Ana içeriğe geç
Sözlük

sınır ile cümle

sınır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben sinirli ve korkmuşum.I'm nervous and scared.
Ben eskisi kadar sinirli değilim.I'm not as nervous as I used to be.
Ben gerçekten sinirli değildim.I wasn't really nervous.
Ben gerçekten sinirli değilim.I'm not really nervous.
om'un kaynakları sınırlıdır.Tom's resources are limited.
Tom çok sinirli olduğu için oyundan önce kustu.Tom threw up before the concert because he was so nervous.
Mary çok sinirli olduğu için oyundan önce kustu.Mary threw up before the play because she was so nervous.
O her zaman oraya geç geldiği için sinirlendi.He's annoyed because she always gets there late.
Şu günlerde Venezuela'daki insanlar açlık sınırındalar.Nowadays people in Venezuela are on the breadline.
Eskisi kadar çabuk sinirlenmiyorum.I don't get angry as quickly as I used to.
Ben eskisi kadar sık sinirlenmiyorum.I don't get angry as often as I used to.
Brezilya Atlantik Okyanusu'nun yanı sıra on ülkeye sınır komşusudur.Brazil borders ten countries as well as the Atlantic Ocean.
İkinci Dünya Savaşından önce Finlandiya ve Rusya arasındaki sınır Leningrad'a yakındı.Before WWII, the border between Finland and the USSR was near Leningrad.
Bu alana sınırsız erişime sahip olacaksın.You will have unrestricted access to this area.
Denememi yazmak için sınırlı zamanım vardı, bu yüzden zaman zaman kestirmeden gittim.I had limited time to write my essay, so I cut corners here and there.
Tom sinirli olarak güldü.Tom chuckled nervously.
Aptallık hiçbir sınır tanımaz.Stupidity knows no bounds.
Bu beni sinirlendirdi.It made me nervous.
Sen beni çok sinirlendiriyorsun.You make me very nervous.
Kız kardeşim çabuk sinirlenir. O kolayca kızar.My sister has a quick temper. She easily gets mad.
Biz çok, çok sinirliyiz.We're very, very angry.
Tom benim olduğum kadar sinirliydi.Tom was as nervous as I was.
Tom bize sinirlendi.Tom got angry with us.
Finaller yaklaşırken neredeyse sinir krizi geçirecektim.As finals approached, I nearly had a nervous breakdown.
Tom'un etrafında sinirli değilim.I'm not nervous around Tom.
Biz hâlâ sinirliyiz.We're still nervous.
Bir dilin kelime hazinesi sınırsızdır.The vocabulary of a language is unlimited.
Sen gerçekten sinirli görünüyorsun.You look really nervous.
O son derece sinirli, asla sakin değil.She's terribly nervous, never calm.
Tom, Mary'nin John'u öptüğünü gördüğünde sinirlendi.Tom got angry when he saw Mary kissing John.
Sınırımızı korumak zorundayız.We have to protect our border.
Bu beni çok sinirlendiriyor.This makes me so angry.
Bu konuda sinirli olmama izin ver.Let me be nervous about this.
Tom sınırı geçti.Tom crossed the border.
Tek sınır hayal gücünüzdür.The only limit is your imagination.
Açık sınırların lehinde mi yoksa aleyhinde misin?Are you for or against open borders?
O sinirli görünüyordu.She sounded irritated.
Senin sınırlarını bilmiyorum.I don't know your limits.
Tom sinirli ve heyecanlı.Tom is nervous and excited.
Onun üzerinde biraz sinirlendim.I got a little upset over it.
Beyinde yaklaşık yüz milyar sinir hücresi vardır.In the brain there are around one hundred billion nerve cells.
Polis, Dan'in kendini savunma sınırları içinde hareket ettiğini tespit etti.The police established that Dan acted within the bounds of self-defense.
Yeni gelen kişi sinirlendiğinde kekeledi.The newcomer stuttered when he was nervous.
Düğün provasında, konuşmak için neredeyse çok sinirliydi.During the wedding rehearsal, he was almost too nervous to speak.
Amerikalılar sınırlarını korumak istiyorlar.Americans want their borders protected.
Sınırlı mali yardım mevcuttur.Limited financial aid is available.
Tekerlekli sandalye erişimi çok sınırlıdır.Wheelchair access is very limited.
Sen sinirlendiğinde sevimlisin.You're cute when you're annoyed.
Hız sınırını asla aşmadık.We never exceed the speed limit.
Gerçekten kızgın ve sinirliyim.I'm really angry and frustrated.
Hâlâ her zamanki kadar sinir bozucuyuz.We're still as annoyed as ever.
Özgürlüklerimiz sınırlanıyor.Our freedoms are being limited.
Tedavi seçenekleri sınırlıdır.Treatment options are limited.
Tom sinirlendirilmemeye çalıştı.Tom tried not to be irritated.
Sınırları kurmak şarttır.Setting limits is imperative.
O açıkça seni sinirli yaptı.It's clearly made you angry.
Sinir bozucu bir sıkıntıydı.It was a frustrating ordeal.
Hiç sınır dışı edilendin mi?Have you ever been deported?
Bazı sınırlamalar var.There are some limitations.
Tom sınır boyunca çalışıyor.Tom works across the border.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod