Tom, Mary çevresinde iken her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous when Mary is around.
Tom, Mary'yi çok sinirlendirdi.Tom drives Mary up the wall.
Süpermarketlerdeki yaşlı insanlar beni sinirlendiriyorlar.Old people in supermarkets piss me off.
Aşk sınır tanımaz.Love knows no limits.
Tom çok sinirli gibi görünüyor.Tom looks like a nervous wreck.
Tom sınırları zorlamayı sever.Tom likes to push the limits.
Tom nerede sınır koyacağını biliyor.Tom knows where to draw the line.
Tom oldukça sinirli.Tom is a nervous wreck.
Tom benim sinirime dokunuyor.Tom gets on my nerves.
Tom kolayca sinirlenir.Tom gets angry easily.
Tom onu gerçekten sinir bozucu buluyor.Tom finds it really frustrating.
Tom Mary'nin çok sinirlendiğini görebiliyordu.Tom could see Mary was getting very nervous.
Tom sinirli oldu.Tom became nervous.
Onun züppe tavrı sinirimi bozuyor.His snobbish attitude gets on my nerves.
O, küçük şeylere çabuk sinirlenen birisi.He's a drama queen.
Sinirlenmemek için dikkatli olmalısın.You must be careful not to get angry.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleri ile bir sınır paylaşıyor.Canada and Mexico both share a border with the USA.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleri sınırları boyunca yerleşmiştir.Canada and Mexico are both located along the US borders.
Tom'un buluşmak için zaman sınırı var.Tom has a deadline to meet.
Onu çok beğeniyorum ama bazen o beni sinirlendiriyor.I like him a lot, but sometimes he gets on my nerves.
Bu hastalık esas olarak merkezi sinir sistemini etkiler.This disease affects mainly on the central nervous system.
Kayınbiraderim önemsiz konulardan kolayca sinirlenir.My brother-in-law easily loses his temper from trivial matters.
Biz sınıra yakın yaşıyoruz.We live near the border.
Meriç Nehri, Türkiye ile Yunanistan arasında bir sınır oluşturur.The river Maritsa constitutes a border between Turkey and Greece.
Çalışma bugün çok sinir bozucu.Work is so frustrating today.
Babam Nimrod Nick'le çıktığımı öğrendiğinde çok sinirlendi.When my father found out that I've been going out with Nimrod Nick, he got very angry.
Ben kendimi sınırsızlıkla aydınlatıyorum.I illuminate myself with immensity.
İki komşu ülke arasındaki sınır kapalı kalır.The border between the two neighbouring countries remains closed.
Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika arasında bir sınır vardır.There is a border between the United States and Mexico.
Çok sinirliyim. Biri arabamı çizmiş.I'm absolutely livid. Somebody's keyed my car.
O surat asıyorsa, bu sinirli olduğundan dolayıdır.If he makes that face it's because he's nervous.
Sınır kapalıdır.The border is closed.
Kabalığı beni sinirlendirdi.His rudeness made me angry.
Kime daha fazla sinirlenmeliyim?Who should I be more annoyed with?
Annem ve babam çok sinirlidir.Mom and Dad are very nervous.
Mary sinirlerime dokunuyor.Mary is getting on my nerves.
O, nadiren sinirlenir.He seldom gets angry.
O, gerçekten beni sinirlendirdi.She really got on my nerves.
Onlar sınırı geçti.They crossed the border.
Onlar çok sinirlendi.They became very nervous.
Sinirimi bozmayın.Don't bother me.
Sinirlenme, Tom.Don't be nervous, Tom.
Hız sınırının üzerine geçmeyin.Don't go over the speed limit.
Hız sınırının üzerinde gitmeyin.Don't go over the speed limit.
Mektubu beni sinirlendirdi.His letter made me angry.
Babam bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine teslim edildi.My father was committed to a psychiatric hospital.
Sınırlı görüş nedeniyle yolculuk zor olabilir.Due to limited visibility navigation may be difficult.
O beni sinirlendiriyor.It makes me nervous.
Doğa hiçbir sınır tanımaz.Nature knows no boundaries.
Bu filmde 13A yaş sınırı var.This movie is rated PG-13.
Sivrisinekler sinir bozuyor.The mosquitoes are annoying.
Neden çok sinirli görünüyorsun?Why do you look so distraught?
Kız kardeşimin sinirini bozuyorum.I am annoying my sister.
Bu şimdiye kadarki ilk kez sinirlenişim.This is the first time I've ever got angry.
Bu, Marika'ya şimdiye kadarki ilk sinirlenişim.This is the first time I've ever upset Marika.
Bütçemiz çok sınırlı.Our budget is very limited.
O, sınırlarını denemek istedi.He wanted to test his limits.
O, sınırlarını test etmek istedi.She wanted to test her limits.
Ben sınırlarımı test etmek istiyorum.I want to test my limits.
O gerçekten sinirli görünüyordu.He seemed really nervous.