gözden kaçırıcıdır.В противном случае вся морда будет выглядеть недостаточно развитой и зауженной.
Sınırlı bir turist vizesi programı Mart 2014 tarihinde iptal edildi.تم إلغاء برنامج التأشيرة السياحية المحدودة في مارس 2014.
Ancak su üstü gemilerinin olanakları sınırlıydı.ولكن كانت إمكانيات سفن السطح محدوده.
Tümörlerden kaynaklanan bazı istisnalar hariç, çoğu birincil hücre kültürünün sınırlı yaşam süresi vardır.باستثناء بعض مشتقة من الأورام، فإن معظم ثقافات الخلية الأولية لها عمر محدود.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.تصبح غاضبة أحيانًا عندما يأتي الأعداء.
Olaylar, her yer için günde bir tane ile sınırlıdır.تقتصر الحوادث على واحد لكل موقع في اليوم.
Uygulanması durumunda ise tek seferde 15 dakika ile sınırlı tutulmalıdır.وفي حال اللجوء إليها فينبغي أن تقتصر على 15 دقيقة في كل مرة.
Cesàro, 1887'de (C, n) toplamasını tanımlamaya çok yaklaşmış ama sınırlı sayıda örnekler vermiştir.في عام 1887، اقترب سيزارو من وضع تعريف جمع (C, n) ، لكنه أعطى أمثلة قليلة.
Sınırlı uzmanlık.خبرة محدودة.
Ancak Khan'ın Türkiye'de kalma izni film süresiyle sınırlıydı.ولكن إذن إقامة خان في تركيا كان محدوداً للغاية بسبب مدة الفيلم.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.لا ينحصر التفسير الانحيازي في الموضوعات الهامَّة عاطفيًا.
Her ne kadar ilerlemeler kaydedildiyse de özel müdahelelerin etkinliğini kanıtlayan veriler sınırlıdır.وعلى الرغم من التقدم الذي تم إحرازه، فإن البيانات التي تثبت فاعلية تلك التدخلات الخاصة لا تزال محدودة.
Ordulardaki bu uygulama çok nadir görüldüğü için kanıtların test edilme imkânı sınırlıdır.وامكانية اختبار النساء من أجل هذا التطبيق في الجيوش يكون محدود لما يبدو أنه نادر جداً.
Ancak insanın hem ömrü, hem de maddî imkânları sınırlıdır."جان عزيز: الإنسان والشاعر"، ص.
Hava sislidir ve görüş son derece sınırlıdır.الطقس كان ضبابي والرؤية ضعيفة جدا.
Bu şirket, kulübü sınırlı olarak halka açık hâle getirdi.كان الليلة الماضية النادي مفتوح للجمهور.
Kuzey Kore'de İnternet erişimi de oldukça sınırlıdır.حقوق الإنسان في كوريا الشمالية محدودة جدًا.
Yineleyici oyun oynama tarzı ve sınırlı sosyal beceriler oldukça barizdir.هذا بالإضافة إلى أن مهارات اللعب المتكرر والمهارات الاجتماعية المحدودة واضحة بشكل عام.
Radonun radyoaktifliğinden dolayı, radon bileşiklerinin yararlılığı sınırlıdır.إن فائدة مركبات الرادون محدودة نظراً لأن الرادون نشط إشعاعياً.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.وكان الجيش الروماني الأول محدودا تكتيكيا وموقفه من خلال هذه الفترة كان موقفا دفاعيا في الأساس.
Not: Bu liste yıllık geliri 50 milyar Amerikan doları aşan şirketler ile sınırlıdır.وتقتصر هذه القائمة على الشركات التي تتجاوز عائداتها السنوية 50 مليار دولار أمريكي.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.قوبل هذا الأفتراض بقبول محدود.
Ancak vakfın çalışmaları Azerbaycan'la da sınırlı kalmamaktadır.لكن ليس من السهل التغلب على المكتبة الأذربيجانية.
Ancak, bunların kullanımı sık sık sınırlıdır.وغالبا ما يكون هذا القدر الكافي بسيطا.
Mavi ışıkta, geleneksel optik mikroskoplar yaklaşık 200 nm’lik kırınımla sınırlı çözünürlüğe sahiptir.للمجاهر البصرية التقليدية انحلال محدود-الحيود للضوء الأزرق بحوالي 200 نانومتر.
Gitarın sürümü, bir Atlanta alan kodu olan 404 sayısıyla sınırlıydı.أصدر الجيتار بالرمز 404 وهو الرمز المخصص لمنطقة Atlanta.
Ancak, nükleik asit yapıları, proteinlere kıyasla işlevleri bakımından daha sınırlıdır.على الرغم من ذلك، فإن هياكل الحمض النووي أقل تنوعاً من البروتينات في وظيفيتها.
Daha sınırlı kaynaklar olarak Pompeius Trogus'un, Cornelius Nepos'un ve Ctesilas'ın çalışmaları bulunmaktadır.وتعتبر بعض أعمال بومبيوس تروغوس، كورنيليوس نيبوس وكتسياس مصادر صغيرة.
Bu dönemde, gaz aydınlatmasında, tramvaylar ve sınırlı elektrifikasyon getirilmiştir.في ذلك الوقت، بدأت الإضاءة بواسطة الغاز، عربات الترام التي تجرها الخيول وإدخال الكهرباء ولكن بشكل محدود.
Sınırlı sayıda ülke için 7 Şubat 2012 tarihinde başlatılmıştır.03 يناير 2010 تعديلات وزارية محدودة.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.ولكن هذا الدواء حقّق نجاحاً محدوداً.