sıkılma ile cümle
sıkılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Shane bu baskıdan sıkılmaya başlar.Mais Sabine commence à se lasser.
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.Ou encore, l'œil du film ne se confond, ni ne représente jamais celui du public ou des artistes.
Konuşmaktan hiç sıkılmayacağın bir konu var mı?¿Hay algún tema del que no te canses de hablar?
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.No dejes que tus corazones se turben y no tengas miedo.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Un día, cruzaba tímido y fatigado los ríos.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Permite escuchar sin límite todas las novedades.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Luego de la explosión de la estación de Atlanta.
Otistik çocuklar asla sıkılmazlar.I bambini autistici non si annoiano mai.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Dopo un po' di tempo, un giorno, gli animali non trovano la loro razione quotidiana.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Nella stazione fermavano alcuni treni per Napoli.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Non dovete farvi influenzare né spaventare da loro.
Canının sıkılmasına hazır ol.Приготовься скучать.
Canınızın sıkılmasına hazır olun.Приготовьтесь скучать.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Да не смущается сердце ваше и да не устрашается.»
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Он без приготовления читает целые трагедии.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Живите без скуки.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Через несколько лет фактически не осталось животных, помнящих времена до восстания.
Chamberlain koçluktan sıkılmaya başladı.Барту надоела будничная рутина.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .2-لا يقرأ بأكمله قراءة متتابعة.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.بعض الحيوانات لا تنجو بعد ساعات طويلة من النقل.
Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.بينما لم تغضب مارج يوما عن كونها ربة منزل، إلا أنها تشعر بالملل.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.وعموما فإن العضلات ذات الوترين تتعب بسهولة.
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.الفيلم يكون غير قابلا مباشرة للقراءة ولا يمكن شطبه.
Yüzsüzün mecaz anlamı; utanmaz, sıkılmaz, çekinmez, arsız demektir.المعنى المجازي للوقح هو الذي لا يخجل , عدم الحياء , لا يستحي , عديم الناموس
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.Het beeld is dan rustiger en minder vermoeiend om naar te kijken.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Niet gestart wegens oververmoeidheid.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Een inhaalmogelijkheid voor treinen in het station was niet voorzien.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Gedurende andere jaargetijden laat dit dier zich nauwelijks zien.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Dopóki na pobliskiej stacji nie zatrzymuje się pociąg z Pakistanu.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Väl där så sprintade han ifrån de tröttkörda försvararna.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Потім їй все починало набридати.
Sonrasında sıkılmadan kuruması için asılır.Втомившись, він приліг відпочити.
Bu hasarları azaltmak ve sızdırmazlığı sağlamak için civataların dönme momenti kontrollü sıkılması gerekir.K vrácení a zpomalení času potřebujeme písečná políčka.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Se crede că în aceste zile animalele vorbesc, capătând puteri neobișnuite.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Surprinde prin neobosita lui activitate.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Utána fáradtan elhallgatott.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Zömök szára másodlagosan elfásodik.
Boğazın sıkılmasıyla ortaya çıkan bir sestir.Πρόκειται για μια βραχοσκεπή που κατέρρευσε.
Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.Selv om Marge aldrig har udtrykt utilfredshed med sin rolle som husmor, er hun blevet træt af den.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.I denne stilling forbliver begge dyr normalt ubevægelige i fem minutter, før de skilles.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.La ikke hjertet bli grepet av angst og motløshet.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Den fikk imidlertid et kjedelig etterspill.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Janganlah gelisah dan gentar hatimu.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Thực tế đã ghi nhận có những con chó sủa hàng giờ mới ngừng lại.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Ai nấy hãy tự đắn đo, chớ có mang lòng sợ hãi.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .端的に表現しきれない長いコメントを書き込みたいときに重宝する。
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.心を悩ましたり、深く悲しんだりしてはいけない。
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.虫が嫌いで多足動物を長時間見ていると気絶する。
Boğazın hafif sıkılması gerekir.あごが疲れそうだ。
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.途中駅で折り返す列車はない。
Bir süre kaydıktan sonra vidalar tekrar sıkılmalıdır.一定のスワイプ回数に達すると、オドゥスがしばらくいなくなる。
Bunu önlemek için pişirme esnasında limon sıkılması gerekir.これを防ぐには、新鮮なうちに茹でるなどして調理してしまうことである。
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.景色に変化があり退屈しない。
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.森下と萌子は飽きる事無くセックスに耽った。
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.誘掖後進,勤懇無倦容。
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .號稱能快速記憶,不用讀一整天的書。
Boğazın sıkılmasıyla ortaya çıkan bir sestir.被髮跣足突出者累矣。
Sonrasında sıkılmadan kuruması için asılır.後來為累所救。
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.同時,經常輕視自己以外的動物。