Tüm bu veri alışverişi PirateBox ile sınırlıdır ve internetten bağımsızdır.Tous ces échanges de données restent confinés à la PirateBox, sans aucun lien avec l'Internet.
Teğmen geldiğinde sinirlidir.Il tombe en dépression quand l'armée arrive.
1000 kopya ile sınırlıdır.Limités à 1000 copies.
Mavi ışıkta, geleneksel optik mikroskoplar yaklaşık 200 nm’lik kırınımla sınırlı çözünürlüğe sahiptir.En lumière bleue, les microscopes optiques ont une résolution limitée par la diffraction d'environ 200 nm.
555 kopyayla sınırlı beyaz boyalı vinil LP.555 copies en vinyle rouge.
Çünkü onların yük takip kapasiteleri sınırlıdır.Ses capacités au combat sont très limitées.
Dikkat, sınırlı işlenen kaynakların paylaştırılmasıdır.Considérons m {\displaystyle m} acteurs se partageant une ressource limitée.
Bu tüpün yüksekliği yaklaşık 3 metre ile sınırlıdır.La taille du tube est limitée à environ trois mètres.
Ama her zaman sinirli kalır.Il est aussi tout le temps nerveux.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Carly est dégoutée et énervée.
Günümüzde adada otel ve motel yoktur, sadece sınırlı sayıda pansiyon bulunmaktadır.Il n’y a pas de voiture sur l’île, ni d’hôtel, et seuls quelques petits magasins vendent des produits de base.
Her geminin füzeleri ve yakıtları sınırlı sayıdadır.Le nombre de combinaisons et de navettes est limité.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Ces dernières y sont consultables sans restrictions.
Dağılımı genelde ılık, nemli tropikal iklime sahip bölgelerle sınırlıdır.Sa répartition est essentiellement limitée à des zones avec un climat tropical, chaud et humide.
Üretim, 100 adet ile sınırlıydı.Les rangs de la pairie sont limités à 100.
Bu nedenle denizcilik sezonu baharın ortalarından eylüle kadar olan dönemle sınırlıdır.La saison maritime est dès lors habituellement limitée à la période s’étalant de la mi-printemps à septembre,.
Kullanım alanı sadece bunlarla sınırlı değildir elbette.Son utilisation n'est d’ailleurs pas limitée à ces minerais.
İkincisi bir hafta sonu sınırlı oyuncu, ekip ve donanım ile siyah beyaz çekilen Larceny'ydi (1995).Le second était Larceny (1995), filmé sur un week-end en noir et blanc et avec des moyens limités.
İngilizler her nedense bu gece pek sinirliydiler.Les Anglais sont cette fois apeurés.
Sinirli ve disiplinli.Rigueur et discipline.
Hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır.De celui-ci, les informations sont très limitées.
Savaş öncesi çok sınırlı bir şekilde planlama yapılabiliyordu ve savaş alanında iletişim çok zordu.Mais il devenait difficile de voir derrière soi, ce qui n’est pas moins important en combat aérien.
Bu sistemin en kötü özelliği azami menzilinin kablonun uzunluğu ile sınırlı olmasıdır.L'inconvénient est que la distance est limitée par la longueur du câble.
Sınırlı sayıda üretilen araç Rus Ordusu hizmetinde kullanılmaktadır.Quelques rares trafics en provenance du front russe.
Maalesef kullanıcıların bu tür arka kapılardan korunmak için yapabileceği şeyler sınırlıdır.Les applications de l'utilisateur final peuvent alors fonctionner à l'aide de tels réseaux.
Sanatçı ressam olarak ise kendisini portrelerle sınırlı tutmuştur.En tant que peintre, elle s'est spécialisée dans les portraits d'enfants.
Sınırlı sayıda üretileceği duyurulan otomobil, 2010 Paris Otomobil Fuarında tanıtılmıştır.Un fil neige gratuit a été installé en 2010 au niveau du parking.
Ama canavar da o an çok sinirlidir.Mais la bête revient furieuse.
Asgari sermaye gereksinimi olmayıp hissedarların sorumluluğu hisseleri oranında sınırlıdır.Il n'y a pas de capital minimum de création et la responsabilité est limitée.
Yunan harekat planı, sınırlı hedefli bir plandır.Un objectif grand angle est un objectif à courte focale.
Bu durum, özellikle çok sınırlı yayılışa sahip türleri daha çok etkilemektedir.Il existe même une compétition officielle, aux conditions d'entrée particulièrement restrictives.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Il est assez violent mais pas bien méchant avec ses amis.
Ancak sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.L’œuvre n'a eu qu'un succès très limité.
Ailesi hakkındaki bilgiler sınırlıdır.Ainsi, les renseignements sur sa famille sont faibles.
Mesela Avustralya'da, mühendislerin lisansı Queensland eyaleti ile sınırlıdır.L'aire de répartition de cette espèce est limitée à l'État du Queensland en Australie.
Raphael: Grubun en sinirlisidir.Mathieu est le plus nerveux.
Ancak sadece Nokia PureView teknolojisine sahip ileri teknoloji Lumia aygıtlarıyla sınırlıydı.De plus, la technologie même de la puce posait problème.
Feodal düzende kralın yetkisi çok sınırlıdır.Le droit de reposer au cimetière des Rois est strictement limité.
Mevcut kalıntılar çok sınırlıdır.Ses revenus restent très limités.
Sınırlı menzili ve sakin deniz ile uygun rüzgar şartlarına ihtiyaç duyması kullanımını sınırlıyordu.Le plan exigeait des conditions idéales de vent et de marée.
Köyün tarihi hakkındaki bilgiler sınırlıdır.La documentation sur la structure des villages est très limitée.
Sınırlı sayıda tanksavar silahları vardı.Quelques rares chars ont bénéficié d'armes de réglage.
Kuzey Kore'de İnternet erişimi de oldukça sınırlıdır.L'hindoustani est peut-être aussi trop limitée dans l'espace mondial.
Sınırlı sayıdaki radyolara ertesi gün gönderildi.Il est relayé le lendemain par différentes stations de radio.
Daha sınırlı anlamda ise spora çok fazla katkı sağlamış bireydir.Mais en théorie seulement car une nouvelle fois l'extra-sportif s'en mêle.
Buna karşın devlet sübvansiyonları sınırlı miktardadır.De plus, les moyens financiers alloués par l’État demeurent très limités.
İki gemi de II. Dünya Savaşı'nda sınırlı sayıda görevde bulundular.Les deux navires ont été convertis en escorteur de courte portée pendant la Seconde Guerre mondiale.
İlk başta 17 sayıdan oluşan sınırlı seri, daha sonra 44 sayıya yükselmiştir.Cet art, qui comptait jusqu'à 71 boutiques se réduisit plus tard à quatre seulement.
Zaten bu alt yerel idarelere verilen görev ve yetkiler çok sınırlıdır.À cette époque, les compétences des départements et communes étaient très limitées.
Anlamsız olaylar hiçbir şekilde Looniverse ile sınırlı değildir.Los sucesos sin sentido no están limitados de ninguna manera al Looniverse.
Bu sınırlı sayıda daha yüksek bir limon tadı elde edildi ve yalnızca Eylül 2007'ye kadar kullanılabiliyordu.Esta edición limitada aparece un poco más de sabor limón y sólo estaba disponible hasta septiembre de 2007.
Nihai durum için çok sınırlı sayıda olasılık vardır.Existe tan solo un conjunto muy limitado de posibilidades para el estado final.
Fiji'deki popülasyon sınırlı olarak yayılmıştır ve popülasynun devamı hakkında şüpheler bulunmaktadır.Sin embargo, su difusión en Fiyi ha sido limitada, y existen dudas acerca de la viabilidad de esta población.
Transdinyester sınırlı şekilde tanınan devlet olduğundan, paranın ISO 4217 kodu yok.Dado que Transnistria es un país no reconocido internacionalmente, su moneda no tiene un código ISO 4217.
Sınırlı sayıda çıkan EP'leri To Be You and Me de albümle birlikte basıldı.Un EP de edición limitada, EP To Be You And Me, se imprimió también con el álbum.
HTML kodlamanın sınırlı kullanımı.Uso limitado de la codificación HTML.
Olay yerinden geçen yazar Edmund White: "herkes huzursuz, sinirli ve canlı.El escritor Edmund White, que paseaba por el barrio, declaró: "Todos están inquietos, enfadados y decididos.
Çizgi Film fiziği karikatürler veya fizik ile sınırlı değildir.La física de dibujos animados no queda limitada a los dibujos animados o a la física.
Çok sınırlıdır.Muy limitado.
Ancak bu esnekliklerine rağmen tanrıların yetenekleri ve nüfuz alanları sınırlıydı.Sin embargo, a pesar de su flexibilidad, los dioses tenían habilidades y esferas de influencia limitadas.