Sadece sinirlisin.You're just nervous.
Sen kendini sınırlıyorsun.You're limiting yourself.
Kız kardeşim çok sinir bozucu.My sister is so annoying.
O sinirli gözüküyor.He seems angry.
Tom sinirli.Tom is irritated.
Tom sinirli bir biçimde başını salladı.Tom nodded nervously.
Tom sinirlenmiş görünüyor.Tom seems annoyed.
Tom tek olmadığından dolayı sinirli.Tom's pissed off because he's not the one and only.
Tom sınır dışı edildi.Tom was deported.
Biz sadece sinirliyiz.We're just nervous.
Tom sinirli mi?Is Tom nervous?
Sinirli misin?Are you nervous?
Sinirli değil misin?Aren't you nervous?
Sinirli değil misiniz?Aren't you nervous?
Herkes sinirli görünüyordu.Everybody looked nervous.
Sinirli değilim.I'm not jumpy.
Sadece sinir bozucu.It's just annoying.
Bu çok sinir bozucu.It's very frustrating.
Bu sınırdır.That's the limit.
Sınırlar var.There are limits.
Hiçbir sınırlama yok.There's no limit.
Ben sinirlendim.I got angry.
Sinirli görünüyorsun.You seem nervous.
Ben onun sinirine şaşırıyorum.I'm amazed at his nerve.
Onlar sinir krizi geçiriyorlardı.They were cracking up.
Ne dediğine dikkat et, zira o kolayca sinirlenir.Be careful of what you say, for he's easily annoyed.
Çok sinirliydim.I was very angry.
O en ufak şeye sinirlenir.He gets angry at the slightest thing.
Meksika kuzeyde Abd tarafından sınırlanmıştır.Mexico is bordered on the north by the United States.
İtfaiyeciler yangını sınırladılar.The firemen localized the fire.
Kapının gıcırdaması sinirimi bozuyor.The squeaking of the door gets on my nerves.
Tom da sinirli.Tom is also nervous.
Tom her zaman sinirli.Tom is always nervous.
Tom sınır dışı ediliyor.Tom is being deported.
Tom sinirleniyor.Tom is getting frustrated.
Tom sadece sinirli.Tom is just nervous.
Sinirlenmek yok.Don't fly off the handle.
Tom'un siniri yok.Tom doesn't have the nerve.
Sahneye çıkmadan önce her zaman sinirlenirim.I always get nervous before I go on stage.
Tom'a sinirli olup olmadığını sordum.I asked Tom if he was nervous.
Almanya'da otobanda hız sınırı yok.There's no speed limit on the Autobahn in Germany.
Hız sınırı yok.There's no speed limit.
Seni sinirlendirmek istemedim.I didn't mean to make you nervous.
Ölüm sadece bir ufuktur. Ve bir ufuk sadece görüş alanımızın sınırıdır.Death is only a horizon. And a horizon is just the edge of our field of view.
O, gözle görülür bir şekilde sinirliydi.He was visibly nervous.
Sanırım biraz sinirliyim.I guess I'm a little nervous.
Gökyüzü sınırdır.The sky's the limit.
Sinirlenecek iyi nedenlerim var.I've got good reasons to be nervous.
Asla bu kadar sinirli göründüğünü görmedim.I've never seen you look so nervous.
Ben de sinirliyim.I'm nervous, too.
Bunun ne kadar sinir bozucu olması gerektiğini biliyorum.I know how frustrating this must be.
Sınırlarımı biliyorum.I know my limitations.
Sinirli olduğunu biliyorum.I know you're frustrated.
Seni sinirlendiriyorum, değil mi?I make you nervous, don't I?
Ruhsal sinir bozuntum vardı.I had a mental breakdown.
Tom biraz sinirli hissettiğini söyledi.Tom said he felt a bit nervous.
Tom ilk başta çok sinirliydi.Tom was very nervous at first.
O karışmaya sinirleniyorum.I resent that implication.
Tom konuşamayacak kadar çok sinirliydi.Tom was too nervous to speak.
Erkek arkadaşım başka kızlarla konuştuğu zaman sinirleniyorum.I get angry when my boyfriend talks to other girls.