Arathorn Arnor'un düşmüş şehirlerinin uzak sınırları boyunca yol aldı.Arathorn travelled far beyond the fallen cities of Arnor.
Tehlikeye çok fazla kalmadı sınırlarınızda hızla ilerliyorlar.It will not be long before danger presses once more on your borders.
En az beş dakika dinlemenizi tavsiye ediyorum, ama üst sınır yok.I recommend at least five minutes a day, but there is no maximum dose.
# Ama o sinirlenip# But he winds up
Tabi ki, bilim ve teknolojinin olanaklarıyla sınırlıdır.It's, of course, limited by science, by technology.
Kavramsal önyargılarımızla da sınırlıdır.It's limited by our cognitive biases.
Şimdiye kesin sinirinden kudurmuşturShe's probably really pissed right about now.
Bu beyindeki sinir hücre aktivitesine kulak misafiri olmak gibi birşey.Sort of eavesdrop on the activity of nerve cells in the brain.
Bunlar bizim temel sinirbilim anlayışımızdan ortaya çıkar.It emerges from our understanding of basic neuroscience.
Bununla her gün uğraşma sıkıntısı, çok sinir bozucu olabiliyor diyelim,The day-to-day frustrations of dealing with this can be, let's just say very annoying.
Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu:We've had very interesting conversations with customs border agents.
Merak ettim, sınırlamalara bakarak daha yaratıcı olmak mümkün mü?I wondered, could you become more creative, then, by looking for limitations?
Bu en son sınırlama gibi göründü, sanatsız bir sanatçı olmak.This seemed like the ultimate limitation, being an artist without art.
Çünkü en nihayetinde, yaptığımız çoğu şey burada, kutunun içinde, sınırlı kaynaklarla oluyor.Because ultimately, most of what we do takes place here, inside the box, with limited resources.
Onu kandırdığımız için sinirden aşağı yukarı zıplıyor olmalı.He should be jumping up and down because he knows we deceived him.
Bu tavan, bu sınır da duvar ise, bu hacim olur. -So it's essentially the volume, if this is the ceiling, and this boundary is essentially the wall.
Sahip olduğum bütün duyguların aslında sinir iletimi olmasını kabul etmek çok zor.I find it hard to believe that all the feelings I have, is actually only nerve connections.
Makroekonomi genel İktisat, para çok sınırlı bir etkisi vardır.In macroeconomics money in the mainstream of economics has a very limited sphere of influence.
Ah, ne sinir bozucu.Ah, this is so upsetting.
Bu sınırlı bir üretim olduğu için çok fazla gönderilmedi.It's limited edition, so not a lot came in.
Sınırlı üretim mi?Limited edition?
Benim sınırlı ürünleri sevdiğimi nerden biliyorsunuz?How did you know that I liked limited edition items?
Sınırı geçtin.This is off-limits.
Bu çok sinir bozucuydu.People died in the violence.
Ve gördüğünüz gibi, karikatürler sınırları aşabilir.And cartoons can cross boundaries, as you have seen.
-Çünkü sınırlarında kaldıramam.- because you cannot take any breaks.
Han Dongfang hapsedildi ve sonunda Hong Kong'a sınır dışı.Han Dongfang was imprisoned and eventually deported to Hong Kong.
Sinir bilimciler olarak maalesef bir bakıma kendimizi beğenmişlik içindeyiz.Sinir bilimciler olarak maalesef bir bakıma kendimizi beğenmişlik içindeyiz.
Böylece 6 yaşındaki oğlumun neden sinir bilimci olmak istediğini anlayabileceksiniz.Böylece 6 yaşındaki oğlumun neden sinir bilimci olmak istediğini anlayabileceksiniz.
Bu konuşma sinir bilimindeki sınırları üzerinedir.Bu konuşma sinir bilimindeki sınırları üzerinedir.
Bu sınırlardan birinin de bu şeyin beyninin nasıl çalıştığı anlamak olduğunu iddia edebilirim.Bu sınırlardan birinin de bu şeyin beyninin nasıl çalıştığı anlamak olduğunu iddia edebilirim.
Daha önce sinir modülatörlerini duymuştunuz.Daha önce sinir modülatörlerini duymuştunuz.
Bir sinir modülatörüne sahip bir sinir ağı tasavvur edin.Bir sinir modülatörüne sahip bir sinir ağı tasavvur edin.
Octtopomine bir sinir modülatörüdür.Octtopomine bir sinir modülatörüdür.
Fakat bu sineğin beynindeki birçok sinir modülatöründen yalnızca bir tanesi.Fakat bu sineğin beynindeki birçok sinir modülatöründen yalnızca bir tanesi.
Bu köprü siniridir herhangi bir eylem potansiyeli bulunmaz.Bu köprü siniridir herhangi bir eylem potansiyeli bulunmaz.
Materyallerimizi mixlemek konusunda çok ilgili olan, Sınır Tanımayan Öğretmenler ile çalışıyoruz.We've been working with Teachers Without Borders, who are very interested in mixing our materials.
Aslında büyük ihtimalle sınırlar içinde kalabilirim.Actually, I could probably do it in the margins.
İkinci ırmağın adı Gihondur, Kûş sınırları boyunca akar.The name of the second river is Gihon: the same river that flows through the whole land of Cush.
RAB, Edom sınırındaki Hor Dağında Musayla Haruna şöyle dedi:Yahweh spoke to Moses and Aaron in Mount Hor, by the border of the land of Edom, saying,
Ar Kentine dayanan ve Moav sınırı boyunca uzanan vadilerin yamaçları ...››the slope of the valleys that incline toward the dwelling of Ar, leans on the border of Moab."
Kadeşten ayrılıp Edom sınırındaki Hor Dağında konakladılar.They traveled from Kadesh, and encamped in Mount Hor, in the edge of the land of Edom.
Ovottan ayrılıp Moav sınırındaki İye-Haavarimde konakladılar.They traveled from Oboth, and encamped in Iye Abarim, in the border of Moab.
‹‹ ‹Kuzey sınırınız Akdenizden Hor Dağına dek uzanacak."'This shall be your north border: from the great sea you shall mark out for you Mount Hor;
‹‹ ‹Doğu sınırınız Hasar-Enandan Şefama dek uzanacak."'You shall mark out your east border from Hazar Enan to Shepham;
‹‹ ‹Ama adam öldüren kaçmış olduğu sığınak kentin sınırını geçer,"'But if the manslayer shall at any time go beyond the border of his city of refuge, where he flees,
‹‹ ‹Komşusunun sınırını değiştirene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.'Cursed is he who removes his neighbor's landmark.' All the people shall say, 'Amen.'
Heşbondan Ramat-Mispeye ve Betonime, Mahanayimden Devir sınırına kadarki bölge;and from Heshbon to Ramath Mizpeh, and Betonim; and from Mahanaim to the border of Debir;
Güney sınırları, Lut Gölünün güney ucundaki körfezden başlayıpTheir south border was from the uttermost part of the Salt Sea, from the bay that looks southward;
Beytelden Luza geçerek Arklıların sınırına, Atarota uzanıyordu.It went out from Bethel to Luz, and passed along to the border of the Archites to Ataroth;
Kuzey sınırı buradan Hannatona dönüyor ve Yiftahel Vadisinde son buluyordu.The border turned around it on the north to Hannathon; and it ended at the valley of Iphtah El;
Remet, Eyn-Gannim, Eyn-Hadda ve Beytpasses bu sınırların içinde kalıyordu.Remeth, Engannim, En Haddah, and Beth Pazzez.
Sınırları içindeki kentler Helkat, Hali, Beten, Akşaf,Their border was Helkath, Hali, Beten, Achshaph,
Allammelek, Amat ve Mişaldı. Sınır batıda Karmel ve Şihor-Livnata erişiyordu.Allammelech, Amad, Mishal. It reached to Carmel westward, and to Shihorlibnath.
Mülklerinin sınırı içinde kalan kentler şunlardı: Sora, Eştaol, İr-Şemeş,The border of their inheritance was Zorah, Eshtaol, Irshemesh,
Amorlular'ın sınırı Akrep Geçidi'nden Sela'ya ve ötesine uzanıyordu.The border of the Amorites was from the ascent of Akrabbim, from the rock, and upward.
Bana et ve deri giydirdin, Beni kemiklerle, sinirlerle ördün.You have clothed me with skin and flesh, and knit me together with bones and sinews.
‹‹Tanrının derin sırlarını anlayabilir misin? Her Şeye Gücü Yetenin sınırlarına ulaşabilir misin?"Can you fathom the mystery of God? Or can you probe the limits of the Almighty?
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.There are people who remove the landmarks. They violently take away flocks, and feed them.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.He has described a boundary on the surface of the waters, and to the confines of light and darkness.