Ana içeriğe geç
Sözlük

sıkılma ile cümle

sıkılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Sıkılmak şöyle dursun, biz çok eğlendik.Far from being bored, we had a very good time.
Ben onun şirketinde asla sıkılmayacağım.You will never get bored in her company.
Hâlâ yapacak bir sürü iş var, bu yüzden sıkılmayacağım.There's still a lot left to do, so I won't get bored.
Yalnız olduğun zaman sıkılmadın mı?Don't you get bored when you're alone?
Yalnız olduğunda sıkılmaz mısın?Don't you get bored when you're alone?
Tom biraz sıkılmaya başladı.Tom started to get a little bored.
Deli olmak sıkılmaktan iyidir.It's better to be crazy than to be boring.
Sıkılmadan bütün gün TV izleyebilirim.I can watch TV all day without getting bored.
Hiç bu kadar sıkılmamıştım.I've never been more bored.
Bazı cıvatalar sıkılmalı.Some bolts need to be tightened up.
Tüm öğleden sonra video oyunlarından sıkılmadın mı?Do you not get bored of videogames all afternoon?
Bu vidaların sıkılması gerekiyor.These screws need tightening.
Otistik çocuklar asla sıkılmazlar.Autistic children never get bored.
Sıkılmaya başlıyorum.I'm starting to get bored.
Sıkılmaktan nefret ediyorum.I hate being bored.
Sıkılmak bir günahtır.To be bored is a sin.
Tom hiç sıkılmadı. O tüm boş zamanını cümleleri çevirerek harcar.Tom has never been bored. He spends all of his free time translating sentences.
Sıkılman için bir neden yok. Telaffuzun genel olarak doğru.There's no reason to feel embarrassed. Your pronunciation is generally correct.
Her gün aynı şeyi yapmaktan sıkılmana şaşırdım.I'm amazed that you're not bored of doing the same thing every day.
Burada hiç sıkılmayacaksın.You'll never get bored here.
Hâlâ sıkılmadın mı benden?Are you sick of me yet?
Tom'un sıkılmadan her zaman onu nasıl yaptığını merak ediyorum.I wonder how Tom does that all the time without getting bored.
Umarım Tom sıkılmaz.I hope Tom doesn't get bored.
Tom'un sıkılmadığını sanıyordum.I thought Tom wasn't bored.
Tom'un sıkılıp sıkılmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom is bored.
Tom, sıkılmadığını söyledi.Tom said that he wasn't bored.
Tom muhtemelen sıkılmayacak.Tom won't likely be bored.
Tom sıkılmadığını söyledi.Tom said he wasn't bored.
Tom Mary'nin sıkılmadığını söyledi.Tom said that Mary wasn't bored.
Tom Mary'nin sıkılmadığını düşünüyordu.Tom thought Mary wasn't bored.
Tom'un sıkılmaya vakti yoktu.Tom didn't have time to get bored.
Tom bana sıkılmadığını söyledi.Tom told me he wasn't bored.
Tom Mary'nin sıkılmadığını düşündüğünü söyledi.Tom said he thought Mary wasn't bored.
Ben sıkılmadım.I wasn't bored.
Tom kadar sıkılmadım.I wasn't as bored as Tom was.
Tom'un göründüğü kadar sıkılmadım.I wasn't as bored as Tom seemed to be.
Zaten sıkılmadın mı?Aren't you already bored?
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.A strong movie, not boring to watch.
Uzun bir metni sıkılmadan tamamını okuyabilmektedirler .Little Compline is read any time Great Compline is not called for.
Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.Let not your heart be troubled, neither let it be afraid".
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.Some animals do not survive the hours long transports.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.He ran out of country before he got bored.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık."Parking a problem at train station".
Siz ise matematik dersinde sıkılmamak için... ...bu kağıtlarla oynamaya başlıyorsunuz.And to keep yourself amused during your math class you start playing with them.
Of, bunu bütün gün dinlesem sıkılmam. (Gülüşmeler)Couldn't you just listen to that all day?
Çok sıkılmaya başladım ama!I'm really getting bored!
Cemaat sıkılmayacaktır.The congregation won't be bored.
-Benden sıkılmadın değil mi?You're not cross with me, Monika, are you?
O kadar yıl, o kadar kitap, asla bundan sıkılmazdı.All those years, all those books, he never got tired of it.
Durumunuzdan sıkılmanız oldukça kabul edilebilir.It's perfectly reasonable for you to get bored in this situation.
Hâlâ onları düşünmekte Ve sıkılmaktayım.My soul still remembers them, and is bowed down within me.
‹‹Yüreğiniz sıkılmasın. Tanrıya iman edin, bana da iman edin."Don't let your heart be troubled. Believe in God. Believe also in me.
(Ey Muhammed) onlar(ın sözlerin)e üzülme, tuzak kurmalarından da sıkılma.Do not grieve over them, and do not be distressed by what they contrive.
Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.Do not grieve over them, and do not be distressed by what they contrive.
Aslında Bir Konu Var ^ Saatlerce Sıkılmadan Hayvanları İzliyorum.In den Nachmittagsstunden sind die Tiere eher selten zu beobachten.
Sonra utanmadan sıkılmadan seyahat ettiler.Ich war auf Langeweile eingestellt.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Vorsichtshalber stand auf dem Bahnhof ein langer Zug bereit.
Shane bu baskıdan sıkılmaya başlar.Doris beginnt sich zu langweilen.
Seninle insan asla sıkılmaz!Avec toi, on ne s'ennuie jamais !
Onunla insan asla sıkılmaz!Avec elle, on ne s'ennuie jamais !
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod