Ana içeriğe geç
Sözlük

sınır ile cümle

sınır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Annie sinirlice yedi.Annie ate nervously.
Öyle bir adam sinirime dokunuyor.A man like that gets on my nerves.
Giriş 18 yaş üstü olanlara sınırlandırılmıştır.Entrance is restricted to those above 18.
Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.In towns, speed is limited to 50 km/h.
Şehirlerde, hız saatte 50 km ile sınırlıdır.In towns, speed is limited to 50 km/h.
O, senin sinirine dokunmuyor mu?Doesn't he just get on your nerves?
Kaneko yeni işinde o kadar stresliydi ki sinir krizi geçirdi.Kaneko was so stressed out at her new job that she had a nervous breakdown.
İfade özgürlüğü ciddi şekilde sınırlandı.Freedom of speech was tightly restricted.
ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Yorumlarını tartıştığımız konuyla sınırla.Confine your remarks to the matter we are discussing.
Son zamanlarda söylediği en ufak şeye bile sinirlenir oldum.Recently I get annoyed at the slightest thing he says.
Karımın sürekli dırdırı gerçekten sinirlerimi bozuyor.My wife's constant nagging really gets on my nerves.
O dün gece sinir küpüydü.She was a bundle of nerves last night.
Sessiz kaldığım için daha da sinirlendi.She got all the more angry because I kept silent.
Sinirlendim ve otomatik satış makinesine tekme attım.I lost my temper and kicked the vending machine.
Davranışına sinirlendim.I was annoyed at his behavior.
Onun kararsızlığı tarafından sinirlendirildim.I was irritated by his indecision.
Bir maçtan tam önce her zaman sinirlenirim.I always get nervous just before a match.
Kendi sınırlarını bilmen önemlidir.It is important to know your own limitations.
Patronum sinirlenmeye başlıyor.My boss is starting to get edgy.
Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.A nerve cell responds to a slight stimulus.
Sinirli bir kişi bu iş için uygun olmaz.A nervous person will not be fit for this job.
Sinirli insanlar başlarını kaşırlar.Nervous people will scratch their heads.
Biri sizi sinirlendirirse en iyisi hemen tepki vermemek.If someone irritates you, it is best not to react immediately.
İnsanlığın ilerlemesi için sınır yoktur.There is no limit to human progress.
Hükümet azınlık gruba sınırlamalar getirdi.The government clamped down on the minority group.
Keşke şu gürültü dursa. Sinirlerimi bozuyor.I wish that noise would stop. It gets on my nerves.
Petrol arzı sınırsız değildir.Supplies of oil are not infinite.
Biletlerin sayısı sınırlıydı.The number of tickets was limited.
Birçok aile sınırda yeni bir hayat kurmak için ayrıldı.Many families left to make a new life on the frontier.
Çok sayıda aile sınırda yeni bir hayat kurmak için batıya gitti.Many families went west to make a new life on the frontier.
Taro çok çabuk sinirlenir.Taro has a low boiling point.
Bekletildiğim zaman sinirim bozuluyor.I get annoyed when I am kept waiting.
Bekletildiğim zaman sinirim bozulur.I get annoyed when I am kept waiting.
Ne kadar beklediyse, o kadar daha sinirli oldu.The more he waited, the more irritated he became.
O, sınır muhafızını görünce can havliyle kaçtı.He ran for his life at the sight of the border guard.
Bilgi sınırlıdır; bilgelik daha sınırlı.Knowledge is scarce; wisdom is scarcer.
En sakin bir insan bile bir noktada sinirlenir.Even a worm will turn.
Doğal kaynaklar sınırsız değildir.Natural resources are not limitless.
Şehir yaşamının gürültüsü beni çok sinirlendiriyor.The noise of city life annoys me greatly.
Sinirlenmeniz işe yaramaz.It doesn't pay to lose your temper.
O, sinirlerimi bozuyor.It is getting on my nerves.
Lütfen sunumunuzu 30 dakika ile sınırlayın.Please limit your presentation to 30 minutes.
Doğal olarak sinirlendi.Naturally he got angry.
Onun sinirlenmesi nadirdir.It is rare for him to get angry.
Onun davranışı gerçekten sinirlerimi bozdu.His behavior really got on my nerves.
Onun sabrı sınırına ulaştı.His patience reached its limit.
Yüzü sinirden kızardı.His face turned red with anger.
Onun beceriksizliği herkesi sinirlendirmeye başladı.His incompetence began to irritate everyone.
Onun küstahlığına sinir oluyorum.I get mad at his arrogance.
O bir saat geç geldi, bu beni çok sinirlendirdi.He arrived an hour late, which annoyed me very much.
Sinirlendi ve çocuğa vurdu.He lost his temper and hit the boy.
O, o kadar kolay sinirlenir ki herkes ondan kaçınır.He loses his temper so easily that everybody avoids him.
Hız sınırını görmezden geldi ve çok hızlı sürdü.He ignored the speed limit and drove very fast.
O, ses tarafından sinirlendirildi.He was irritated by the sound.
Sonuç hakkında sinirlendi.He felt nervous about the result.
Daha fazla sinirine hakim olamadı.He couldn't keep his temper any longer.
Bazen sebepsiz yere sinirleniyor.He sometimes loses his temper for nothing.
Sabrının sınırlarına ulaşmıştı.He had reached the limits of his patience.
Sinirden kıpkırmızı olmuştu.He was red with anger.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod