sınıfta ile cümle

sınıfta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada İstanbul Hukuk Mektebi'ne kaydoldu ancak okulu üçüncü sınıftan terk etti.Se înscrie apoi la Mekteb-i Hukuk, dar renunță la școală în al treila an de studiu.
Sınıftaki en uzun kişidir.Clasa I este cea mai înaltă.
İngilizceyi sınıfta en iyi konuşuyor.Vorbește limba engleză cel mai bine din clasă.
Sınıfta sakız çiğnemek yasaktır.Mestecatul de gumă în sala de clasă este interzis.
3 Sınıfta 301 Yolcu taşıyabilir.Három osztályon összesen 261 utast szállíthat.
Sınıftaki en uzun kişidir.Ki a legmagasabb az osztályban?
Michael Ensign, Benjamin Guggenheim rolünde: Birinci sınıfta seyahat eden maden alanındaki bir iş adamı.Benjamin Guggenheim (Michael Ensign): A bányászat mágnása az első osztályon utazik.
O 6. sınıfta iken seçmelerekatıldı ve 6 yıldır ABD'de yolculuk eğitimi vardı.Hatodik osztályos kora óta amerikai gyakornoki iskolába járt, ahol 6 évig képezték.
Sınıftaki gemiler Nassau, Rheinland, Posen ve Westfalen'dır.Az osztály egységei a Nassau, az Rheinland, az Posen és a Westfalen voltak.
Aslında her iki sınıftaki cisimler de aynı fiziksel süreçleri izlerler.Mindkét fájl ugyanarra a fizikai adatra mutat.
Başarılı bir şekilde birinci sınıftan itibaren yürürlüğe konulmuştur.Kényelmesen vezetett az első kanyartól fogva.
İkinci yılda kulübe alt sınıftan gitarist Azusa Nakano katılır.Egy évvel később a klubba csatlakozik még egy gitáros, egy Nakano Azusza nevű alsós diák.
4. sınıftan itibaren taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır.Fontos, hogy már 1. osztálytól kezdve helyt adjunk az önértékelésnek.
Üç sınıfta toplam 295 yolcu taşıyabilen uçağın menzili 10 bin 400 kilometreydi.Három osztályos kialakításban legfeljebb 295 utast szállíthat, hatótávolsága 10 800 km.
Yine aynı yıl 1. sınıftayken üniversiteyi bırakmıştır.Ugyanebben az évben a harmadosztályban indultak el.
Mahallenin gençleri Halsinggården’deki Halsinggården Ortaokulu’na (7. sınıftan 9. sınıfa) devam etmektedirler.A helyi diákok a felső tagozatot (7-9. osztály) Øster Tørslev általános iskolájában végzik el.
Senatoryal sınıftan erkekler için tasarlanmıştır.A személyzetet a kollégium tagjai alkották.
E-öğrenme, sınıftaki öğrenmeye alternatif bir öğrenme biçimidir.Ezért nyújt ideális megoldást az e-tanulás az élethosszig való tanuláshoz.
Yaşlı beyler de o sınıftan, özellikle eğer genç ve güzel bir kıza rastlarlarsa.A falu legöregebb férfija, akinek rendkívül csinos, fiatal felesége van.
6. sınıfta oyunculuk dersleri almıştır.6. század) tanításaiból nyerte.
Öğrenciler sınıfta.A diákok a tanteremben vannak.
2013 yılında Mason artık lise son sınıftayken Sheena ile tartışmalı bir ayrılık yaşar.Vuonna 2013 lukion viimeisellä luokalla Mason eroaa Sheenasta.
Senatoryal sınıftan erkekler için tasarlanmıştır.Opetuksen hoitavat seurakunnissa miespuoliset jäsenet.
Abisi Taylor ve Blake Griffin 1. Sınıftan 8. Sınıfa kadar okula gitmedi.Garrick ja Griffin ovat seurustelleet 8. luokalta asti.
Ama sınıftaki arabaların bir kısmı yarı-profesyoneller içindir.Osa joukkueista on ammattilaisjoukkueita ja osa puoliammattilaisjoukkueita.
Lisede aynı sınıfta eğitim almışlardı.He kävivät myös samaa lukiota.
Williams, yedinci sınıftayken katıldığı yaz kampında Chad Hugo'yla tanıştı.Pharrell tapasi Chad Hugon seitsemännellä luokalla bändileirillä.
Birinci sınıftaki akşam yemeğinin ardından Rose gizlice üçüncü sınıftaki bir partide Jack'e katılır.Illallisen jälkeen Jack ja Rose viettävät iltaa yhdessä kolmannen luokan juhlissa.
Almanca eğitimi 4.sınıfta, İspanyolca ise 6. sınıfta başlar.Muita koulussa opetettavia kieliä ovat saksa neljänneltä luokalta ja ruotsi kuudennelta luokalta alkaen.
İlkokul çağındaki çocuklar, aynı sınıfta eğitim görmektedir.Eri-ikäisiä poikia koulutettiin samassa luokassa.
Belki de senatoryal sınıftandı.Hän kuului elealaiseen koulukuntaan.
Çünkü eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır.Ken ei käy koulua, koska hänen tiedemiesisänsä opettaa häntä.
Gözlemevi düşüşte olduğundan, Struve sınıftaki tek öğrenciydi.Davis oli opiskeluaikoinaan koulun ainoa protestanttinen oppilas.
Harry 4. sınıftayken onunla Noel Balosu'na gitmiştir.Andy muutti Ohioon ollessaan 6. luokalla.
İlköğretim okullarında yabancı dil eğitimi olarak İngilizce 2. sınıfta başlamaktadır.Koulussa opiskellaan A1-kielenä englantia kolmannelta luokalta lähtien.
Yine aynı yıl 1. sınıftayken üniversiteyi bırakmıştır.Samana vuonna hän oli Universiadeissa kolmas.
Dördüncü sınıftan itibaren evde eğitim almaya başladı.Hän kävi koulua kotona neljännestä luokasta lähtien.
Geri çekilmiş olan 24. problem bu sınıftan bir problemdir.Η αποσυρμένη 24 είναι επίσης σε αυτή την κατηγορία.
Üç sınıftan ibarettir.Αποτελείται από τρεις τάξεις.
2013 yılında Mason artık lise son sınıftayken Sheena ile tartışmalı bir ayrılık yaşar.Κατά τη διάρκεια του τελευταίου έτους του Μέισον στο λύκειο το 2013, χωρίζει με τη Σίνα.
Millî Kütüphane, Üniversite Kütüphaneleri ve Özel Kütüphaneler bu sınıfta yer almaktadır.Ειδικές βιβλιοθήκες — Οι υπόλοιπες βιβλιοθήκες εμπίπτουν σε αυτή την κατηγορία.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Παρενέργειες υπνηλίας κατά την σχολική ηλικία έχουν επιπτώσεις στην μάθηση στην τάξη.
Genellikle, aynı mahkemeye bağlı noterlikler aynı sınıftan sayılır.Αντικείμενα ομοειδή ανήκουν στην ίδια κλάση.
Çünkü eğer yanlış dersem öğretmen beni sınıfta bırakır.Στα ανώτατα ιδρύματα, ο δάσκαλος παύει να υπάρχει για χάρη του μαθητή.
Onuncu sınıftan sonra okulu bıraktı.Εγκατέλειψε το σχολείο μετά την πέμπτη τάξη.
İlkokul üçüncü sınıfta okulu bıraktı.Πήγε για πρώτη φορά στο σχολείο στην έβδομη τάξη.
Birinci sınıfta tüm öğrenciler çekirdek programa tabi tutulurlar.Στις δυο πρώτες τάξεις, όλοι οι μαθητές διδάσκονται τα ίδια μαθήματα.
Son sınıftayken çok sarhoş oldukları bir gece öpüşürler.Οι στίχοι έχουν να κάνουν με το να είναι κανείς εντελώς μεθυσμένος σε ένα πάρτι.
Bunun yerine ona hangi sınıftan olduğunu, geçmişini, eğitimini, mesleğini sor.Spørg ham i stedet, hvilken klasse han tilhører, hvad der er hans baggrund, hans uddannelse og hans erhverv.
Kalıtım (İng. inheritance), bir sınıfın üst sınıftan miras almasına denir.Man siger at en subklasse arver fra en superklasse.
Ama sınıftaki arabaların bir kısmı yarı-profesyoneller içindir.Klubberne i rækken er semi-professionelle.
Oyunculuk kariyerine ilkokul 4. sınıfta Dragon Tales adlı müzikalin kastında başlamıştır.Crew begyndte at spille skuespil i fjerde klasse, og fik rollen i en musical kaldet Dragon Tales.
Oraya koşar, Weierstrass'ı sınıfta bulamaz.Sundhed.dk Sådan undgår du Clostridium difficile.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Sedative bivirkninger hos børn i skolealderen har en negativ effekt på indlæring.
3 Sınıfta 301 Yolcu taşıyabilir.Denne kunne tage i alt 1100 Passagerer i tre prisklasser.
Lisede aynı sınıfta eğitim almışlardı.De går på det samme gymnasium.
Üç sınıftan ibarettir.Den har tre klassetrin.
Birleşik Krallık o sınıftaki üç gemiye cep zırhlısı ismini vermiştir.Det franske panserskib Océan lagde navn til Océan klassen på tre skibe.
Ayrıca 1. sınıfta Tıbbi İngilizce dersi verilmektedir.Der undervises i engelsk fra 1. klasse.
Eyaletin valileri Equestrian sınıftan gelen prefectlerdi.Guvernørerne var prefekter fra Equites.

İlgili Sayfalar