sıkıntı ile cümle

sıkıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çok sıkıntılı bir dönemdi.Беше много стресиращо време.
Çok sıkıntılı bir dönemdi.То був дуже стресовий час.
Çok sıkıntılı bir dönemdi.Это было очень трудное для меня время.
Çok sıkıntılı bir dönemdi.זו היתה תקופה מאד מעיקה.
Çok sıkıntılı bir dönemdi.لقد كانت فترة مرهقة حقاً
Çok sıkıntılı bir dönemdi.私たちは皆 それぞれの方法で ストレスに対処すると思います
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Albowiem nie z prochu wychodzi utrapienie, ani z ziemi wyrasta kłopot.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Bukan dari bumi kejahatan muncul; bukan dari tanah kesusahan timbul
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Ciertamente la aflicción no sale del polvo, ni el sufrimiento brota de la tierra
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Denn Mühsal aus der Erde nicht geht und Unglück aus dem Acker nicht wächst;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.For ikke skyter ulykke op av støvet, og møie spirer ikke frem av jorden;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Kajti nesreča ne prihaja iz prahu, in iz zemlje ne poganja nadloga,
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.재앙은 티끌에서 일어나는 것이 아니요 고난은 흙에서 나는 것이 아니라
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Lebo bieda nepochádza z prachu, ani nepučí trápenie zo zeme.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Le malheur ne sort pas de la poussière, Et la souffrance ne germe pas du sol;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Mert nem porból támad a veszedelem s nem földbõl sarjad a nyomorúság!
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Neboť nepochází z prachu trápení, aniž se z země pučí bída.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Nenorocirea nu răsare din ţărînă, şi suferinţa nu încolţeşte din pămînt.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Non esce certo dalla polvere la sventura né germoglia dalla terra il dolore
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Porque a aflição não procede do pó, nem a tribulação brota da terra;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Sillä onnettomuus ei kasva tomusta, eikä vaiva verso maasta,
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Thi Vanheld vokser ej op af Støvet, Kvide spirer ej frem af Jorden,
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Ty icke upp ur stoftet kommer fördärvet, ej ur marken skjuter olyckan upp;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Vì sự hoạn nạn chẳng phải từ bụi cát sanh ra, Sự khốn khó chẳng do đất nảy lên;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Vì sự hoạn_nạn chẳng phải từ bụi cát sanh ra , Sự khốn_khó chẳng do đất nảy lên ;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Want het onheil komt niet uit de aarde voort; moeilijkheden groeien niet uit de grond op.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Διοτι εκ του χωματος δεν εξερχεται η θλιψις, ουδε η λυπη βλαστανει εκ της γης
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Защото скръбта не излиза от пръстта, Нито печалта пониква из земята;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Так, не из праха выходит горе, и не из земли вырастает беда;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.כי לא יצא מעפר און ומאדמה לא יצמח עמל׃
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.ان البلية لا تخرج من التراب والشقاوة لا تنبت من الارض
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.禍 患 、 原 不 是 從 土 中 出 來 . 患 難 、 也 不 是 從 地 裡 發 生
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.禍患 、 原 不 是 從 土中 出來 . 患難 、 也 不 是 從地裡 發生
Çünkü, sizinle aynı sıkıntıyı paylaştığımı görmenizi istiyorum.Así que permítanme hacer seguro.
Çünkü, sizinle aynı sıkıntıyı paylaştığımı görmenizi istiyorum.Protože chci, abyste vidělo, že procházím stejnou bolestí jako vy.
Çünkü, sizinle aynı sıkıntıyı paylaştığımı görmenizi istiyorum.لأنني اريد ان ارى انني قد تكبدت عناء ذلك مثلما تفعلون
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.Ještě zajisté, když jsme u vás byli, předpovídali jsme vám, že budeme souženi; jakož se i stalo, jakž víte.
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.우리가 너희와 함께 있을 때에 장차 받을 환난을 너희에게 미리 말하였더니 과연 그렇게 된 것을 너희가 아느니라
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.Lebo aj keď sme boli u vás, hovorili sme vám vopred, že budeme mať súženie, ako sa aj stalo, jako viete.
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.Бо коли і в вас були ми, наперед казали вам, що маємо горювати, яко ж і сталось, і знаєте.
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.Ибо мы и тогда, как были у вас, предсказывали вам, что будем страдать, как и случилось, и вы знаете.
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.הלא כבד אמרנו אליכם בהיותנו אצלכם כי עתידים אנחנו להלחץ כאשר גם היה ואתם ידעתם׃
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.لاننا لما كنا عندكم سبقنا فقلنا لكم اننا عتيدون ان نتضايق كما حصل ايضا وانتم تعلمون.
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.我 們 在 你 們 那 裡 的 時 候 、 豫 先 告 訴 你 們 、 我 們 必 受 患 難 、 以 後 果 然 應 驗 了 、 你 們 也 知 道
Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.我 們在 你 們那裡 的 時候 、 豫 先 告訴 你 們 、 我們必 受 患難 、 以 後 果然 應驗 了 、 你 們 也 知道
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.(87:4) ибо душа моя насытилась бедствиями, и жизнь моя приблизилась кпреисподней.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.(88:4) Car mon âme est rassasiée de maux, Et ma vie s`approche du séjour des morts.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Aku ditimpa banyak kesusahan; maut sudah di ambang pintu
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.căci mi s'a săturat sufletul de rele, şi mi se apropie viaţa de locuinţa morţilor.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Denn meine Seele ist voll Jammers, und mein Leben ist nahe dem Tode.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Giunga fino a te la mia preghiera, tendi l'orecchio al mio lamento
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Jusson elõdbe imádságom, hajtsad füled az én kiáltozásomra!
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Kajti nasičena je z nadlogami duša moja in življenje moje je dospelo do kraja mrtvih.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.대저 나의 영혼에 곤란이 가득하며 나의 생명은 음부에 가까왔사오니
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Laat mijn gebed U toch bereiken; luister toch naar mij!
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.La min bønn komme for ditt åsyn, bøi ditt øre til mitt klagerop!
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Låt min bön komma inför ditt ansikte, böj ditt öra till mitt rop.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.Niech przyjdzie przed oblicze twoje modlitwa moja; nakłoó ucha twego do wołania mego.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.porque a minha alma está cheia de angústias, e a minha vida se aproxima do Seol.
Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı.porque mi alma está harta de males, y mi vida se ha acercado al Seol

İlgili Sayfalar