sıklıkla ile cümle
sıklıkla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İtalya, volkanik hareketlerin sıklıkla görüldüğü, Avrupa kıtası üzerindeki tek yanardağa sahip ülkedir.L'Italia è l'unico stato nell'Europa continentale ad avere vulcani attivi sul suo territorio.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.Nelle situazioni del mondo reale, le prove sono complesse e mescolate.
Pierre komedilerde sıklıkla Jean-Marc Thibault ile beraber görülür.A volte si prende gioco di Pepper Ann.
Çeşitli terörist eylemlerde de sıklıkla kullanılmıştır.Spesso venivano utilizzati armi personali.
Sıklıkla kB (kilobayt) ile karıştırılır.Spesso associato a C**.
Günümüzde sıklıkla bu iki method bir arada kullanılmaktadır.Le due tecniche sono spesso usate contemporaneamente.
Fakat sıklıkla "mil millones" (bin milyon veya Türkçede milyar) kullanılır.Seid umschlungen Millionen (Abbracciatevi o milioni di uomini) op.
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.Questo la porta a scene di gelosia spesso infondate.
Erken dönem Osmanlı halılarının örnekleri Avrupalı ressamların tablolarında sıklıkla tasvir edilmiştir.Fra gli anticipatori della musica concreta sono spesso citati i compositori futuristi italiani.
Bununla birlikte belirli ölçüde doğrulanabilen açıklamalarına sıklıkla başvurulur.Per le ragioni appena descritte, è spesso paragonato a Reasonable Doubt.
Enerji spektrumları sıklıkla astrofizik ile ilgili spektroskopide kullanılır.Agenti mascheranti sono spesso utilizzati in spettrofotometria di assorbimento atomico.
Tansiyonunuz sıklıkla hangi aralıkta seyreder?Какое давление у Вас обычно?
Sıklıkla günde 18 saat çalıştığı söylenir.Говорили, что он часто работает по 18 часов в сутки.
Eru’nun Çocukları onu az sıklıkla görürlerdi.Ну хотя бы потому, что дети её смотрят редко.
Gerçek dünyada kanıtlar sıklıkla karmaşık ve çok yönlüdür.В реальном мире доказательства часто сложные и смешанные.
Lovecraft; karanlık, ilkel barbarlıkla mücadele eden medeniyet fikrini sıklıkla ele aldı.Лавкрафт часто описывает борьбу цивилизации с более примитивными, варварскими существами.
Sıklıkla sosyal ve psikolojik sorunlara sebebiyet verir.Часто говорят о психосоциальных причинах.
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.Встречается обычно в возрасте около 30 лет.
Gradaşçeviç, sıklıkla "Bosna Ejderi" (Boşnakça: Zmaj od Bosne) olarak bilinmekteydi.Часто его называли «Драконом из Боснии» (босн.
Defalarca çeşitli sanatçılarla ve sıklıkla Lindsey Stirling ve Taylor Davis ile birlikte çalıştı.Он часто сотрудничает с Линдси Стирлинг и Тейлор Дэвис.
Kafa içi basınç sıklıkla artmıştır.Иногда может повышаться внутриглазное давление.
Onun fiziksel görünümü Marilyn Monroe ile sıklıkla karşılaştırmalar yapmıştır.Благодаря своей внешности и голосу она часто сравнивалась с Мэрилин Монро.
14/88, neo-Nazilerin sıklıkla kullandığı bir fonetik selamlaşmadır.14/88 — кодовый лозунг у неонацистов.
200 seneyi aşkın bir zamandır, Rothschild ailesi sıklıkla komplo teorilerinin hedefinde olmuştur.На протяжении более чем двух столетий Ротшильды были и остаются частой мишенью для теорий заговора.
Albümün teklileri "There There", "Go to Sleep" ve "2+2=5" radyolarda sıklıkla çalındı.Синглами альбома были «There There», «Go to Sleep» и «2 + 2 = 5».
Büyük şiddette depremler az sıklıkla gerçekleşir.Достаточно часто происходят несильные землетрясения.
Dişi kondor sıklıkla tek bir beyaz yumurta bırakır.Кладка обычно состоит из одного белого яйца.
Genellikle Belçika mutfağında patates kızartması ile birlikte sıklıkla tercih edilmektedir.В их приготовлении часто отдается предпочтение красному картофелю.
Lozan'dan sıklıkla bahsedilmiştir.Всегда была предана Логэйну.
Şehirde sıklıkla kum fırtınaları görülür.На территории города нередки пыльные бури.
Trilineer interpolasyon, sıklıkla, nümerik analiz, veri analizi ve bilgisayar grafiklerinde kullanılır.Трилинейная интерполяция часто используется в численном анализе и машинной графике.
Bu kelime sıklıkla iaijutsu , battōdo veya iaido terimlerinin yerine kullanılır.В речи часто заменяется терминами иайдзюцу, баттодо, или иайдо.
Dahası, sıklıkla İtalyan filmlerinde görülüyordu.Также часто снимался в польских фильмах.
Rock sıklıkla ona eşlik ederdi ve babasını izlerdi.Она часто ездила за границу, сопровождая своего мужа.
Genellikle lateral stabilize sorunları sıklıkla görülmektedir.В целом перспективы троллейбуса выглядят стабильными.
Bu ilanlardan sonra ilçede sıklıkla patlama ve silah sesleri yükselmiştir.Практически постоянно слышались взрывы и стрельба.
Sıklıkla ağ gibi birbirine girmiş yılanlar görülür.Нередко встречаются очень тёмные змеи.
Dizide çizelgeye sıklıkla atıf yapılmaktadır.За симуляцию на поле часто даёт предупреждение.
Üzerinde sönmüş volkanlar bulundurur ve hâlâ daha sıklıkla depremler meydana gelmektedir.Вулканизм отсутствует, но достаточно часто происходят землетрясения.
Gut sıklıkla diğer tıbbi sorunlarla birlikte ortaya çıkar.Нередко сочетается с другими пороками развития.
Eserlerinin bir kısmı bugün de sıklıkla sahnelenir.Некоторые из его произведений до сих пор звучат со сцены.
Hayatının geri kalanında Phil Donahue talk showunda sıklıkla görünmeye başladı.Он появился на шоу Фила Донахью.
Jaguar çağdaş kültürde sıklıkla karşılaşılan bir semboldür.Образ якудза часто используется в современной массовой культуре.
Hemoglobin A1c sıklıkla HbA1c olarak da kısaltılır.Гликированный гемоглобин обозначается как HbA1c.
Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.При преследовании нередко убегает в воду.
Terim, telif hakkı bağlamında sıklıkla kullanılmaktadır.Также часто используется в контексте авторского права.
Tōjutsu sıklıkla Kenjutsu ile karıştırılır.СХУ часто сопровождается депрессией.
Levrek de ayrıca sıklıkla tüketilir.Несмотря на это, презервативы часто спадали.
Kalamar dolması: Körfez bölgesinde sıklıkla yapılan bir yemek.Желательно, чтобы какое-то количество пищи постоянно присутствовало в террариуме.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Довольно часто встречается как обитатель клеток.
Pfeiffer sendromlu çocukların yarısında işitme kaybı ve daha sıklıkla dental problemler görülmektedir.Около 50 процентов детей с синдромом Пфайффера теряют слух и имеют проблемы с зубами.
Sıklıkla yetim oluşunu vurgular ve sevimsiz sözler sarf eder.Часто отмечают готовность ко лжи или заведомо невыполнимым обещаниям.
Sıklıkla leşlerle de beslenirler.Едят часто очень медленно.
Sıcak günlerde sıklıkla olmasa da dağların yüksek kesimlerine kar yağmaktadır.В некоторые зимы в верхней части горы иногда наблюдаются обильные снегопады.
Başlangıçta, alan sıklıkla askerleri eğitmek amaçlı kullanılmıştı.Иногда эта проблема решалась тренировкой войск.
Hat, hafta içi 08:00-22:00 saatleri arasında yoğun zamanlarda 5 dakikada bir sıklıkla çalışır.Ночью (с 00:00 по 8:00) охота в два раза чаще вне зависимости от уровня.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Зачастую из-за волнения заикается.
Jeff Hardy bu hareketi sıklıkla uygulamaktadır.Франк Хорват часто путешествует.
Leylek hanedan armacılığında da bazen gagasında bir yılan tutarken resmedilmiş şekilde sıklıkla rastlanır.Из-за тонкого тела его часто принимают за змею.
Sıklıkla yeni elektrik bilimi üzerinde çalıştı ve Gilbert in elektrik listesine bazı cisimler ekledi.وقد عمل بشكل متقطع في العلم الجديد المسمى كهرباء وأضاف بعض الأجسام إلى قائمة جيلبرت.