Gümrük idaresi sınırda bulunur.The customs office is at the border.
Almanya, Hollanda ile aynı sınırı paylaşır.Germany shares a border with the Netherlands.
Onlar sinirleniyorlar.They get nervous.
Almanya, Fransa ile bir sınır paylaşmaktadır.Germany shares a border with France.
Çocuk soruları ile onu sinirlendirmişti.The child annoyed her with questions.
O bana çok sinirlendi.She lost her temper along with me.
Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.The central nervous system consists of four organs.
Merkezî sinir sistemi beyin, beyincik, omurilik soğanı ve omurilikten oluşur.Central nervous system consists of brain, cerebellum, medulla oblongata and spinal cord.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.When your resources are limited, you have to prioritize.
Uygarlık gereksiz ihtiyaçların sınırsız çarpmasıdır.Civilization is the limitless multiplication of unnecessary necessities.
Hiçbir kaynak sınırsız değildir.No supply is unlimited.
Turist otobüsü sınırı geçti.The tourist bus crossed the border.
Amerika ve Meksika arasında bir sınır vardır.There is a border between America and Mexico.
Hız sınırından daha hızlı sürmek tehlikelidir.It's dangerous to drive faster than the speed limit.
Meksika, Amerika Birleşik Devletleriyle sınırları olan bir millettir.Mexico is a nation that borders the United States.
Tom hakime bağıracak kadar sinirliydi.Tom had the nerve to yell at the judge.
Tom'un sinirlenmesini gerektirecek bir sebep yok.Tom had no reason to be angry.
Sessizlik bazı insanları sinirli yapar.Silence makes some people nervous.
Kız arkadaşının başka bir erkeği öptüğünü gördüğünde onun yüzü daha sinirli oldu.His face grew angrier when he saw his girlfriend kiss another guy.
Onlar sinirlendiler.They became nervous.
O, o kadar sinirlendi ki onun yüzüne elinin tersiyle şiddetle vurdu.She got so angry that she belted him in the face with the back of her hand.
O, çok sinirlendi.He lost his rag.
Edward Bernays beni sinirlendirir.Edward Bernays gives me the willies.
Sınırda pasaportumu göstermem istendi.I was asked to show my passport at the border.
Bu durum onu sinirlendirir.This makes her angry.
Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.As his lips got bluer, I nervously waited for the ambulance.
Birleşik Devletler, Kanada ile sınırdaştır.The United States is next to Canada.
Neden sinirliler?Why are they angry?
Politikada sınırlı yetenekleri vardı.He had limited skills in politics.
Sınır kavgaları yaygındı.Border fights were common.
Ne yazık ki, Türkiye'deki MacBook kullanımı çok sınırlıdır.Unfortunately, the usage of MacBooks is very limited in Turkey.
Doğruyu söylemek gerekirse, ben sadece bir kez sınırı geçtim.To tell the truth, I've only crossed the border once.
Neden kendinizi sadece bir taneyle sınırlıyorsunuz?Why limit yourself to just one?
Kapıyı sinirli bir şekilde kapattı.He angrily closed the door.
O, ona baktı ve o onu çok sinirlendirdi.She stared at him and that made him very nervous.
Evren sınırsızdır.The universe is limitless.
3 yaşındaki çocuğum harbiden sinirlerimi hoplatıyor.My 3-year-old is really getting on my nerves.
Benim dil sınırlarım benim dünyamın sınırları anlamına gelir.The limits of my language mean the limits of my world.
Dürüst olmak zorundayım. Ben bir MRI taraması ilk yaptırdığım zaman biraz sinirliydim.I have to be honest. I was a little bit nervous the first time I had an MRI scan.
Benimle ilgili olarak, sinirlenince sessizliğe büründüğümü bilmelisin.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Onun konuşma tarzı benim sinirimi bozuyor.The way she talks gets on my nerves.
Lojbanistan Esperantujo'nun sınırındadır.Lojbanistan is on the border with Esperantujo.
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokunuyor.Tom's way of talking gets on my nerves.
Tom gerçekten sinirlerimi bozuyor.Tom really gets on my nerves.
Tom kolaylıkla sinirleniyor.Tom loses his temper easily.
Tom sinirlidir.Tom is nervous.
Tom bir tartışmada her zaman son söze sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have the last word in any argument.
Tom her zaman kendi metoduna sahip olduğu için sinir bozucudur.Tom is irritating because he always has to have his own way.
Tom bir sinir demeti.Tom is a bundle of nerves.
Tom sinirlendi.Tom got nervous.
Kapıyı kilitli bulduğunda Tom sinirlendi.Tom got angry when he found the door locked.
Tom kolayca sinirlenen insanlardan hoşlanmaz.Tom doesn't like people who get angry easily.
Tom aslında Boston şehri sınırları içinde yaşamıyor.Tom doesn't actually live within Boston city limits.
Tom Fransa'ya giden sınırı geçti.Tom crossed the border into France.
Tom herkesin önünde konuşmak zorunda olduğunda sinirlenir.Tom becomes nervous whenever he has to speak in public.
Tam sahneye gitmeden önce, Tom her zaman sinirlenir.Tom always gets nervous just before he goes on stage.
Tom hakkında beni sinirlendiren bir şey var.There's something about Tom that gets on my nerves.
Tom sinirlendi ve Mary'ye bağırdı.Tom lost his temper and shouted at Mary.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom Mary'nin söylediklerinden dolayı sinirlendi.Tom got angry because of what Mary said.