sıkı ile cümle
sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom frequently waits until the last minute to pay his bills.
Tom uyku tulumundan çıkamıyor. Fermuar sıkışmış.Tom can't get out of his sleeping bag. The zipper is stuck.
Tom ödemek için söz vermesine rağmen, Mary'yi faturayla sıkıştırdı.Even though Tom had promised to pay, he stuck Mary with the bill.
Ben her gün sıkı çalışmak zorundayım.I have to study hard each day.
Tom kar fırtınasından dolayı Boston'da sıkıştı.Tom was stuck in Boston because of the snow storm.
Hükümetin mali durumu sıkıntılı.The government's financial situation is tense.
Bir kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A girl caught her fingers in the door.
Yalnızca biraz sıkıldım.I'm just a little bored.
Tom trafikte sıkışıp kalmıştı.Tom was stuck in traffic.
Sıkıntı için özür dileriz.We apologize for the inconvenience.
Tom sıkıntısını atlatana kadar Mary'ye yardım etti.Tom saw right through Mary.
Bu tip bir kişi sıkıcıdır.This type of person is boring.
Bu kapak benim açamayacağım kadar çok sıkı.This lid is too tight for me to open.
O can sıkıcı ve bencildir.She's annoying and selfish.
Yorgunum ve biraz sıkıntılıyım.I'm tired, and a bit annoyed.
Tom sıkışıklıktan çıkmama yardım etti.Tom helped me out of a jam.
Sıkı bir şekilde konuşulursa, o bundan hiç hoşlanmadı ama bir şey söylemedi.Strictly speaking, she didn't like it at all, but she didn't say a thing.
Benimle el sıkışmayı reddetti.He refused to shake hands with me.
Kesinlikle sıkıntılarımız olacak.We'll have troubles for sure.
Bilgisayarda büyük harfleri yazmak biraz sıkıcı.Typing capital letters on a computer is somewhat tedious.
Bana sıkı sarıl.Hug me tight.
Onlar evli yaşamdan sıkılmış gibi görünüyorlar.It seems that they're bored of married life.
Sıkıcı mısın? Affedersin, sıkıldın mı?Are you boring? Sorry, are you bored?
Sıkıldın mı?Are you bored?
O gerçekten sıkıcı mıydı?Was he really boring?
O hakikaten sıkıcı mıydı?Was he really boring?
Gerçekten sıkılıyor muydun?Were you really boring?
Deli olmak sıkılmaktan iyidir.It's better to be crazy than to be boring.
Sıkıntı yok, her şey kazanç.No pain, all gain.
Kaliforniya sıkıcı.California is boring.
Her sabah araba sürmekten oldukça canım sıkılıyor.I'm getting pretty bored with driving every morning.
Bu sıkıcı oyunu izlemekten usandım.I've gotten tired of watching this boring game.
Biz doğru yoldayız ama sıkı çalışmaya devam edelim!We are on the right road, but let's continue to work hard!
O, elimi sıkıca tuttu ve bıraktı.He held my hand firmly and left.
O, kendi teorisi ile sıkıştı.He stuck with his own theory.
Sana herhangi bir sıkıntı vermek istemiyorum.I don't want to cause you any trouble.
Eğer müzik olmasaydı dünya sıkıcı bir yer olurdu.If it wasn't for music, the world would be a dull place.
Yolda bir trafik sıkışıklığına yakalandık.We were caught in a traffic jam on the way.
O gerçekten can sıkıyor muydu?Was she really boring?
O askerdeyken, sıkı ordu kurallarına uydu.When he was in the military, he conformed to the strict army rules.
İpi sıkıca tuttum böylece düşmedim.I held on to the rope tightly so I wouldn't fall.
Birinin sabrından asla faydalanma, çünkü er yada geç sıkılacaktır.Never take advantage of someone's patience, because sooner or later he'll grow tired.
Hayatım boyunca en sıkıcı geziydi.It was the most boring trip of my entire life.
Bütün erkek çocukları Carol'un sıkıcı bir kişi olduğunu düşünüyordu.All the boys thought Carol was a boring person.
Yumurtaları sıkı tut yoksa onları kıracaksın.Hold the eggs tight or you'll break them.
Amma sıkıcı.What a drag!
Gerçekten can sıkıcısın.You are really annoying.
Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.The truth can be more painful than a lie.
Merdiveni sıkı tutun.Hold the ladder tight.
Yabancı dilleri öğrenme sıkıcıdır.Learning foreign languages is boring.
Yabancı diller öğrenmek sıkıcıdır.Learning foreign languages is boring.
Sana bu kadar sıkıntı verdiğim için özür dilerim.I'm sorry to have caused you so much trouble.
Ah! Parmağım kapıda sıkıştı.Ouch! My finger got caught in the door.
İçimde bir sıkıntı var.I have a bad feeling.
Ne kadar da sıkıcı bir film! Hiçbir şey olmuyor!What a boring film! Nothing ever happens!
Başarılı olmak için sıkı çalıştın.You have worked hard to succeed.
Sıkılmış bir yumrukla kimsenin elini sıkamazsın.You can't shake someone's hand with a clenched fist.
Tom'un bir çöp sıkıştırıcısı var.Tom has a trash compactor.
Sıkı bir programımız var.We have a tight schedule.
Daha sıkı çalışmış olsaydı; başarabilirdi.If he had worked harder, he could have succeeded.