Tom şu anda biraz sinirli.Tom is kind of angry right now.
Biraz sinirleniyordum.I was getting a little nervous.
Üzgünüm sinirlendim.I'm sorry I lost my temper.
Sinirlendiğim için üzgünüm.I'm sorry I lost my temper.
Tom sinirli gibi görünüyor.Tom appears to be nervous.
Sabrın sınırındayım.I'm at the end of my rope.
Seni sinirli yapıyor muyum?Am I making you nervous?
Tom biraz sinirli.Tom is a little nervous.
Tom nadiren sinirlenir.Tom seldom gets angry.
Tom gerçekten sinirlendi.Tom got really angry.
Fransızcam sınırlı.My French is limited.
Sinirim bozuldu.I'm a nervous wreck.
Tom çok sinirlendi.Tom got very angry.
Ben sınırımı aştım.I'm over my limit.
Ben sınırlarıma ulaştım.I have reached my limits.
Fransa'nın İtalya'yla ortak bir sınırı vardır.France has a common border with Italy.
Hala sinirli misin?Are you still mad?
Bu sınırlı bir süre teklifi.It's a limited-time offer.
Sinirli olduğunuzu biliyorum.I know you're irritated.
İnternet sınırsızdır.The Internet is limitless.
İnsanın bilgisi sınırlıdır.Man's knowledge is finite.
Tom biraz sinirli ve endişeli görünüyor.Tom looks somewhat nervous and apprehensive.
Tom deneyimi sinir bozucu buldu.Tom found the experience frustrating.
Tom sinirli gibi görünmüyor.Tom doesn't appear to be nervous.
Tom sinirli olarak etrafına baktı.Tom looked around nervously.
Tom herkesi sinirlendirir.Tom makes everyone nervous.
Tom ve ben her ikimiz de sinirliyiz.Tom and I are both nervous.
Tom'un giderek sinirleri bozuluyor.Tom is growing frustrated.
Tom gözle görülür şekilde sinirlenmişti.Tom was visibly annoyed.
Tom sinirli olduğunu söyledi.Tom said he was nervous.
Tom çok sinirli görünüyor.Tom seems very nervous.
Tom oldukça sinirliydi.Tom was quite nervous.
Belki Tom sinirliydi.Maybe Tom was nervous.
Tom çok sinirliydi.Tom was very nervous.
Tom gerçekten sinirli.Tom is really peeved.
Tom çok sinir bozucu.Tom is so annoying.
Bunca zaman sinirliydim.I was nervous the whole time.
Bu sinir bozucu deneyimdi.It was a nerve-wracking experience.
Tom çabuk sinirlenir.Tom has a short temper.
Üzgünüm, sınırımı aşmak istemedim.I'm sorry, I didn't mean to overstep my bounds.
Tom aniden çok sinirlendi.Tom suddenly got very angry.
Biraz sinirli görünüyorsun.You seem a little nervous.
Sen sinirlendiğinde hep bağırırsın, değil mi?You always shout when you are angry, don't you?
Cehaletin hiçbir sınırı yoktur.Ignorance has no limits.
Tom gözle görülebilir şekilde sinirliydi.Tom was visibly nervous.
Hız sınırını aşmayın.Don't exceed the speed limit.
Erkekler kızlar kadar sinirliydi.The boys were as nervous as the girls.
Tom Mary kadar sinirliydi.Tom was as nervous as Mary.
Hem Tom hem de Mary çok sinirliydi.Both Tom and Mary were very nervous.
Tom Mary'nin eskisi kadar sinirli olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if Mary was as nervous as he was.
Elbette, Fransızca bilgim sınırlıdır.Certainly, my knowledge of French is limited.
Pilot bulutların üstünde sınırları olmayan bir özgürlük hissetti.Above the clouds, the pilot felt a freedom without boundaries.
Tom bir sinir bozukluğu çekiyor.Tom is suffering from a nervous disorder.
Tom çelikten sinirlere sahip olmalı.Tom must have nerves of steel.
Tom'un sinirlenme nedeni hiçbir şey söylemememdi.The reason Tom got angry was that I didn't say anything.
Onun ne zaman sinir krizi geçireceğini hiçbir zaman önceden kestiremezsin.You never know when he's going to throw another tantrum.
Ben yeteneğimin sınırlarına ulaştım.I have reached the limits of my ability.
O sinir krizi geçirdi.She had a nervous breakdown.
Tom benden daha sinirli görünüyor.Tom seems to be more nervous than I am.
Bu sabah çok sinirli görünüyorsun.You seem very nervous this morning.