sıklıkla ile cümle

sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sıklıkla, dünyanın “kurtlar sofrası” olduğu inancına güçlü bir şekilde bağlanmışlardır.Domestic terrorism is often linked to "lone wolf" terrorism.
Bu teknik, geometrik grup teorisinde sıklıkla kullanılır.In continuum mechanics, this theorem is often used for material elements.
Son yıllarda sıklıkla uygulanmaya başlanmıştır.It was frequently performed during the next few years.
Naksalitler ve diğer hükümet karşıtı gruplar sıklıkla "aşırılar" olarak anılmaktadır.Naxalites, and other anti-government militants, are often referred to as "ultras".
Aurora borealis sıklıkla gündönümlerinde oluşur.In Stockholm, the aurora borealis can occasionally be observed.
Dişi yumurtlamadan önce bir ay boyunca çiftler sıklıkla çiftleşir.Pairs copulate frequently throughout the month before eggs are laid.
1930 ve 1932 yılları arasında sıklıkla göründü.They appeared in 1930 and 1932.
LaBelle sıklıkla "Godmother of Soul" (Soul Müziğin Vaftiz Annesi) lakabıyla anılır.LaBelle is commonly identified as the "Godmother of Soul".
Agrobacterium tumefaciens ise bu türde sıklıkla çalışılan türlerdir.Agrobacterium tumefaciens is the most commonly studied species in this genus.
Sıklıkla, posttravmatik stres bozukluğu ve depresyon birlikte vuku bulmaktadır.Post-traumatic stress disorder and depression often co-occur.
Bu sıklıkla, Dünya'nın yüzeyinde isteğe bağlı keyfi bir noktadır.'This year, more than ever, the wish for Peace on Earth holds great meaning.
Kutuplardaki buz örneklerinin içinde hava hidratlarına a sıklıkla rastlanır.Air hydrates are frequently observed in polar ice samples.
Zırhlı yelekler sıklıkla seramik plakalar ile güçlendirilmiştir.These officers are often constables issued with Taser weapons.
Geçişlerdeki enerji düzeyleri çok büyük mesafeli sıklıklarda emisyona neden olur.The energy states of the transitions can lead to emissions over a very large range of frequencies.
Göğüs radyografisi tanı konarken sıklıkla kullanılır.A chest radiograph is frequently used in diagnosis.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.He sees his children very infrequently.
Narayan, 2000'lerde sıklıkla Hindistan dışında performansta bulundu.Narayan performed less frequently in the 2000s and rarely in the 2010s.
Kafa içi basınç sıklıkla artmıştır.Pressure head is increased.
Etobur ile Carnivora (Etçiller) kavramları sıklıkla karıştırılır.The lituus and the buccina are frequently confused.
Hava sıcaklığı gün içerisinde sıklıkla değişmektedir.The weather is very variable from day to day.
Ardından 2011 Mısır Devrimi'nde sıklıkla kullanılmaya başlandı.The slogan also became used frequently during the 2011 Egyptian revolution.
Çeşitli terörist eylemlerde de sıklıkla kullanılmıştır.In those at high risk both interventions are often used.
İttifaklar sıklıkla yer değiştiriyordu.Soldiers changed jobs frequently.
Vokal ve rap tekniği yönünden sıklıkla Atlantalı rapçi Future'a benzetilmektedir.His rapping technique and vocals have been compared to that of Atlanta-based rapper Future.
Bu polimer zincirleri sıklıkla birkaç milyonluk monomer birimlerini barındırır.Each polymer chain will have several thousand repeating units.
Kişi başına GSYİH, sıklıkla bir ekonomideki yaşam standardının bir göstergesi olarak kullanılır.GDP per capita is often used as an indicator of living standards.
Kaynak işleminin tam olarak gerçekleşmesi için, sıklıkla özel ekleme yöntemleri de kullanılmaktadır.The precise temperature at which the test is performed is often specified as well.
Müze sıklıkla sanat eserleri ve diğer koleksiyonları geçici serigilerine ev sahipliği yapmaktadır.The museum hosts frequent temporary exhibits of artwork and other collections.
Disk şifreleme sıklıkla amaca özel tasarlanmış kipler kullanır.Disk encryption often uses special purpose modes specifically designed for the application.
Sıklıkla süsler veya diğer sanatsal heykeller içerir.It is often used to highlight art or other artifacts.
Günlük dilde ise tasarruf sıklıkla, masrafları kısmak anlamına gelmektedir.And if that costs money sometimes, then it costs money.
Günlük kullanımda kütle ve ağırlık sıklıkla karıştırabilmektedir.In everyday usage, mass and "weight" are often used interchangeably.
Sıklıkla Ulusal Ragbi Ligi hazırlık maçlarına ev sahipliği yapmaktadır.Also, rugby union clubs sometimes play preseason matches.
Faz geçişleri sıklıkla iki özelliğide gösterir.The back often showed two large animals.
Yani sıklıkla, haftanın yedi günü.So often, seven days a week.
- Sıklıkla 'boşluk' kelimesini kullanıyorsunuz, ama çoğu sefer Tanrı'dan bahsediyorsunuz.[Interviewer:] You often use the word 'emptiness', but also many times, you speak about God.
Bu kanun maddelerinin sağladıkları haklar ne sıklıkla kullanılıyor diye bir baktım. ..And just so you have a sense of how often this occurs, I looked this up a little bit earlier.
"Ne kadar sıklıkla?""How often?"
Ve doktorlar Tanrı kompleksinden sıklıkla çekerler.And doctors suffer from the God complex a lot.
Size gösterebileceğim başka bir şey de doktorlar sıklıkla hastaların röntgenleriyle muhatap olurlar.Another thing I can show you is, more often than not, doctors get to meet patients in X-ray form.
Ne kadar sıklıkla büyük bir bilimsel projeye katılma şansınız oluyor?How often do you get to participate in a big scientific project?
Aslında bu aynalarla günlük hayatta sıklıkla karşılaşıyoruz,And you see this type of mirrors all the time, especially around corners
Yani neoplazm ve tümör terimleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılır.So the term neoplasm and tumor are often used interchangeably.
Doğrusu, sıklıklar YZ robotik ile birlikte tek bir disiplin olarak çalışılmıştır.In fact, often AI has been studied together with robotics, as one discipline.
Sıklıkla oyunlarda karakterler vardır ve bu karakterlerin bir şekilde oynarlar (act)So very often games have characters inside, and these characters act in some way.
İnsanlar sıklıkla o zamanlardan neler öğrendiğimi soruyor.People often ask me what I learned from that time.
Ve Aristo dedi ki, sıklıkla diğer insanlarla uğraşırken, kuralları eğmemiz gerekir.And Aristotle said often in dealing with other people, we need to bend the rules.
Sıklıkla dışarıda gezen biriydim.And very often I've been an outsider.
Buradaki her bir pencere bir çizim ve sıklıkla seyahat ettiğim bir dünya.So each window is an image and is a world that I often revisit.
Hastane çok zayıf bir elektrik şebekesine bağlı ve bu da sıklıkla kesiliyor.This hospital is connected to a very weak power grid, one that goes down frequently.
Sıklıkla, a'dan b'ye kapalı bir aralık, deriz.So you'll often say, on a closed interval from a to b.
Birçok hükümet sıklıkla Internet'teki içeriği filtrelemek, sansürlemek ve bloklamak ister.Governments everywhere are often trying to block and filter and censor content on the Internet.
Sıklıkla uzun kuyruklar oluşur gişelerde.Quite often queues happen at the tolls.
İşletme modeline şirket karar verir. Hangi sıklıkla ürünümüzü yenilemek istiyoruz?Kompanija poslovnim planom utvr�uje koliko �esto mi �elimo obnavljati svoje proizvode.
Ve bu özellikle sıklıkla birbiriyle alakasız ve IQ'dan bağımsızdır.And these traits are often unrelated and uncorrelated with IQ.
Biliyorsunuz sıklıkla insanlarla konuşuyorum ve onlar diyorlar ki: " Sizce, seçim şansımız var mı?You know, a lot of times people, I talk with people and they say:
Sıklıkla da insanları şaka yaparak kovardı.And he'd quite often fire people with a joke.
Doğrusu, sıklıkla, insanlar para işleminin yapılmadığı şeyleri düşünmüyorlar bile.In fact, often times, people don't even consider things that aren't being transacted money.
Bilirsiniz, sıklıkla maddi zamanlarda yaşadığımız söylenir, hepimizin açgözlü olduğu.You know, we're often told that we live in very materialistic times, that we're all greedy people.
Sadece, üç şeyi sıklıkla kontrol etmenizi... ...öneriyoruz.So we just kind of have you constantly checking about three things.

İlgili Sayfalar