sıkı ile cümle

sıkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ile asla sıkıcı bir an yoktur.There's never a dull moment with Tom.
Sami, çocukları için istikrarlı bir ortam sağlamak için çok sıkı çalıştı.Sami worked very hard to provide a stable environment for his children.
Sami pek çok başarısız ilişkiden sıkıntı yaşadı.Sami suffered from many failed relationships.
Trafik sıkışıklığı yok.There's no traffic jam.
Bu, Tatoeba'nın en sıkı korunan sırlarından biridir.This is one of Tatoeba's most closely guarded secrets.
Bu, Boston’un en sıkı korunan sırlarından biridir.This is one of Boston's most closely guarded secrets.
Sami çok sıkıntılıydı.Sami was very troubled.
Sami, Leyla'yı sıkıntıya sokmak istemedi.Sami didn't want to get Layla in trouble.
Tom başka herkesten daha sıkı çalışır.Tom works harder than anyone else.
Sami'nin rehabilitasyonu daha sıkı çalışma gerektirir.Sami's rehabilitation requires more hard work.
Sami gerçekten sıkı çalışıyor.Sami is working really hard.
Onu sıkıştırın.Zip it.
Neden bu kadar sıkılıyorsun?Why are you so troubled?
Ben sıkılmadım.I wasn't bored.
Tom kadar sıkılmadım.I wasn't as bored as Tom was.
Neden insanlar el sıkışır?Why do people shake hands?
Tom'un göründüğü kadar sıkılmadım.I wasn't as bored as Tom seemed to be.
Tom ve Mary'nin sıkıldığını düşünüyor musun?Do you think that Tom and Mary were bored?
Sence Tom ve Mary sıkıldı mı?Do you think that Tom and Mary were bored?
Sence Tom sıkılmış olabilir mi?Do you think Tom could be bored?
Tom'un sıkılmış olabileceğini düşünüyor musun?Do you think that Tom could be bored?
Zaten sıkılmadın mı?Aren't you already bored?
Zaten sıkıldın mı?Are you already bored?
Sıkıntı olmayacaktır.There shouldn’t be any issues.
Tom'un sıkıcı olduğunu biliyorum.I know Tom is boring.
Tom'un sıkıntılı olduğunu biliyorum.I know Tom is troubled.
Burada sıkıldım.I'm bored here.
Tom iş bulmakta sıkıntı yaşadı.Tom had a hard time finding a job.
Silah yasasının sıkılaştırılmasına karşı değilim.I'm not against outlawing guns.
Boston sıkıcı.Boston is boring.
Tom sıkıldı, değil mi?Tom is bored, isn't he?
Tom sıkı, değil mi?Tom is strict, isn't he?
Tom burada sıkıştı.Tom is stuck here.
Tom ve Mary sıkıldı.Tom and Mary are bored.
Tom ve Mary sıkılıyorlar.Tom and Mary are boring.
Tom sıkılıyor, değil mi?Tom is getting bored, isn't he?
Sıkışmış bir şey var.There's something stuck.
Sıkı durun.Brace yourselves.
Tom, Mary'nin elini çok sıkı tuttu ve gitmesine izin vermedi.Tom held Mary's hand very tightly and wouldn't let go.
Tom bunu yapmaktan sıkıldığını söyledi.Tom said he's tired of doing that.
Tom, Çin yemeği yemekten sıkıldığını söyledi.Tom said he's tired of eating Chinese food.
Ayağındaki sıkıntı devam ediyor mu?Are you still having foot problems?
Ayaklarındaki sıkıntı devam ediyor mu?Are you still having foot problems?
Bu ayakkabılar çok sıkıyor.Those shoes are too tight.
Tom kolayca sıkılır.Tom becomes bored easily.
Avustralya’da burada sıkışıp kaldım.I'm stuck here in Australia.
İş bitene kadar Avustralya’da sıkışıp kaldım.I'm stuck here in Australia until the job is finished.
Sıkıldıklarını söylediler.They said they were bored.
Sıkışık bir ortamda birinin önünden geçerken kıçını mı önünü mü dönersin?When squeezing past someone, do you give them the butt or the crotch?
Kayıp zamanı telâfi etmek için sıkı çalışmak zorundayım.I have to work hard to make up for lost time.
Tom iş bulmakta çok sıkıntı yaşıyor.Tom is having a lot of trouble finding a job.
Bu kadar sıkı çalışmaya alışık değilim.I'm not used to working this hard.
Şu an fena sıkıldım.I'm pretty bored right now.
Bütün sıkıntıların kaynağı ne?What's causing all the problems?
Tom'un bahanelerinden sıkıldım.I'm sick of Tom's excuses.
Park etmede sıkıntı yaşadım.I had trouble parking.
Ne kadar az mal mülk, o kadar az sıkıntı.Less possessions, less boredom.
Sami'nin hikâyeleri sıkıcıdan başka bir şey değil.Sami's stories are anything but boring.
Buzdolabının arkasına sıkıştım, yardım yollayın.I'm trapped behind the refrigerator. Send help.
Anahtar sıkıştı.The key is stuck.

İlgili Sayfalar