Etraftaki birçok kişi yüzünden o doğal olarak biraz sinirlendi.With so many people around he naturally became a bit nervous.
Çok sinir bozucu... Ne zaman bilgisayarı kullansam başıma ağrılar giriyor.So annoying... Now I get a headache whenever I use the computer!
Bu tam bir karmaşa ve benim sinirime dokunuyor.It's a complete mess, and it's getting on my nerves.
O bir sinir krizinin eşiğinde.She is on the verge of a nervous breakdown.
Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.
Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
Şirket sabrının sınırında.The company is at the end of its rope.
Sınırlı kaynaklarımız var.We have limited resources.
Doğal sınır işaretleri var mı?Are there any landmarks?
Müzik onun sinirlerini sakinleştirdi.Music has settled her nerves.
O, tavsiyelerine uymayı kabul etmediği için çok sinirlendi.He got very angry, for she refused to follow his advice.
Ren, Fransa ve Almanya arasındaki sınırdır.The Rhine is the boundary between France and Germany.
Fransa İtalya'nın sınır komşusudur.France borders Italy.
Brian kullandığı parayı kesinlikle sınırlamak niyetinde.Brian intends to strictly limit the money he uses.
Bill sinirlendi ve Dick'e küfretti.Bill got mad and called Dick names.
Bill sınav hakkında sinirli.Bill is nervous about the exam.
Otobüs bekleyen adam sinirlendi.The man waiting for the bus lost his temper.
Pasaportumu bulamadığımda çok sinirlendim.I became very nervous when I couldn't locate my passport.
Onun niçin sinirlendiği gayet açık.Why he got angry is quite clear.
Niçin öyle sinirlendin?Why did you get so angry?
Onun hatasına niçin o kadar sinirlendin?Why did you get so angry at his mistake?
Tom'un konuşma şekli benim sinirlerimi bozuyor.Tom's way of speaking gets on my nerves.
Tom'un konuşma şekli sinirlerime dokundu.Tom's way of speaking got on my nerves.
Bir yere bir sınır koymalıyız.We have to draw a line somewhere.
Onu bu kadar sinirlendiren şey konusunda yanılıyorsun.You are mistaken as to what makes him so nervous.
Almanya Fransa'nın sınır komşusudur.Germany borders on France.
Teksas Meksika'ya sınırdır.Texas borders on Mexico.
Kanal değiştirildiği için o sinirlendi.Because the channel was changed he got angry.
O, tahammül sınırlarımı aşar.It is more than I can stand.
Yeni çocuğun sinirsel bir kekemeliği vardı.The new boy had a nervous stammer.
Mülteciler güvenli bir şekilde sınır çizgisini geçtiler.The refugee crossed the line safely.
Yol çitlerle sınırlanmıştır.The path is bordered with hedges.
Yargıç onun ömür boyu hapsedileceğini söylediğinde adam sinir krizine girdi.The man went to pieces when the judge said he would have to go to prison for life.
Gürültü sinirlerimi bozuyor.The noise gets on my nerves.
Sınıftaki öğrenci sayısı on beşle sınırlı.The number of students in the class is limited to fifteen.
Çok sinirli olmak zorunda değilsin.You don't have to be so nervous.
Bu tip konular insanın bilgi sınırlarının ardındadır.Such matters are beyond the bounds of human knowledge.
Onun sinirlenme nedeni odur.That is why he got angry.
O, beni sinirlendiriyor.It gets on my nerves.
O kolayca birden sinirlenir.I fly into a rage easily.
John kendi tarzıyla yapmazsa, sinirlenme eğilimindedir.John tends to get angry when he doesn't have his own way.
Eğer Jane daha fazla dinlenmezse, O bir sinir krizi geçirebilir.If Jane does not rest more, she may have a nervous breakdown.
Jane sırası geldiğinde, ve sırasını kaçırdığında çok sinirlenir.Jane got too nervous when her turn came, and she blew her lines.
Futbol zorunlu olarak erkeklerle sınırlı değildir.Soccer is not necessarily confined to men.
Sakura'nın konuşma tarzı beni sinirlendiriyor.Sakura's way of speaking gets on my nerves.
Sorun üzerindeki bilgimiz oldukça sınırlıdır.Our knowledge on the problem is rather limited.
Bu baskı yedi bin nüsha ile sınırlı.This edition is limited to seven thousand copies.
Bu sınırlı ekspres Sendai'ye gider.This limited express is bound for Sendai.
Bu yolda hız sınırı nedir?What's the speed limit on this road?
Bu gürültü sinir bozucu.This noise is annoying.
Bu ülkede petrol sınırlıdır.Oil is scarce in this country.
Bu testin bir zaman sınırı yok.This test doesn't have a time limit.
Kaliforniya ve Nevada birbirine sınır komşusudur.California and Nevada border on each other.
Hem Kanada hem de Meksika Amerika Birleşik Devletleriyle sınır komşusudur.Both Canada and Mexico border on the United States.
Birbirimizin sinirlerini bozmuyor musunuz?Don't you get on each other's nerves?
Çok sinirlisin.You have a lot of nerve.
O, cevap vermek için çok fazla sinirli olduğu için yere baktı.Being too nervous to reply, he stared at the floor.
O müzik onu sinirlendiriyor.That music gets on his nerves.
Ann sinirli olarak yedi.Annie ate nervously.
Annie sinirli sinirli yedi.Annie ate nervously.